Türkiye’nin Endüstriyel Robotları

5 Şubat 2017

Endüstride robot kullanımı Türkiye’de hızla yaygınlaşıyor. IFR’nin 2015 yılına ilişkin rakamları Türkiye’de üretim robotları pazarının hızla büyüdüğünü gösteriyor.  Rapora göre Türkiye’de 2015’te 1705 yeni robot, üretim alanlarına entegre edildi. Yeni robot sayısının böylece bir önceki yıla göre tam yüzde 37 oranında artmış olduğunu görüyoruz. 2015 sonunda 7900’e yakın üretim robotuna sahip olan Türkiye, yeni robot entegrasyonunda 17’nci, toplam robot sayısında ise 22’nci sırada bulunuyor.

Türkiye’de endüstriyel robot kullanılan sektör sayısı da artıyor. IFR verilerine göre, Türkiye’de endüstriyel robotların yüzde 35’i otomotiv, yüzde 23’ü metal sanayinde, yüzde 15’i plastik ve kimya sanayinde kullanılıyor. Türkiye’deki sanayi robotlarının kalan yüzde 27’si ise aralarında tarımın da bulunduğu 30’a yakın sektöre dağılıyor.

Üretim robotları, Türkiye’de üretim süreçlerinde sürekli tekrarlanan fiziki hareketler (yüzde 43) veya kaynak işlerinde kullanılıyor (%33). Ancak çalışan başına robot kullanımı anlamına gelen “üretimde yoğunluk” açısından Türkiye’nin gelişmiş ülkelere nazaran daha uzun bir yol kat etmesi gerekiyor. Güney Kore’de 10 bin işçi başına 531 robot düşerken bu sayı Türkiye’de sadece 19. Dünyada ortalama 10 bin işçiye 70 üretim robot düşerken Türkiye’de robot yoğunluğunun oldukça düşük olduğu ortaya çıkıyor.

Öte yandan Türkiye’de endüstriyel robotların sayısının yakın gelecekte hızla artacağına dair işaretler de var. ST Robot Yatırımları dergisinin geçen ay yayınladığı bir ankete yanıt verenlerin yüzde 82.6’sı, yakın gelecekte üretim alanlarında robotlara ihtiyaç duyacağına inanıyor.

Bir diğer gösterge de yine ST Robot Yatırımları dergisinin düzenlediği Robot Yatırım Zirvesi’ne katılan firma ve ziyaretçi sayısının her geçen gün artması olabilir. Bu yıl 29 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında düzenlenen Robot Yatırımları Zirvesi’ne 60 firma katıldı. Zirveyi 40 farklı ilden 3082 kişi ziyaret etti. Ziyaretçilerin büyük bölümünün, firmalarının üretim süreçlerinden sorumlu kişiler olduğu da dikkat çekti. Bir önceki yıl 36 firma stant açtığı zirveyi 41 sektörden 1306 kişi ziyaret etmişti.

Yine de üretimde robot kullanımının henüz sadece Türkiye’de değil dünyada da yeterince kullanım bulmadığını söylemek mümkün. Çünkü Rethink Robotics Pazarlama Müdürü Jim Lawton’ın söylediği gibi, “Kaynak ve üretim bantlarındaki sürekli yinelenen işlerin otomasyonu için robot kullanıyor ancak imalatçılar üretim bantlarındaki görevlerin büyük bölümünü robotlara bırakamıyor. Çünkü bu pratik ve ekonomik olmaz” diyor.

Lawton’ın da altını çizdiği gibi “Endüstriyel Robotlar” deyince akla şasi kaynaklayan, otomotiv hatlarında ön cam takılmasına yardımcı olan büyük ve güçlü kollar geliyor. Bu mekanik canavarlar, sonsuz gibi görünen güçleri, bir şeyi bir yerden kaldırıp tekrar aynı yere bırakmaları gibi özellikleri sayesinde yaklaşık 30 yıldır fabrikalarda iş buluyorlar.

Bugünün robotlarının çoğu belli bir eylem setini tamamlamak, başka bir deyişle kısıtlı bir görev için programlanıyor. Bu robotlara yeni bir şey yaptırmak için bir uzmanın onları yeniden programlaması gerekiyor. Ancak bu programlama çok uzun bir zaman alıyor. Ayrıca mevcut üretim robotlarının çoğu, güçlü ve hızlı olmalarına rağmen, çevrelerindeki dünyaya çoğunlukla körler. Bu da yakınlarında çalışan insanlar için potansiyel bir tehlike oldukları anlamına geliyor. O yüzdendir ki, bu robotlar çoğunlukla kocaman cıvatalarla yere sabitleniyor. Bu niteliklerinden ötürü otomotiv ve metal endüstrisinde büyük üreticiler dışında kalan üreticiler için cazip olmadı.

Neyse ki Rethink’in ekonomik ve pratik bir sanayi robot çözümü var. GE’nin melek yatırımcı kuruluşu GE Ventures, Goldman Sachs ve Amazon.com’un sahibi Jeff Bezos’ın melek yatırımcı şirketi “Bezos Expeditions” gibi önde gelen yatırımcıların desteğini alan Rethink, imalat sektöründe geniş bir kesimin kullanabileceği erişilebilir ve verimli iki çözüm geliştirdi.

Baxter” ve “Sawyer” adı verilen bu işbirlikçi robotlar üretim ortamına kolaylıkla adapte oluyor ve kullanım kolaylıklarıyla kısa sürede “fabrika işçisi” olabiliyorlar. 10’dan fazla eksende hareket edebilen kolu sayesinde hareket kabiliyeti yüksek olan bu endüstriyel robotlar, kolaylıkla çalıştırılıp durdurulabiliyor, insanlara ve nesnelere zarar verebilecek hareketlerden kaçınıyor. Sadece 1 metre yüksekliğinde olan Baxter, muadillerine göre çok daha hafif (163 kg) ve üretim sürecinde bir görevden diğerine aktarılması son derece basit. Üstelik Baxter’ı yeni bir işte görevlendirmek için bilgisayar programlamadan anlamak gerekmiyor. Bu robotun elini hareket ettirerek, yapacağı işi öğretmek mümkün. Hareketleri hafızasına alan Baxter, iş sürecinde bir hata veya eksiklik olduğunda çalışmayı keserek sorunu bildiriyor.

GE Ventures CEO’su Sue Siegel, bu özelliklerinden ötürü Rethink robotlarının imalatçılar tarafından sevileceğine inanıyor ve “Rethink Robotics, robotların işçilerle güven içinde çalışabileceği bir ortam sunduğu ve şirketlere verimliliği artırma şansı verdiği için imalatta yeni bir çağın kapılarını aralıyor” diyor.

Yapay zekâdaki gelişmeler ve güçlü işlemci ve sensörlerin hem maliyetlerinin düşmesi hem de boyutlarının küçülmesi robot yeteneklerinin gelişimi için yeni ufuklar açtı. ABD’nin Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (M.I.T.) bir dönem dersler vermiş olan Avustralyalı Profesör Rodney Brooks’un kurduğu Rethink’in robotları, endüstriyel robot sektöründe köklü değişikliklere yol açabilir.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir