Üretimin Geleceğine Hazırlık – II

21 Mayıs 2018

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2018 toplantısı geçtiğimiz Ocak ayında İsviçre’nin Davos kentinde yapıldı. “Parçalanan Dünyada Ortak Gelecek Oluşturmak” sloganıyla düzenlenen toplantıda, Dördüncü Sanayi Devrimi de en çok konuşulan konulardan biri oldu. Dünya Ekonomik Forumu’nun A.T. Kearney iş birliği ile hazırladığı “Readiness for the Future of Production Report 2018” araştırma raporunda kapsamlıca ele alınan “Dördüncü Sanayi Devrimi”, yaratacağı potansiyel ve olası sonuçlarıyla birlikte ayrıca değerlendirildi. Rapor doğrultusunda öne çıkan ve öngörülen sekiz önemli sonuç ise şu şekilde sıralanıyor:

 

  1. Üretimdeki küresel dönüşüm birtakım güçlükler yaratacak: Dönüşüme hazır ülkeler hızla yol alırken, yeterince hazırlanmayanlar geride kalacak. Küresel üretimin %75’ini gerçekleştiren, çoğu Avrupa ve Uzak Doğu’daki 25 ülke üretim ve verimlilikte artış yakalarken; Latin Amerika, Orta Doğu, Afrika ve Avrasya’daki ülkelerin %90’ı hazırlıksız yakalanacak ve aradaki fark daha da belirginleşecek.

 

  1. Ülkeler kendilerine alternatif yollar seçecek: Kimi ülkeler ileri üretim teknolojilerine yönelirken, kimileri geleneksel üretime ağırlık verecek ve ucuz iş gücünün avantajını kullanacak. Bu noktada her ülkenin doğru strateji benimsemesi büyük önem kazanacak.

 

  1. Her ülkenin gelişime açık yanları bulunuyor: Henüz dönüşüm sürecinin başında yer alıyoruz. Bu nedenle hiçbir ülke Dördüncü Sanayi Devrimi’nin nimetlerinden yararlanma konusunda tam anlamıyla hazır değil. Japonya mevcut üretim yapısı bağlamında, ABD ise üretimin itici güçleri konusunda öne çıkıyor. Ancak en gelişmiş ülkeler bile henüz her alanda bir yetkinliğe ulaşabilmiş değil.

  1. Her grubun kendine göre bir önceliği var: Önde gelen ülkelerin yeni teknolojiler tasarlaması ve test etmesi gerekiyor. Çağa ayak uyduramayan ülkelerin arkada kalmaktan kurtulması şart. Çünkü bir yandan gelişmiş ekonomiler ileri üretim tekniklerine yönelirken gelişmekte olan ülkeler de ucuz iş gücü avantajını ele geçiriyor. Yüksek potansiyelli ülkelerin yapması gerekenlerin başında mevcut üretim yapısını güçlendirmek ve çeşitlendirmek geliyor. Gelişmekte olan ülkelerin ise doğru bir strateji benimsemesi, ileri üretim tekniklerine mi yoksa geleneksel üretime mi ağırlık vereceğine karar vermesi gerekiyor.

 

  1. Yeni teknolojik paradigma, gelişmekte olan ülkelere fırsatlar sunuyor: Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkan yeni üretim yöntemleri ve gelir kapıları, gelişmekte olan ülkelere gelişmiş ülkelerle arayı kapama fırsatı tanıyor. Mevcut üretim yapılarını dönüştürmenin maliyeti düşünüldüğünde, sıfırdan başlamak bir rekabet avantajına dönüşebiliyor.

 

  1. Dördüncü Sanayi Devrimi küresel üretim haritasını değiştirecek: Yeni değer zincirleri, bazı ülkeleri üretim anlamında avantajlı konuma getirecek. Yeni ürün ve hizmetlerin potansiyel müşterilerine yakın olma isteği, küresel üretim haritasında değişime yol açabilecek. Bu anlamda ülkelerin, üreticilere cazip gelecek beceriler geliştirmesi kritik bir önem kazanacak.

 

  1. Üretimin geleceğine hazır olmak için yerel değil, bölgesel ve küresel çözümler geliştirmek gerekecek: Küresel üretim sistemleri sadece ileri yöntemler değil, aynı zamanda da küresel standartlar ve normlar gerektirecek. Düzenlemeler konusunda ülkelerin iş birliği büyük önem arz edecek.

 

  1. Dönüşümü hızlandırmak için kamu – özel iş birliği konusunda yeni ve yenilikçi yaklaşımlar benimsemek gerekecek: Ülkelerin karşı karşıya olduğu sıkıntıların sadece devlet ya da sadece özel sektör tarafından çözülmesi mümkün görünmüyor. Bu anlamda iş birliği şart. Geleneksel kamu – özel iş birlikleri bir noktaya kadar işe yarasa da daha etkin çözümler için yenilikçi iş birliği modelleri geliştirmek gerekiyor.

 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir