Tevfik Uyar-3: “Üçüncü Dalga” ve Virüse Karşı Üç Büyük Güç…

29 Nisan 2020

Alvin Toffler ismini hiç duydunuz mu? Bana göre kendisi daha 1970’li ve 80’li yıllardayken 21. yüzyıl dünyasını uzgörmede en başarılı fütüristtir. 2016’da kaybettiğimiz fütürist iş adamının en önemli eserlerinden biri 1980 yılında yayımlanan “Üçüncü Dalga”dır.

Alvin Toffler’ın kitabı için bu ismi seçmesinin nedeni, insan toplumunun tarihsel gelişimini dalgalar halinde ele almasıdır. Bu dalgaların her biri, bir önceki dalgayı tarih sahnesinin dışına itip temizlemiştir. Toffler’a göre birinci dalga toplumları tarım toplumuydu ve avcı toplayıcı atalarımızı tarih sahnesinden dışarıya itmişlerdi. İkinci dalga ise, çoğunuzun daha bu satırları okurken tahmin edebileceği gibi, sanayi toplumuydu. Kendini kitle üretimi, kitle iletişimi, kitle eğitimi, kitlesel medya, kitle eğlencesi, senkronizasyon, seri üretim, standardizasyon, merkezileşme, bürokrasi gibi temel özelliklerle karakterize eden bu dalganın da sona ermekte olduğunu söylüyordu Toffler. Yani şu an bizler, ister adına endüstri sonrası ister bilgi toplumu deyin, üçüncü dalgayız.

Virüsler üç dalganın üçü için de her daim baş belası olmuştur. Birinci dalganın yapabileceği pek bir şey yoktu; ki çoğunlukla bir hastalığı “kötü ruhlarla” ilişkilendiriyorlardı. İkinci dalga endüstriyel ve bilimsel devrim sayesinde farmakoloji, epidemiyoloji, kanıta dayalı tıp gibi araçlar geliştirdi. Şimdiyse üçüncü dalgadayız. Peki biz üçüncü dalga toplumları bu yeni virüs karşısında önceki dalgalara göre hangi güçlere sahibiz? Bu ayki yazımda üçüncü dalga toplumların virüse karşı koyabileceği becerileri tartışacak ve yeri gelmişken bu yeni imkânların bizlere gelecekte sağlayabileceği diğer imkânlara değineceğim.

1. Büyük Veri

Mavi tonlu şehir scape ve ağ bağlantısı konsepti üzerinde harita pimi düz

Bugün en önemli becerilerimizden biri, gelişen bilgisayar teknolojileri sayesinde, eskiden hayal bile edemeyeceğimiz kadar büyük miktardaki veriyi tarihte hiç olmadığı kadar büyük hızlarda analiz ederek, bu veriden anlam çıkarabilmemiz. Sağlıkta büyük verinin kullanımı giderek yaygınlaşıyor: Her geçen gün büyük veri ve yapay zekâdan daha çok faydalanmaya başlayan hekimler, çok miktardaki sağlık verisini işleyebilen bu sistemlerden destek alarak, bir anlamda yüzbinlerce hastayı görmüş olmaya benzer bir deneyimle karar verebiliyorlar. Dahası, kanser gibi çok sayıda çeşidi bulunan, seyri ve tedavi süreci kişiden kişiye değişiklik gösteren hastalıkların bilgileri bir araya getirilerek hiç keşfedilmemiş tedavi yöntemlerini bulabilmek mümkün hale geliyor. Ufukta tedavi verilerini hastaların genetik bilgileriyle eşleştirerek, doğru kişiye doğru tedavi uygulama başarısı artırmayı planlayan sistemler var. Bu sistemler sayesinde “kişiselleştirilmiş tıp” olgusuyla tanışmamıza az kaldı.

Büyük veri sadece tanı ve tedavide değil, salgınlarda da büyük fark yaratıyor. Mesela 2014-2016 yıllarındaki Ebola salgınında mobil telefon verileriyle yapılan analizler yerel sağlık otoritelerine aktarılarak salgının büyümesi engellenebilmişti. Bugün de ABD’de konum bilgisine erişebilen reklam uygulamaları Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’yle birlikte çalışarak kişilerin nasıl hareket ettiklerini ve sosyal mesafelerini takip ederek bulaşma riskini analiz ediyorlar. Çin’e coğrafi yakınlığı sebebiyle COVID-19 virüsünün ilk sıçradığı ülkelerden biri olan Tayvan, daha önceki salgın deneyimleri sayesinde oldukça proaktif davrandı ve daha salgının ilk günlerinde ulusal sağlık veritabanıyla gümrük veritabanını birleştirdi. Böylece ülkeye giriş yapan insanların seyahat geçmişleriyle, sağlık kayıtlarını bir araya getirdi. Bu yolla kimlerin risk taşıdığını tespit eden sistem, ülkeye giriş yapan ve bir şikayetle sağlık kuruluşlarına başvuranları tespit etti, yakınlarına risk altında oldukları bilgisini mesaj olarak gönderdi ve hatta risk taşıyan vatandaşların telefon verilerini izleyerek evde kaldıklarından emin oldu.

Tedavi yöntemi bulmak isteyen araştırmacılar için de büyük veri önemli. Örneğin hâlihazırda var olan ilaç ve protein veritabanları hızla taranıp analiz edilerek piyasadaki mevcut ilaçlardan hangilerinin COVID-19’da etkili olacağı sorusunun da yanıtı aranıyor. Virüsün genomu kolayca dizilenebildiği için onun “yaşam kodlarını” biliyoruz. Mevcuttaki ilaçların da bu yaşam kodu parçacıklarından hangisi üzerinde etkili olduğunu biliyoruz. Bu sayede araştırmacılar hangi tip ilaçların yeni tip Koronavirüs üzerinde etkili olabileceğiyle ilgili fikir sahibi olabiliyor ve hekimlere denemeleri için tavsiyede bulunabiliyorlar. Ayrıca internette pek çok COVID-19 verisini araştırmacılar için bir araya getiren kamuya açık veri depoları da var. Mesela Amazon Web Services’ın kullanıma açtığı AWS COVID-19 veri deposu, yeni tip Koronavirüs ve ilişkili türlerle ilgili binlerce makaleyi, gazete haberlerini, hastane verilerini aynı yerde topluyor ve tüm bu verilere ücretsiz erişilebiliyor.

2. Esnek Üretim ve 3 Boyutlu Yazıcılar

Working machine area for the manufacture of springs. Poor spot lights.

Üçüncü dalga toplumunun üretim karakteristiği, mirasçısı olduğu endüstri toplumu gibi “standart kitle üretimi” değil. Toffler daha 1980 yılında geleceğin, yani bugünün üretiminin tek bir üründen standart, milyonlarca üretmek olmayacağını, belli özelliklere sahip, az sayıda ürünün ısmarlama olarak üretileceğini söylüyordu.

Günümüzde tam da Toffler’ın uzgördüğü üzere, yüksek teknolojik üretim yapan ve tamamen otomasyona dayanan akıllı üretim hatları, gerektiğinde hızla yeniden programlanabiliyorlar. Bugün “katmanlı imalat” adı da verilen yeni imalat teknolojileri sayesinde endüstriyel üretimin genel karakteristikleri yerle bir olmuş durumda; zira bütün bir fabrikayı çok kısa bir süre içerisinde çok düşük bir maliyetle, az sayıda üretim yapabilmek için yeniden organize edebiliyorsunuz.

Bir hayli bulaşıcı olduğu için tüm Dünya COVID-19’a hazırlıksız yakalandı ve ulusal sağlık sistemleri kısa sürede sayıları aşırı artan yoğun bakım hastasını taşıyabilecek konumda değildi; bu sebeple pek çok ülkede ventilatör sıkıntısı çekilmeye başlandı. Benzer şekilde yoğun mesai yapan sağlık personeline, ya da çalışmaya devam eden sektörlerdeki çalışanlara maske ya da koruyucu siper bulmakta da sıkıntı yaşandı. İşte tam bu nokta üçünü dalga toplumunun imalat esnekliği imdada koştu ve tarihte başka hiçbir devirde görülemeyecek bir hızla ventilatör ve maske üretimi artırıldı. Pek çok üretici, hükümetlerin çağrıları üzerine üretim hatlarını yeniden programlayarak ventilatör üretimine yönlendirebildiler. Bazı endüstri devleri kısa sürede çok sayıda tıbbi teçhizat üretmek üzere anlaşarak bilgi, deneyim ve imalat kabiliyetlerini birleştirdiler.

COVID-19 sürecinde, 3 boyutlu yazıcıları da sık sık duyduk. Endüstriyel 3 boyutlu yazıcılar, hem standartlara uygun maske gibi koruyucu ekipmanların üretiminde, hem de tıbbi otoritelerce onaylanmış ventilatör gibi teçhizatların üretiminde etkili bir şekilde kullanılabiliyor. Şunu özellikle vurgulamak istiyorum: 3B yazıcılar, “seri üretimin” tahtını yerinden sarsan,  ucuzlayarak her eve girebilmesiyle “üreten tüketicileri” mümkün kılan, yani Toffler’ın bu konudaki uzgörülerini tek başına bile doğrular nitelikte, harikulade cihazlar. Dakikalar içerisinde internetten indirilebilen dosyalar sayesinde dünyanın farklı noktalarında aynı ürünü üretmeye başlamak mümkün -ki COVID-19 ile mücadele sürecinde baskıya hazır açık kaynak ventilatör, maske ve yüz kalkanı tasarımları paylaşıldı. Türkiye’de de siperlik tasarımlarını indirebileceğiniz ve hatta oluşturulmuş destek ağına katılarak bastığınız yüz maskelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırabileceğiniz 3 Boyutlu Destek Ağı gibi girişimler var.

3. Genomik

DNA kopyalama ile bilim adamı, Gerçek zamanlı PCR cycler, geniş

Testin ne kadar önemli olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Kişinin pozitif olup olmadığını öğrenmek gerek kendisinin ve yakınlarının hızla izole edilmesi, gerekse de bir an evvel tedavisine başlanması için çok önemli…

2014’teki Ebola salgınında salgın ekipleri ellerinde küçücük bir cihazla gezerek kimleri ve hangi mahalleleri karantina altına alacaklarını hızla belirleyebilmişler ve böylece salgının kontrolden çıkmasını engelleyebilmişlerdi. Bunu mümkün kılan bilim, geleceğin bilimi olarak adlandırabileceğimiz, bugün hem ilaç hem de aşı geliştirme sürecinde sahip olduğumuz en kıymetli teknolojimiz: Genomik. Genomiği mümkün kılan “Gen dizileme”, DNA (ya da RNA) içerisindeki nükleotidlerin sıra sıra belirlenmesi, yani genin haritasının çıkarılması, yani “yaşam talimatlarının” yer aldığı genom kitabını okumak demek. 1955’te İnsülin’deki aminoasitlerin dizilemekten, bir canlının tüm genomunun haritasını çıkarmaya kadar geldik. Öyle ki 1990’larda başlayan “İnsan Genom Projesi” tamamlanıp da ilk taslak genomun yayımlanmasının üzerinden neredeyse 20 yıl geçti.

Bir numune içerisinde “tanıdık bir şeyler var mı?” diye bakmaya yarayan testler genel olarak PCR (Polymeraz Chain Reaction) adıyla anılıyor. PCR testi yapabilmek için, alınan numunede ne arayacağımızı bilmemiz, dolayısıyla da aradığımız şeyi “tanımamız” gerekiyor. Gen dizileme o kadar hızlandı ve hassaslaştı ki, yeni tip Koronavirüs için ilk PCR testi 10 Ocak’ta ortaya çıktı. Virüsün tam genom diziliminin sağlanmasıyla birlikte, PCR testlerinin başarısı arttı. Şu an boğazdan alınan sürüntülerden gerçek zamanlı sonuç veren testler bulunuyor. Bu testler hastadan alınan numunenin içinde SARS-CoV-2’ye ait özgün 100 nükleotid dizisinin mevcut olup olmadığına bakıyor.

Genomik, sadece tanı koymak için değil, salgını izlemek ve önlemek, daha da önemlisi virüsün nasıl mutasyon geliştirdiğini takip etmek için de önemli. Mesela tam da şu günlerde Nextstrain adlı açık kaynak proje kapsamında (Türkçe tercümesi de mevcut) yeni tip Koronavirüs sıkı sıkıya izleniyor. Nextstrain gibi projelerden elde edilen veriler sıradaki salgınlarda ziyadesiyle işe yarayacak. Öncelikle salgını kontrol etmede, sonrasında da aşı geliştirmede çok daha becerikli olacağız.

Dr. Tevfik Uyar
Lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği bölümünden, Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini İstanbul Kültür Üniversitesi İşletme Yönetimi Anabilimdalı’ndan almıştır. Çalışmaları risk algısı, belirsizlik altında karar verme ve emniyet yönetimi üzerinedir. Açık Bilim Dergisi ve Podcast kanalının kurucusu, bilimsel şüphecilik platformu Yalansavar editörü ve Herkese Bilim Teknoloji Dergisi yayın kurulu üyesidir. Popüler bilim ve bilimkurgu alanında yazdığı kitaplar ve yaptığı çeviriler bulunmaktadır. 2007 yılından bu yana sivil havacılık sektöründe çeşitli yönetici pozisyonlarda çalışmakta, İstanbul Kültür Üniversitesi’nde Emniyet Yönetim Sistemleri, İnsan Faktörleri ve Makine Öğrenmesi konularında dersler vermektedir.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir