Umuda Sarılan Ailenin Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Endişeyle Başlayıp Mutlulukla Biten Hikâyesi

10 Temmuz 2021

Yeni bir can dünyaya gelir, beraberinde hayata mutluluk getirir. Bazen de mutluluğa kavuşmak için umuda sarılmak gerekir. Ahmet Alkın bebeğin hikâyesi de bir hayata tutunma mücadelesi ve umudun hikâyesi…

Ünüvar ailesi çift yumurta ikizi bebeklerini bekliyorlardı. Her şey yolunda giderken, 15. haftada doğum keselerinden biri patladı ve kesedeki bebeğin suyu bitti. Bundan sonraki süreç aile için oldukça endişe vericiydi. Suyu biten bebeğin kalp atışları hala devam ediyordu ancak kalp atışı durduğu an, bebek artık büyüdüğü için anneyi zehirleme ihtimaline karşın hamileliğin sonlandırılması ve diğer bebeğin de kaybedilmesi söz konusu olabilecekti. Her hafta yapılan kan testleri ve ultrason takibiyle 9 hafta geçti. Risk altındaki bebeğin kalp atışları devam edip aileye umut verirken hamileliğin 24. haftasında rahim ağzı incelmesi ve açılmasından dolayı anne, Necmettin Erbakan Tıp Fakültesi’nde tedaviye alındı. Bir hafta sonra doğum sancılarının başlaması üzerine anne sezaryenle doğum yaptı ve Ahmet ile Alkın bebekleri dünyaya getirdi. Maalesef Alkın bebek sadece 2 saat hayata tutunabildi. Ahmet Alkın adını alan diğer bebek ise Selçuk Üniversitesi Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakımı’na sevk edildi. 

Küçük Bir Kalbin Hayata Tutunma Mücadelesi

Oldukça zorlu geçen doğum öncesi sürecin ardından yeni bir zorlu sürece girildi. Çok küçük doğan Ahmet Alkın bebeğin kuvözdeki 90 günü, ailesinin süt verebilme endişesiyle karışık her daim ayakta tuttukları umutlarıyla geçti. Bu süreçte Ahmet Alkın bebek 2.5 ay entübe kaldı, 100 günlükken ROP (prematüre retinopatisi) ameliyatı oldu. Sürekli entübe olmasından dolayı enfeksiyon kapıyordu; bu nedenle uzun süre antibiyotik tedavisi alması gerekti. 

Ahmet Alkın bebek küçük bedenine karşın tüm bunlara büyük bir dayanıklılık örneği gösterdi ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinde geçen 151 günün ardından taburcu edildi. 

Ahmet Alkın bebeğin babası Emre Ünüvar, bebeğini doğduğu gece görebildi. Annesi İlknur Ünüvar ise bebeğini ilk kez, hastaneden taburcu olduğu gün, yani doğumdan iki gün sonra görebildi. İkisi de “ani bir doğum ve bir kayıp yaşadıkları için hiçbir şey hissedemediklerini, durumu idrak edemediklerini” ifade ediyor. Çiftin bebeklerini kucaklarına aldıkları ilk zaman ise duyguları çok daha farklıydı. Anne İlknur Ünüvar, bebeğini ilk kez 6. günde kanguru bakımına izin veren GE Giraffe OmniBed küvözden kanguru bakımına için kucağına aldı. Bebek 70 gram kaybedip 600 grama düşmüştü. Anne o anı, “Hiç unutamayacağım o anda, bebeğimin yüreği avucumun içinde pıt pıt atıyordu ve ben o gün inandım onun gücüne. Onu göğsüme koyduğumuzda, elini yanağına koyarak öylece uyuyakalmıştı. Hayatımın en muhteşem, en heyecanlı, en tedirgin, en şanslı, en üzgün, en mutlu ve en umut dolu anıydı. Bana tüm duyguları aynı anda yaşatan mucizem, minicik bedeniyle ellerimdeydi.” sözleriyle anlatıyor. Baba Emre Ünüvar isebebeğini ilk kez, 43 günlük ve 1075 gram olduğunda kucağına alabildi. Duygu yüklü baba gözyaşları içinde “Muhteşem bir his!” diyordu.

Bebeğin iyileşme sürecinde; kullanılan teknoloji (bebeğin ortam ısısını koruyan, sürekli ağırlık trendini takip eden, özellikle aile merkezli bakım ve gelişimsel bakım kriterlerine uygun üst düzey kuvöz GE Giraffe Omnibed ile), doktorların özverisi, hemşirelerin ilgisi, ailenin birbirine olan sevgisi ve desteği çok önemliydi. 

Bebekler yenidoğan yoğun bakım ünitesinde sıklıkla gürültüye ve diğer çevresel faktörlere maruz kalıyorlar. Bu durum normal büyüme ve gelişimlerini aksatabiliyor; ancak yeni GE Healthcare Giraffe Carestation, ortamdaki sesi azaltarak bakıcıların verimlilikten ödün vermediği ve yenidoğanların kulaklarını gürültüden koruyan yatıştırıcı bir ortam yaratmaya yardımcı oluyor.

İlknur Ünüvar o günleri anlatırken, “Genelde pozitif ve umut doluyduk. Doktorlar ve hemşireler bebeklerle ilgili olduğu kadar ailelerle de ilgiliydi. Mutluluğumuzu, hüznümüzü ilk onlarla paylaşıyorduk. Tam bir aile gibi!” diyor. Tüm bunlar sayesinde Ahmet Alkın, şu an sağlıklı ve mutlu bir bebek. Annesi de “Yaşıtlarının gerisinde ama oldukça aktif ve zeki bir bebek.” diyor, “Eminim en kısa zamanda yakalayacak yaşıtlarını. Uzun süre entübe kaldığından dolayı kronik akciğer rahatsızlığı var; fakat gayet iyiye gidiyor.” 

Ünüvar ailesi, aynı durumda olan ailelere; mucizelere ve bebeklerin gücüne inanmalarını, doktorlarına güvenmelerini söylüyor. Kanguru bakımını ihmal etmeyip doktorların ve hemşirelerin müsaade ettiği sürece (bebeğin durumunu göz önüne alarak), bebeğin yanında olduklarını hissettirmenin önemini vurguluyor. Bebekleri ile konuşmalarını, kurdukları hayalleri onlara anlatmalarını tavsiye ediyor. Mümkün olduğu kadar bebekleriyle vakit geçirmelerini öneriyor: 

“Gelişimleri iki ileri bir geri olan, gram gram büyüyen mucizelerin kahramanlık öykülerine sabırla ve gururla dahil olsunlar. Prematüre bebek annesi ve babası olmak kocaman bir yürek istiyor gerçekten.” 

Çift sözlerini bitirirken, Prematüre Bebek Eğitim Danışmanı İnci Candemir’den duydukları, Osho’ya ait bir sözden bahsediyor: “Hayat küçük şeylerden oluşur, eğer sen seversen büyük olurlar.” 

Ahmet Alkın bebeğin hikâyesinin, tüm prematüre bebek ailelerine, bebek bekleyen ve isteyen kişilere ilham olması dileğiyle…

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir