Yenilikçi Doğulmaz, Yenilikçi Olunur!

26 Aralık 2013

boyutlandırma

İş dünyası, son dönemde “yaratıcılık” ve “yenilikçilik” gibi kavramların önemini iyiden iyiye kavramış durumda. Hal böyle olunca inovasyon yaratacak yenilikçi beyinlere olan ihtiyaç da gün geçtikçe artıyor.

Bir kurumu “yenilikçi” yapan şey ise onun insan kaynağının içindeki “yenilikçilik” enerjisi kuşkusuz. Peki, bireyi “yenilikçi” yapan nedir? İnovasyon kültürünü sonradan edinmek mümkün müdür? Yoksa yenilikçilik doğuştan gelen bir özellik midir? İşte son dönemin en fazla tartışılan konularından biri bu…

Benzer bir tartışma “yaratıcılık” konusunda da süregeliyor ne zamandır. O halde önce “yaratıcılık” ve “yenilikçi olma” kavramlarının arasındaki farkları netleştirelim…

Yenilikçi düşünce aksiyon yaratır

İnovasyon ve yaratıcılık temelde birbirine yakın kavramlar gibi görünse de temel farklılık “aksiyon alma” noktasında çıkıyor. Yirminci yüzyılın en ünlü mucidi Thomas Edison’u ele alalım… İçinde yaşadığı yüzyıldaki yaşam tarzını dramatik bir şekilde değiştiren Edison, tamamen yenilikçi icatlarının yanı sıra, var olan sistemlerin geliştirilmesi üzerine önemli çalışmalar hayata geçirmiştir. Bugün hayatımızın en önemli parçası haline gelen birçok icat Thomas Edison ve yüzlerce çalışanının uzun yıllar süren araştırmaları sayesinde bulundu. Ünlü mucidin kendisine “Yaşadığınız başarısızlıklar size ne hissettirdi?” sorusuna “Ben başarısız olmadım. Ampulun çalışmayan 10 bin çeşidini buldum” diyerek cevap vermesi, yenilikçilik yolunda hiç durmadan çalışmak gerektiğinin en kısa açıklaması değil midir zaten? Bugünün yenilikçi liderlerinin ya da yenilikçi kurumlarının ortak özelliği, önce kendilerini, sonra içinde yer aldıkları kurumları ve günün sonunda ait oldukları toplumu değiştirme cesaretini kendilerinde bulmalarından geçiyor.

Hayır, öyle doğmadılar!

Yukarıda okuduğunuz özellikleri kendinizde buluyor musunuz? Değişim için gerekli olan cesarete sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz? Konfor alanınızdan çıkmaya ve yenilikler peşinde koşmaya ne sıklıkta cesaret edebiliyorsunuz? Her zaman mı? Bazen mi? Yoksa hiç mi?

Bu soruya verdiğiniz cevap nedir bilmiyoruz. Her ne olursa olsun, şimdi çevrenizde “yenilikçi” olarak nitelendirebileceğiniz tüm liderleri ve kurumları gözünüzün önünden geçirin… Tümünü. Sizce ortak özellikleri ne? Çok cesur olmaları mı? Sınırları aşma konusundaki cesaretleri mi? Kendilerine, çevrelerine ve hatta rakiplerine ilham vermeleri mi? Belki evet belki hayır. Onların asıl ortak noktası, hepsinin bu özelliklerini “sonradan” kazanmış olmaları. Çünkü yenilikçilik, yaratıcılık gibi doğuştan getirilen bir özellik değil. Hiç bitmeyen bir öğrenme süreci. Bir iş yapış biçimi… Tam da bu noktada yaratıcılık ve yenilikçilik arasındaki temel farklardan biri daha çıkıyor ortaya: Ölçülebilirlik.

Bir bireyin ya da organizasyonun yaratıcılığını ölçmek için bir birim henüz icat edilemedi. Hala çok yaratıcı ya da az yaratıcı gibi “subjektif” değerlerimizle ölçüyoruz. Oysa yenilikçilik son derece somut ve ölçülebilir bir kavram. Ve sonradan öğrenilebiliyor.

ImagineNation adlı bir danışmanlık şirketinin tek ve çift yumurta ikizleri arasında yaptığı araştırmanın sonuçları oldukça ilginç. Araştırmaya göre “Yenilikçi” olarak adlandırılan bireylerin yüzde 25 ile yüzde 40’ının doğuştan yaratıcı olduğu görülüyor. Aynı araştırmaya göre yenilikçilik kültürünün yüzde 60-75’i ise sonradan öğrenme yoluyla kazanılıyor. Kısacası kendinizde bu enerjiyi bir parça bile görüyorsanız üzerinde çalışarak çok daha yüksek seviyelere ulaşmanız mümkün. Ta ki gerçek kapasitenize ulaşıncaya kadar.

Nereden başlamak gerekiyor?

Bireysel ya da kurumsal anlamda bir “yenilikçilik kültürü” yaratmak istiyorsanız yapmanız gereken ilk şey sizi sarmalayan kalıplarınızdan kurtulmak. Bunu yapmak oldukça zor gibi görünse de başarıya giden ilk adım konfor alanınızı bir an önce terk etmekten geçiyor. İkinci olarak iletişim yetenekleriniz konusunda mesai harcamalısınız. Çevrenizdeki herkesle açık ve güvenli bir iletişim alanı oluşturun. Sorgulamaktan, araştırmaktan ve yeni deneyimler yaşamaktan asla korkmayın. Yeni ufuklara yelken açmak, sınırları zorlamak için ihtiyacınız olan ilham ancak bu şekilde gelebilir. Böylece aklınızı kurcalayıp duran “Neden?” sorusunun yanıtını bulmuş olacaksınız.

Sıra geldi “Nasıl?” sorusuna… Bunun için ise yenilikçi bulduğunuz liderlerin ya da şirketlerin bir listesini çıkarın. Ve onların bunu nasıl başardığını çözmeye çalışın. Daha önce de söylediğimiz gibi yenilikçilik bir öğrenme süreci. Tıpkı önünüzde bir sınav varmış gibi çalışmalı, yenilikçilik yaratabilmek için izleyeceğiniz yolları belirlemelisiniz.

Şimdi proaktif olma zamanı!

Harekete geçin. Şartlarınızın “şu anda” nasıl olduğunu belirleyin, sonrasında da nasıl olması gerektiğini… Sonra da bunu nasıl gerçekleştirebileceğiniz konusunda kendinize bir yol haritası çizin. Elbette yolunuza engeller çıkacak. Yeni yollar bulmanız gerekecek. Ama sonunda kendiniz ve organizasyonunuz için mutlu ve sürdürülebilir bir gelecek yaratmış olacaksınız unutmayın.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir