Türkiye’nin Lider Girişimci Kadınları

7 Ocak 2014

Screen Shot 2014-02-27 at 11.32.39 AM

Röportaj: ThienVinh Nguyen, Ashoka Changemakers

“Kadınlar, günümüzde, dünya nüfusunun yarısını oluşturuyor, toplam çalışma süresinin üçte ikisinde onlar çalışıyor, dünya üzerindeki yiyeceğin yarısını üretiyor, fakat gelirin sadece yüzde onunu kazanıyor ve dünyadaki mal varlığının yüzde ikisinden azına sahip.”

-Ashoka Üyesi Ben Powell, Ashoka Forbes Blog‘da Agora Ortaklıkları

Yukarıda vurgulandığı gibi, kadınların çalışma yoğunluğu ve bunun karşılığında alabildikleri arasındaki fark dünyanın her yerinde oldukça çarpıcı. Özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) ülkelerinde, kadınlar hâlâ ekonomik haklarını savunmak konusunda birçok engelle karşılaşmaktadır.

Türkiye’de, her on kadından üçü ekonomiye katkıda bulunuyor ancak buna rağmen her beş kadından biri yoksulluk eşiğinde. Global anlamda Türkiye, BM Cinsiyeti Güçlendirme Ölçüsünde 109 ülke arasında 101. sırada yer alıyor.

Bu sorunları belirlemek, kadınların ekonomiye tam katkısını destekleyen ve sağlayan yenilikleri ele almak amacıyla, Ashoka Changemakers ve General Electric tarafından Women Powering Work: Innovations for Economic Equality in MENA (İşe Güç Veren Kadınlar: MENA Bölgesinde Ekonomik Eşitsizlik için Yenilikler) isimli bir çevrimiçi yarışma başlatıldı.

Burada, Türkiye’nin önde gelen sosyal yenilikçilerinden iki kadın lider, Türkiye’de kadınlar için ekonomik eşitlik yaratmaya çalışırken karşılaştıkları paradoksları ve zorlukları tartışıyorlar.

Sema Başol, Türkiye Kadın İnisiyatifinin kurucusu, Değişim Liderleri Derneği’nin Eş kurucusu ve bir GWLN (Global Kadın Liderliği Ağı) üyesi. Türkiye doğumlu ve şu anda Silikon Vadisinde yaşıyor.

Tara Ağacayak, GlobalNiche’in eş kurucusu ve bir GWLN üyesi. Amerika doğumlu ve İstanbul’da yaşıyor.

Changemakers: Türkiye, kadınların hayallerini gerçekleştirecekleri bir yer olarak nasıl değerlendiriliyor?

Başol: Herşeyden önce, Türkiye bir zıtlıklar ülkesi. Bir taraftan Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin neredeyse yarısını ve CEO’ların yaklaşık yüzde 12’sini kadınlar oluşturuyor. Diğer taraftan, kadınların sadece yüzde 25’i gerçek anlamda işgücüne katkıda bulunuyor ve bunların çoğu, alt düzey pozisyonlarda görev alıyor.

İyi eğitim almış ve entelektüel olanların oluşturduğu nispeten kısa listenin dışında kalan çoğu kadın, anne ve eş olmak için yoğun bir baskı ve beklentiyle karşı karşıya kalıyor. Buradan itibaren bir döngü başlıyor: evlenirsin, çocukların olur ve çalışıyor olsan bile, çocuk bakımı olanakların kısıtlıdır. Ayrıca, çocuk bakımı seçeneklerinin olmaması, kadınların çocuklarına bakmak için çalışmayarak evde oturması için bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.

Ağacayak: Benim gözlemlerime ve deneyimlerime göre, bir Türk kadını olmak, beraberinde birçok sorumluluk ve yazılı olmayan kural getiriyor. Çok sayıda görev ve beklentiyle birlikte, kadın olmak çok yorucu ve bunaltıcı bir hal alabiliyor. Bu nedenle hem dışarıda çalışacak hem de çocuk büyütecek enerjisi olmadığını düşünen kadınları anlıyorum. Yani, kadınların hayallerini gerçekleştirmesi için Türkiye’nin, üzerlerine çok fazla beklentinin yüklendiği zor bir yer olduğuna inanıyorum. Diğer taraftan, Türk kadınlarını yetenekli, çalışkan ve azimli buluyorum; bu özellikler de hayallerini gerçekleştirmeleri için harika bir kombinasyon oluşturuyor.

Changemakers: Kadınlar için fırsatları sınırlayan güçler nelerdir?

Başol: Bir numaralı engel, erkeklerin ve diğer kadınların, kadına dair kültürel algısıdır: “Bir kadının yeri evidir”. Annelik ve çocuk bakımı dönemindeki kültürel baskılar da bunun yan ürünüdür.

Kariyeri veya aileyi seçmeniz gerekiyor ve çoğu insan, istatistiklerden de görebileceğiniz gibi, ev hanımı ve anne olmak için evi seçiyor.

Türkiye’nin gittikçe daha muhafazakar hale geldiği görülüyor. 2011 yılında, Türkiye’de cinsiyet konusunda yapılan Dünya Değerleri Anketi‘nde, kadınlar ve erkeklerin oluşturduğu katılımcıların yüzde 75-80’i, kadınların lider olabileceğine inanmıyordu ve kadınların yerinin ev olduğunu düşünüyordu.

Changemakers: Kadınlar, Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin neredeyse yarısını ve CEO’ların yaklaşık yüzde 12’sini oluşturuyorsa, ortada bir paradoks var gibi görünüyor. Çünkü bu normalde, kariyer sahibi olmak isteyen kadınlar için iyi rol modeller sağlıyor olmalı.

Ağacayak: Bence Türkiye’de liderlik pozisyonlarındaki kadınların çok iyi bir imajı var, fakat birçok kadının bu pozisyonlara ulaşmayı gerçek dışı bulduğunu düşünüyorum. Gazetelerde ve dergilerde çıkan kadınlar var, fakat bu kadınlar çok varlıklı ailerlerden geliyorlar. Çoğu kadın, kendisini bu rol modellerle ilişkilendiremiyor. Başarıya birçok farklı yolla ulaşmış, liderlik pozisyonlarındaki kadınların hikayelerini dinlemekten faydalanabilirler.

Akıl hocalığı açısından, Turkish Women’s International Network (TurkishWIN) gibi organizasyonlar, kadınların gerçek rol modellere erişimini sağlamayı öncelik haline getiriyor. Fakat, akıl hocalığı fikrinin Türkiye için yeni olduğunu düşünüyorum.

Tanıştığım, yeni üniversiteye başlamış, genç bir kadına, “TurkishWIN’e gidip seni üniversite ve profesyonel kariyerin süresince destekleyebilecek bir akıl hocası bulmalısın,” dedim. O da şöyle dedi, “Önce bunu hak etmem gerek. Bir akıl hocasına sahip olma hakkını kazanmalıyım.”

Bir akıl hocasının, karar almasına yardımcı olacağını ve kendi ağını oluşturması için onu başka insanlarla tanıştıracağını açıklamaya çalıştım. Umarım fikrini değiştirmişimdir ve bunun, akıl hocalığına ihtiyacı olduğunu düşünmeden veya bu hakkı kazanmadan da ona nasıl yardımcı olabileceğini göstermişimdir.

Changemakers: Din, kadınların seçeneklerinin sınırlı olmasında önemli bir faktör mü?

Başol: Burada, gelenekler, kültürel tutumlar, bölgesel politikagibi birçok faktör devrede. Birini, bir diğerinden ayırmak çok güç.

Ağacayak: Bence, kent ve kırsal ayrımı, dinden daha önemli bir rol oynuyor. Sanki İstanbul ve ülkenin geri kalanı şeklinde ikiye ayrılmış ve eğer şehirde yaşamıyorsan, insanlar, harika şeyler yapsan da seni görmüyor veya onaylamıyor.

Dahası, Türkiye’de iş arayan kadınların oranı, son yirmi yıl içinde düşmeye başladı. Bunun sebebi de kent ve kırsal ayrımı. “Türkiye’nin En Büyük Kullanılmamış Potansiyeli: Kadınlar” konulu 2011 Dünya Bankası Raporu’na göre, kadınlar, temelde tarımsal faaliyetlerle uğraştıkları kırsal alanlardan şehirlere göç ettikçe, evde oturmaya ve iş gücünden çıkmaya başladılar.

Changemakers: Nasıl bu engelleri aşabilir ve kadınlar için fırsatlar yaratabiliriz?

Basol: Kar amacı gütmeyen kuruluşların kendi paylarına düşeni yapması gerekiyor. Hükümetin yanında şirketler ve üniversitelerin de payına düşeni yapması gerekiyor. Bunun için çok yönlü bir işbirlikçi yaklaşım gerekli. Dışarıda çok sayıda iyi girişim mevcut, o yüzden bu bir zaman meselesi. Sosyal değişim uzun zaman alıyor.

Agacayak: Bir kadının desteklendiğini bilmesi ve dolayısıyla diğer kadınları destekleyebilmesi için, destekleyici bir ağ modeli inşa etmeliyiz. Benim kadınlara tavsiyem: network oluşturmaktan ve ona güvenmekten korkmayın.

Sizi destekleyen ve size inanan tüm insanlardan yardım isteyin – yerel ya da küresel, kadın ya da erkek. Bunları birbirinden ayırmak için herhangi bir sebep olmadığını düşünüyorum.

Editorün Notu: General Electric, MENA bölgesinde kadınlar için ekonomik fırsatları ortaya çıkaran sosyal yenilikçiler bulmak amacıyla, Ashoka Changemakers ile birlikte çalıştı. Women Powering Work: Innovations for Economic Equality in MENA” (İşe Güç Veren Kadınlar: MENA Bölgesinde Ekonomik Eşitsizlik için Yenilikler) hakkında daha fazla bilgi edinmek için http://www.changemakers.com/menawomen adresini ziyaret edin.

En son trendleri ve yarışma haberlerini almak için Twitter üzerinden #WomenWork etiketini takip edin.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir