Yoğun Bakım Ünitesi Verilerinin Yazılım Yarışmasına Dönüştüğü, Dünyanın En Büyük Etkinliği Milano’da Gerçekleşti!

4 Ekim 2019

Yoğun bakım ünitesindeki (YBÜ) her uyarı sesi, alarm ve test sonucuyla bir hayatın kaderi çiziliyor; ancak her saniyenin kritik olduğunu bilen doktor için potansiyel olarak hayat kurtarıcı nitelikteki bilgileri işlemek zorlayıcı olabiliyor. Bu veriler hızla genişlediği ve daha karmaşık hâle geldiği için doktorlar, araştırmacılar ve tıp merkezleri artık hayatlarında daha fazla karmaşıklığa yol açmadan bu zengin bilgilerden en iyi şekilde faydalanmanın yollarını arıyor. Şubat ayında Milano’da veri bilimi ve YBÜ‘ye yönelik dünyanın en büyük etkinliğiyle bu çalışmalar adına bir adım atıldı. Kritik Bakım Datathon Etkinliği, yapay zekâ ve büyük veri gibi veri analizi teknolojilerini kullanarak çözüm bulmak için dünyanın dört bir yanından 400’den fazla klinisyeni, veri bilimcisini ve istatistikçiyi bir araya getirdi. Klinisyen ve veri bilimcilerinden oluşan 10 ekibin, birden fazla YBÜ‘den 60.000’den fazla yoğun bakım hastasından oluşan ve demografik bilgileri, hayati belirtileri, laboratuvar testlerini, ilaçları ve klinik notları içeren MIMIC Yoğun Bakım Veritabanı’nı kullanarak klinik bir proje üretmek için yalnızca 36 saatleri vardı. Yazılım geliştirme alanında 2000’li yılların ortalarında Silikon Vadisi‘nde popüler hâle gelen kısa ve yoğun yazılım yarışmalarına benzer şekilde Kritik Bakım Datathon Etkinliği de bu tıp uzmanlarının gerçek klinik soruları yanıtlamasına olanak sağladığı tam kapsamlı, iş birlikçi bir deneyim yarattı.

Bu yıl etkinliği düzenleyip başkanlık eden Humanitas Universitesi’nden Maurizio Cecconi, etkinliğin amacını ve faydalarını, “Farklı deneyimlere sahip insanları bir araya getirmek ve farklı becerilere sahip insanları aynı masada buluşturarak işlerin aslında hiç de karmaşık olmadığını göstermek” olarak belirtiyor.

Profesör Cecconi, yoğun bakım ünitesindeki klinisyenlerin her gün monitörlerden, test sonuçlarından ve elektronik tıbbı kayıtlardan elde edilen bilgilerle veri bombardımanına tutulduğunu ve dolayısıyla YBÜ’nün artık veri dönüşümü gerçekleştirmesinin vaktinin geldiğini söylüyor ve ekliyor: “Hem klinisyenler hem de mühendisler artık bu verileri daha kullanışlı, çok daha kullanıcı dostu ve çok daha gerçek zamanlı hâle getirme ihtiyacının doğduğunu fark etmiş durumda.”

Avrupa Yoğun Bakım Tıbbı Derneği (ESICM) Büyük Veri Konuşması ayrıca, yarışmaya katılmadan büyük verinin endüstrideki potansiyeli hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen katılımcılar için seminerler ve interaktif oturumlar sundu.

Yarışmadan sonra daha fazla geliştirilmek ve ekim ayında Berlin’de gerçekleştirilecek ESICM yıllık toplantısında sunulmak üzere üç proje seçildi.  Bu projelerden biri, son örnek alındıktan iki saat sonra kan gazları için bir arteriyel kan örneğini analiz etmenin klinik faydasını araştırıyor. Diğeri ise bir hasta septik şok nedeniyle tedavi edildikten sonraki saatlerde sıvı yönetimini araştırıyor. Üçüncüsü ise gastrointestinal kanaması olan bir hastanın 24 saat içinde kan transfüzyonuna ihtiyaç duyması olasılığının öngörülmesini araştırıyor.

Sonuç olarak, zorlukları ve sonuçları daha iyi öngörerek bunlar hayati tehlike arz eder duruma gelmeden önce yapılabilecek potansiyel müdahalelerin belirlenmesi amaçlanıyor. Buradaki en büyük fırsat, bilgiyi hastaya yaklaşım açısından daha hızlı işleyebilmek ve ne olduğunu daha iyi görselleştirerek, sonrasını tahmin edebilmek için teknolojiden faydalanabilmek.

Örneğin, veriler hassas tıbbın nihai amacını destekleyen hipotansiyon, miyokard enfarktüsü, septik şok veya YBÜ’lerde ve hastanelerde sık görülen diğer enfeksiyonların riskini tahmin etmeye yardımcı olabilir. Verilerin, hastalığı erken tespit edebilme ve hastalığa neden olma olasılığı daha yüksek paternleri tespit edebilme kabiliyetinin yoğun bakım içinde ve dışında her doktora çok büyük bir yardımı dokunabilir.

Ayrıca verilerin daha iyi şekilde yönetilmesi, klinisyenlerin en iyi yaptıkları şeye odaklanmasına olanak tanıyacağı,  yani artık bilgisayarlarla değil hastalarla ilgilenebilecekleri anlamına geliyor.

Profesör Cecconi, bu teknolojinin faydasını sosyolojik ve psikolojik açıdan da değerlendiriyor:“Bilgisayarlardan daha fazla destek aldığımızda en nihayetinde hastalarla ve ailelerle daha fazla vakit geçirebileceğiz. Doktorlar olarak bilgisayarda veri görüntülemekten pek hoşlanmıyoruz çünkü hastalarla vakit geçirmek ve daha çok onların başlarında olmak istiyoruz. Bu teknolojinin, anlaşılması daha kolay veriler sunmak adına bilgi ve veri işlemeyi kolaylaştırarak bize gerçekten yardımcı olabileceğini düşünüyorum.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir