Yenilikçilikle Değişen Yaşamlar…

24 Ocak 2014

blog için

Yirmibirinci yüzyıl, “liderlik” tanımının da kökten değiştiği bir dönem oldu. Geçmişin “karizmatik”, “olgun”, “ulaşılamaz” liderleri, yerini bambaşka bir nesile devretti. Şimdi henüz 30’lu yaşlarında, çok daha kolay ulaşılabilir, zeki ve yaratıcı liderlerin dönemi. Jeff Bezos, dünyanın en büyük e-ticaret şirketi olacak Amazon’u kurduğunda henüz 30 yaşına yeni girmişti. Dünyanın en zengin iş adamlarından biri haline gelen Larry Page, Google’ın temellerini attığında ise 25 yaşında bile değildi. Marc Zuckerberg’in Facebook’u henüz kolej sıralarındayken ortaya çıkardığını ise bilmeyen yok…

Yeni dünya düzeni kendi kurallarını oluşturmaya devam ederken, bu değişimi sahiplenen kurumlar kendi liderlerini yetiştirme konusunda hiç durmadan çalışıyor. Özellikle “yenilikçilik” konusunda liderliği hedefleyen şirketlerin büyük bir bölümü, bu kültüre hızlıca adapte olacak genç beyinlere yatırım yapıyor. Bir fikri olan, onu geliştirmek isteyen, yeniliğe açık ve yaratıcı gençler, yarını tasarlayan şirketler için en değerli insan kaynağı…

Sağlık ve enerji sorunlarına meydan okuyacak genç zihinleri arayan GE Türkiye İnovasyon Yarışması da GE Türkiye’nin bu konudaki vizyonunu açıkça ortaya koyan etkinliklerden biri… Şimdilerde yarışmada son dönemece girildi. 27 Eylül ve 27 Aralık tarihleri arasında “Sağlık” ve “Enerji” kategorilerinde hazırlanan teklifler şu an değerlendirme aşamasında.

Peki ya sonra?

Bu noktada birçok kişinin aklında benzer bir sorunun canlandığını biliyoruz: “Peki ya sonra?”…Bundan sonra neler olacak? Yenilikçilik kültürü bir yarışmanın sonucunun çok ötesinde, bir kültürü işaret ediyor. Yarışma, gençlerimizin içindeki inovasyon enerjisini ortaya çıkarmak için sadece bir araç… Asıl önemli olan kazanmak ya da kaybetmek değil, yenilikçilik kültürünün bireysel anlamda geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak…

Blogda bundan önce yayınlanan birçok yazıda da altını çizdiğimiz gibi, söz konusu yenilikçilik olunca, “sürdürülebilirlik” ve “azim” en önemli kriterler olarak karşımıza çıkıyor. GE Türkiye olarak özellikle gençler arasında “yenilikçilik” ruhununun oluşturulması ve geliştirilmesi konusunda birçok önemli çalışmaya imza atmak ilk hedeflerimizden biri. Bu noktada en önemli ilham kaynağımız ise yaptığı yenilikler ile dünyayı değiştirmiş, ünlü bilim adamları ve mucitler oluyor…

Dilerseniz şimdi bizim ilham kaynağımız olan bu isimlerden birkaçının hikayesine göz atalım. Sadece yaşadığı yüzyılı değil, kendisinden sonra gelen nesillerin hayatını şekillendiren Thomas Edison ya da işitme engelli insanların sessizliğini ortadan kaldırmaya çalışırken telefonu icat eden Graham Bell gibi…

Bu iki tanınmış bilim insanının ortak özelliği, araştırma, öğrenme ve yenilikçiliği bir yaşam biçimi olarak seçmiş olmalarının yanı sıra bu yolla kendileriyle birlikte milyonlarca insanın hayatını etkilemiş olmaları.

Doğuştan işitme engelli olan annesi için yaptığı çalışmalar sonunda müzik sesinin bir tel aracılığıyla aktarılabilmesi konusuna yoğunlaşan Graham Bell, işitme engelli öğrencilerinden birine aşık oldu ve evlendi. Böylece işitme engelli annesi için başladığı savaşa eşi için devam etti. Sonunda ise tüm insanlığın sağırlığını gideren bir buluşu armağan etmiş oldu.

Yedi kardeşin en küçüğü olarak Ohio’da doğan Thomas Edison ise yaşamı boyunca birçok güçlükle mücadele etmek zorunda kalmıştı. Okula başladıktan yedi ay sonra algılamasının yavaşlığı nedeniyle okuldan uzaklaştırılan Edison, küçük bir çocuk olmasına rağmen pes etmedi ve evlerinin kilerinde bir kimya laboratuarı kurdu. Kimya deneylerinin yanı sıra volta kaplarından elektrik akımı elde etmeye yönelik araştırmalar da yaptı. Edison 12 yaşına geldiğinde bir yandan trende dergi ve meyve satıyor, bir yandan da trenin yük vagonunu yerleştirdiği küçük bir baskı makinesi ile haftalık bir gazete basıyordu. Ama bir gün içinde kimyasal madde bulunan şeylerden biri kırılıp vagonda yangın çıkınca Edison hem trendeki işinden oldu hem de ömür boyu ağır işitmesine yol açacak biçimde yaralandı. Daha sonra telgrafçılık öğrenmeye karar veren Edison 1863-1868 arasında ABD ve Kanada da birkaç telgrafhanede çalıştı. 1868 de bir atölye kurdu ama yaptığı elektrikli kayıt aygıtının patentini satamayınca bir yıl sonra parasız ve borçlu olarak Boston’dan New York ‘a gitti.

Bu yaşananlardan yaklaşık 10 yıl sonra elektrikli ampulu icat eden Edison, 1883’te hayatının en büyük icadı olan akkor lambanın üretimini gerçekleştirmeyi başardı. Ve böylece ampul halk arasında yaygınlaşırken tüm insanlığın “körlüğünü” gidermiş oldu.

Thomas Edison, Graham Bell, Madame Curie, Albert Einstein, Sir Isaac Newton, Leonardo da Vinci, Stephen Hawking… Ve ömrünü araştırmaya, öğrenmeye, yeniliğe adamış sayısız bilim insanı… Tümünün yaşam öyküsü birbirinden farklı… Neredeyse hepsi yaşamı boyunca maddi sıkıntılara, savaşlara, hastalıklara ve imkansızlıklara, önyargılara göğüs germek zorunda kalmış olmasına rağmen, yılmadan çalışmaya devam etti. Bazılarının amacı sadece kendi hayatlarını ya da sevdiklerinin hayatını kolaylaştırmak, değiştirmekti. Bazıları ise insanlık adına bir değişim yaratmanın peşindeydi. Öyle ya da böyle içlerindeki yenilikçi enerji ile kendilerinden yüzyıllar sonra yaşayan nesillerin bile hayatını değiştirmeye devam ediyorlar.

İşte GE Türkiye İnovasyon Yarışması ile amacımız 21’inci yüzyılın dahilerine ilham verebilmek. Küçük bir kıvılcım ile milyonların hayatını değiştirecek bir “yenilikçi” olamayacağınızı kim söyleyebilir ki?

 

 

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir