Uçuşun Geleceğini Keşfetmek

12 Mayıs 2022

Tüm dünyada havacılığın geleceği hakkında görüşmeler yapılıyor. Sektörün önemli oyuncuları bir araya gelerek, geliştirilen teknolojilerle nasıl daha konforlu ve sürdürülebilir uçuşlar sağlanabilir konusunda görüşlerini paylaşıyor. Bu görüşmelerden biri de yakın zaman önce Türkiye’de gerçekleşti. Gebze Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen Havacılık Güç Sistemleri Kongresi’nde havacılığın geleceğini şekillendiren teknolojiler konuşuldu. Açılış konuşmasını yapan GE Havacılık Türkiye, Doğu Avrupa, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Genel Müdürü Ismail Sami Özdemir, GE Havacılık’ın vizyonundan ve sürdürülebilirlik çalışmalarından bahsetti. Özdemir, kuruluşundan bugüne birçok yeniliğe imza atan GE Havacılık’ta geliştirilen teknolojilerin, motor teknolojisinin geleceğine olan katkılarını anlattı. GE Havacılık tarihinde; Amerika’daki ilk jet motorundan Mach 2‘ye ulaşan ilk motora, kompozit fan palalarından üst seviye itki güçlerine pek çok önemli üretimler gerçekleşti. Günümüzde ise katmanlı imalat teknolojisi ile parça üretimine devam ediliyor. Özdemir, “Şirketimizin temel amacı, uçuşun geleceğini keşfetmek ve bu doğrultuda, insanların hava seyahatleri yapmalarını sağlayıp onları sağlıklı ve güvenli bir şekilde evlerine geri getirmek.” diyor. 

GE Havacılık şu an mevcut 7 tane mühendislik merkezi, 40.000’in üzerinde çalışanı, dünyanın birçok yerindeki üretim, bakım ve onarım tesisleriyle faaliyet gösteriyor. Bu mühendislik merkezlerinin içinde en önemlilerinden biri de Gebze’de yer alıyor. GE Havacılık 5 ana disiplinle faaliyet gösteriyor: Ticari havacılık, askeri havacılık, uçak sistemleri, dişli sistemler ve katmanlı imalat. Ticari motorlarla dünyada 39.000’in üzerinde uçak uçuyor ve bunlar GE’nin teknolojileriyle uçuş yapıyor. Her iki saniyede bir CFM ya da GE teknolojisiyle bir uçak havalanıyor ve 400.000’e yakın insan bu teknolojiler sayesinde seyahat ediyor.

Peki uçuşun geleceği nasıl şekilleniyor? Sürdürülebilir havacılık hedefiyle birlikte çevreye ve insanlığa daha saygılı teknolojiler geliştiriliyor. Belirlenen 3 ana alanda derinlemesine çalışmalar yapılıyor. Bunlardan biri; 2050 yılı sıfır karbon hedefine yönelik teknolojiler geliştirmek ve bunları olgunlaştırmak, kullanılabilir hâle getirmek. İkincisi; uçak üreticileri, yakıt üreticileri ve NASA gibi havacılık endüstrisindeki tüm oyuncularla iş birlikleri yapmak. Bu iş birlikleri ile daha sürdürülebilir bir havacılığa doğru ilerlemek. Bir diğeri ise 2030 yılına kadar GE kuruluşlarında sıfır karbona ulaşmak.

Şimdi biraz daha geriye gidelim, bizi geleceğe götürecek teknolojilerin ortaya çıkışına bakalım. Bunlardan bir tanesi “fan blade” teknolojisi, yani “fan palaları”. GE Havacılık 1995’ten beri karbon fiber ya da kompozit bazlı fan palaları üretiyor. Bu teknolojinin şu an 3. ve 4. jenerasyonları kullanılıyor. Bu teknoloji şu an bir tek GE Havacılık tarafından kullanılıyor ve pek çok fayda sağlıyor: Uçak motorunun ağırlığında hafiflik, yakıt tasarrufu ve dayanıklılık. Bir diğer teknoloji ise katmanlı imalat teknolojisi. Örneğin; bir yakıt enjektörü geleneksel olarak çok parçalı olarak üretebiliyor; ancak katmanlı imalat ile tek parça hâlinde üretiliyor. Bu sayede ağırlığı çok daha az, dayanıklılığı ise geleneksel üretimle üretilene göre neredeyse 5 kat fazla oluyor. GE’nin sadece 2020 yılına kadar edindiği uçuş saati tecrübesi 100.000.000 civarında.

Sürdürülebilir havacılık için önemli bir diğer konu da SAF (sürdürülebilir havacılık yakıtı). GE Havacılık ve CFM’in bütün motorları şu an geleneksel jet yakıtlarına karıştırılarak kullanılan SAF ile uyumlu olarak üretiliyor. Hatta Amerika’da sadece sürdürülebilir yakıtla uçan bir ticari uçuş bile gerçekleştirildi. Bu yakıt teknolojisi geliştirilerek 2050 yılında tamamen sürdürülebilir yakıtla uçuş sağlamak hedefleniyor.

Ek olarak GE’nin dijital çözümleri yine havacılığın geleceğine katkıda bulunuyor. GE Digital’ın havacılık teknolojisine katkı sağlayan başlıca çalışmaları: Yakıt içgörüsü, FlightPulse uygulaması ve navigasyon servisi.

GE Havacılık’ın 2050 yılına kadar sıfır karbon hedefini vurgulayan Sami Özdemir, bu amaç doğrultusunda uçak motorlarının emisyonlarını düşürmek için geliştirilen teknolojileri olgunlaştırdıklarını belirtti. GE Havacılık tarafından geliştirilen ve 2030’lu yılların ortalarında servise girmesi planlanan CFM RISE motoru ile mevcut motorlara kıyasla %20’nin üzerinde yakıt tasarrufuna ulaşmayı hedeflediklerinin altını çizdi. Bunun yanı sıra üzerinde NASA ile birlikte çalışılan “Hybrid electric” ve “Airbus ZEROe” uçak projesi ve CFM olarak geliştirilen hidrojen yakıtlı motor projelerinin de sürdüğünden bahseden Özdemir, Sürdürülebilir Havacılık adına başlatılan mevcut Dijital ve Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı çalışmalarıyla da havacılığın geleceğini keşfetmeye devam ettiklerini söyledi.

GE Havacılık, Türkiye Teknoloji Merkezi (TTC)ve TUSAŞ Motor Sanayi A.Ş (TEI) ile birlikte Türkiye’nin havacılık endüstrisini yükseltiyor. Bu “havalı” iş birlikleri sayesinde uluslararası standartlarda motor ve yazılım üretiliyor. TTC uluslararası standartlarda çalışan, dünyaya yazılım ürünleri üreten, önemli yazılım merkezleri ile rekabet eden; kısacası sınırları aşan bir teknoloji merkezi. TEI ise 40’ın üzerinde uluslararası motor programına ürettiği 1.500’den fazla farklı parça ile sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada havacılık motorları endüstrisinde yer alan en önemli üreticilerden biri olarak faaliyet gösteriyor. GE Havacılık, TTC ve TEI ortak çalışmalarını son sürat sürdürerek, yenilikçi uygulamalarıyla geleceğe kanat açıyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.