Yoğun Bakım Farkındalık Ayı: Yoğun Bakımın Arkasındaki 35 Yıllık Emek ve Tecrübe

12 Mayıs 2021

Çok büyük özveri ile çalışan yoğun bakım ekipleri, hastaların verdiği yaşam mücadelelerine her gün yakından tanıklık ediyor. Mesleklerini titizlikle icra eden ekipler, hastaların hem şifacısı hem de yoldaşı oluyor. 

Uzun süredir bu mücadelelerin en yakın tanığı olan isimlerden; Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yalım Dikmen, “Kırk sene önce Cerrahpaşa’ya bir girdim, bir daha da çıkamadım. Sonra o zamanki hocalarım, benim yoğun bakımda çalışmamın uygun olduğunu düşündüler. 35 senedir de yoğun bakımda çalışıyorum.” diyor. Dikmen, bugün geriye dönüp baktığında bu kararın ne kadar doğru olduğunu ve yoğun bakımın gerçekten çok farklı bir deneyim olduğunu söylüyor.

Yoğun Bakımda çalışmak nasıl bir duygu?

Yoğun bakımın stresli bir ortam olduğunu ve ekiplerin her zaman stres altında çalıştığını göz önüne alırsak, pandeminin stresin ötesinde yorgunluk getirdiğinin altını çizen Yalım Dikmen, işinizi iyi yaptığınızı düşünmenin stresle başa çıkmanın en iyi yolu olduğunu söylüyor. Aynı zamanda ekiplerin birbiriyle olan iletişimi, arkadaşlığı da bu konuda oldukça fayda sağlıyor. Her gün kritik hastalarla uğraşmak ve bunun getirdiği stres, zaten yoğun bakım ekiplerinin alışık olduğu bir konu ama pandemiyle birlikte kritik hasta sayısının artması ve bunlara yetişmeye çalışmak ekipler için artı bir yük oldu. Dikmen, başta ortama bir endişe hakimken ilk dalganın gelmesiyle beraber yoğun bakım ekiplerinin büyük bir hasta yüküyle karşı karşıya kaldıkları zaman bile her şeyi olması gerektiği gibi yürüttüğünü söylüyor

“Zannediyorum Türkiye’deki sağlık çalışanlarının hepsi için söylenebilecek şey: Herkes büyük bir iyi niyetle ellerinden gelenin en fazlasını yaptı. Hatta beklenenin çok ötesinde bir çabayla yoğun bakım hastalarına, Covid-19 nedeniyle kritik duruma gelmiş hastalara yardım etmeye çalıştılar.” 

Tabii ki bu, özverili çalışmaya rağmen herkesin çok mutlu olduğunu söyleyemeyiz. Covid-19, sağlık çalışanlarını bugüne kadar alışık olunmayan mortalite rakamlarıyla karşı karşıya bıraktı. Aslında tedavi etmeye alışık oldukları kritik hastalarda beklenmedik sorunlarla karşı karşıya kalmalarına neden oldu. Bu durum şevk kırıcı olarak algılanabilir; ancak ekipler işlerini kritik hastalara bakmak olarak görüp hala ellerinden geleni en iyi şekilde yapmaya devam ediyorlar.

Pandemiyle birlikte yoğun bakımlarda günlük bakım pratikleri de değişti. Dikmen yeni günlük rutinden bahsederken “Bir defa herkes yorgun. Gündelik hasta yoğunluğuna yetişmeye çalışırken çok fazla fark etmiyoruz, üzerinde çok fazla duramıyoruz ama bu pandeminin bize getirdiği yük, aynı zamanda çok büyük bir bilgi birikimi de oluşturuyor.” diyor. 

Peki hem Cerrahpaşa’daki yoğun bakımların hem de genel olarak Türkiye’deki yoğun bakımların gelişimleri nasıl? 

Yalım Dikmen bu soruya; teknolojinin gelişmesi, yoğun bakım ekibinin öneminin anlaşılması ve yoğun bakıma eğitimli ekibin dahil olması (özellikle yoğun bakım eğitimi almış hemşirelerin yetişmesi ve bu insan gücünün hasta bakımına katılması) cevabını veriyor. Hastaların takibinin monitörizasyonunda kullanılan bilgilerin ve bu bilgileri hasta başına yansıtacak teknolojilerin gelişmesi, solunum desteğinde uygulanan mekanik ventilatörlerin gelişmesi gibi değişimler teknolojik ilerlemelerin başında yer alıyor. Dikmen, yoğun bakıma başladığı zaman birinci ve ikinci jenerasyon ventilatörlerle başladığını, şimdi ise dördüncü hatta beşinci jenerasyona doğru geçtiklerini ifade ediyor.

Covid-19 Tedavisinde Yoğun Bakım Teknolojileri

Yoğun bakımdaki Covid-19 hastalarının tedavisinde mekanik ventilatör teknolojisi ön plana çıkıyor. Hastalar ARDS tablosuyla yoğun bakıma geliyorlar ve bu hastaların mutlaka solunum desteği almaları gerekiyor. Yalım Dikmen, “Benim açımdan en ön plana çıkan teknoloji, Nazal Yüksek Akışlı Oksijen Tedavisi ve bununla birlikte Naninvazi Ventilasyon Kombinasyonu oldu.” diyor. Hastalarda nazal yüksek akışı çoğunlukla kendi başına değil, kısa süreli naninvazi ventilasyonla kombine kullandıklarından ve bundan çok büyük yarar gördüklerinden bahsediyor. Bunun da ellerinde bulunan ventilatörlerde iki opsiyonu bir arada kullanmak için büyük şans sağladığını söylüyor. Bunun yanında yoğun bakım üniteleri ve yoğun bakıma gelmiş hipoksemik hastalar için prozen proziyonun öneminin altını çiziyor:

“Pron pozisyonu, naninvazin ventilasyon uygulamasında ya da yüksek akışlı oksijen uyglamasında kullanmayı öğrendik. Bu önemli bir değişiklik. Pron pozisyonun daha önce alıştığımız sürelerin ötesinde daha uzun uygulamaların hastalara faydası olduğunu gördük. Bu yeni bir şey ama uzun süre pron pozisyonda hasta bakmanın bir takım komplikasyonları var. Şu an bunlarla başa çıkmaya çalışıyoruz.”

Yalım Dikmen ARDS hastası tedavilerinde faydası olabilecek gelişmeler arasında; özellikle ağır ve invazi ventilasyon gerektiren hasta grubu açısından, bir taraftan akciğer ödemini ekstravasküler akciğer suyuyla değerlendirip sıvı yönetimini daha invaziv hemodinomik monitörizasyon teknikleriyle kullanmayı, diğer taraftan ise daha ayrıntılı solunum mekaniği ölçümleri yapmayı (fonksiyonel rezidüel kapasite ölçümleri ile birlikte peep titrasyonu gibi daha gelişmiş teknolojilerle daha ayrıntılı değerlendirmeler yapmak) örnek gösteriyor. Yine de tüm bunlarla ilgili henüz bir bilgi birikimi olmadığının altını çiziyor. Bu bilgilerden nasıl bir tedavi sonucu çıkartılacağı konusunda şu anda çok net bir şey söylemenin mümkün olmadığını ama bunların hepsinin geniş bir bilgi havuzunun içine katıldığını belirtiyor.  

Dikmen, “Önümüzdeki dönemde, oturup rahatlayıp da bunlar neymiş diye geri dönüp baktığımızda buradan önemli bilgiler çıkacağını düşünüyorum.” diyor.

Pandemi süreci yoğun bakımlarla ilgili bize neler öğretti?

Yalım Dikmen, bu dönemde elde edilen bilgi birikiminin pandemi sonrasında hastalara nasıl yaklaştığımızı, nasıl tedavi ettiğimizi değiştirecek diye düşünüyor:

“Örneğin, eskiden korktuğumuz hipoksemi seviyelerinden belki artık o kadar korkmayacağız veya eskiden korktuğumuz yüksek oksijen konsantrasyonundan belki o kadar korkmayacağız. Tabii bunlar biraz zaman alacak, bu bilgilerin tam olarak ortaya çıkması, daha fazla değerlendirme yapılmasına ihtiyaç duyuruyor. Belki biraz rahatlar, nefes alırsak eskiden gelen bilgilerin bugün itibariyle değişeceğini düşünüyorum ve bu konuyla ilgili çalışma yapılması gerekecek. Bu anlamda aslında şu anda ne kadar yorucu, ne kadar üzücü olursa olsun bu süreç, hasta bakımı ve tedavisi anlamında baktığımızda ufuk açıcı olacaktır.”

Dijital Yoğun Bakıma Doğru

Yalım Dikmen, “Geçmişten bugüne baktığımızda, yoğun bakımların bu kadar gelişmesinin altında yatan önemli etkenlerden bir tanesi mikro işlemci teknolojisinin yani dijitalleşmenin gelmesi. Bundan sonra da teknolojinin ileriye doğru atacağı adımlar aslında dijital yoğun bakımlar olacaktır.” diyor. Yalnız dijital yoğun bakım deyince akla sadece hasta kayıtlarının veya hastaya ait verilerin dijital ortama toplanması ve saklanması gelmesin. Dikmen’e göre, bir de bunların değerlendirme süreçlerinde bilgisayar teknolojilerinin yardımı olması gerek. 

Yoğun Bakımda Eğitimli İş Gücünün Önemi 

Eskiden kapalı kapılar ardında kalan yoğun bakım, pandeminin herkesin hayatına dokunmasıyla birlikte daha çok bilinir, daha çok konuşulur oldu. Halkın bildiği, gördüğü bir şey haline geldi. Yalım Dikmen, özellikle böyle pandemi şartlarında yoğun bakıma beklenmeyen yükler geldiğinde yeterli sayıda hekim ve hemşirenin olmasının ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığını ve elinde olsa ilk olarak eğitimli iş gücünü artıracağını söylüyor. 

“Bu meslekte keşfetmeyi ve öğrenmeyi sevmek gerek”

Yoğun bakımın henüz sadece 60 senelik bir geçmişe sahip olduğu göz önüne alındığında, hala yeni bir bilim dalı olduğu söylenebilir. Dolayısıyla keşfedilecek ve öğrenilecek çok fazla şey var. 

Yalım Dikmen genç meslektaşlarına, “Kritik hastalarla uğraşmak çok yorucu olabilir ama sonuçları iyi olduğunda son derece tatmin edici bir branş. Çok önemli kararlar veriyorsunuz ve bu kararları verirken çoğu zaman yalnız oluyorsunuz, büyük sorumluluk taşıyorsunuz. Keşfetmeyi ve öğrenmeyi mutlaka seven birisi olmanız ve ciddi sorumlulukların altına girmeyi göğüslemeniz gerekiyor.” diyor.

Yalım Dikmen’e çok kıymetli paylaşımları için teşekkür ediyor, tüm yoğun bakım çalışanlarının Yoğun Bakım Farkındalık Ayı’nı kutlarız. 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir