Türkiye’nin En “Havalı” Yazılımcıları: Uğur Koçak

10 Temmuz 2019

Bir uçağın havada güvenli şekilde hareket etmesini sağlayan yazılımların nasıl ve nerede üretildiğini hiç merak ettiniz mi? Çok uzakları düşünmenize gerek yok, dünya çapında büyük etkileri olan yazılımların bir kısmı Gebze’deki GE Türkiye Teknoloji Merkezi’ndeki (TTC) yazılım ekibindeki mühendislerimiz tarafından üretiliyorlar. Havacılık endüstrisi için dünya çapında yazılımlar üreten mühendislerimizin hikâyelerini anlattığımız bu yazı dizimizde sıra Uğur’da.

Uğur, Iğdır’da doğmuş, ilkokul ve lise hayatını ise Gebze’de tamamlamış. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği’nden mezun olmuş. Üniversite yıllarında yazılımla ilgilenmeye başladıktan sonra makine mühendisliği yapmak yerine yazılım alanında çalışmak istemiş. Bu yüzden Özyeğin Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimleri alanında yüksek lisans yapmış. Bu yüksek lisans eğitimi sırasında asistanlık da yapmış ve büyük şirketlerle gerçek projeler üzerinde çalışmış. Sonrasında çeşitli yerlerde iş deneyimi edinmiş ve 2,5 yıl önce GE Türkiye Teknoloji Merkezi’nde çalışmaya başlamış. 

Uğur’un görev tanımı Teknik Liderlik. O ve takımı bir yazılım ürünü projesi üzerinde çalışıyorlar. Üzerinde çalıştıkları proje, havayollarının hassas verilerinin dünya standartlarına uygun bir şekilde saklanmasına yardımcı oluyor ve dünya üzerindeki uçakların %20’sini doğrudan etkiliyor. Uğur, dünya çapında etkileri olan bu projenin en başından itibaren tüm planlama süreçlerinde görev almasının yanı sıra takım arkadaşlarının yaşadığı teknik sıkıntıları çözmelerine de yardımcı oluyor. Yazılımcılığın yanı sıra, müşteri ile takım arkadaşları arasında bir köprü vazifesi de görüyor.

“Kimsenin bir ürün projesinin en başında ortaya kusursuz bir ürün çıkarması mümkün değil” diyor Uğur. Bu yüzden de yazılım alanında çalışırken geri bildirimler almanın çok önemli olduğunu, çünkü sadece o proje özelinde değil, kariyerinin geneli için oldukça etkili olduğunu düşünüyor. Uğur’a göre GE Türkiye Teknoloji Merkezi’nin daha önceden çalıştığı yerlere göre en etkili farkı bu. İlk başta mükemmel olmayan ürün, son haline gelene kadar aldığı geri bildirimler sayesinde olabilecek en mükemmel haline geliyor. Uğur, bu sürecin sadece ürünü değil mühendisleri de geliştirdiğine inanıyor. Çünkü alınan tüm bu geribildirimler çalışanların da kendilerini geliştirmelerine yardımcı oluyor. 2,5 yıl önceki Uğur ile şimdiki Uğur arasında büyük farklar olduğunu düşünüyor.

Uğur, GE Türkiye Teknoloji Merkezi’nde çalışmaktan çok memnun olduğunu dile getiriyor. Bunun en önemli sebeplerinden birisinin de ekip içi hiyerarşinin olmaması olduğunu söylüyor. Buradaki birçok otonom ekip, farklı farklı projelerde çalışıyor. Kendisi teknik lider olsa da ekipteki herkes aslında bir lider gibi çalışıyor. Ekibi oluşturan herkes aynı iş için birbirleriyle uyum içerisinde çalışıyor ve birbirini her konuda destekliyor. Ekip içi iletişimin üst düzeyde olması da ortaya çıkan ürünün kaliteli ve hatasız olmasını sağlıyor. 

Kendisi aslında bilgisayarla geç tanıştığını söylüyor. “Bilgisayarla ilk tanıştığım anda kendi kendime, biraz daha erken tanışsaydım kim bilir neler yapardım diye düşündüm” diyen Uğur, zaman içerisinde çok çalışarak bu açığı fazlasıyla kapatmış. Yeni mezun olacak mühendislerin böyle bir bahanesinin olamayacağını söyleyen Uğur, “Her şey artık elimizin altında. Ulaşamayacağımız bir bilgi yok. Tek gereken şey çalışmak” diyerek, gelecekteki meslektaşlarına yol gösteriyor. 

Uğur’un gelecekteki meslektaşlarına söylediği bir diğer şey ise kendilerini değişime alıştırmaları. Uğur bunu şu şekilde açıklıyor; “6-7 yıl önce akıllı dediğimiz şeylerle şimdi akıllı olarak adlandırdığımız şeyler arasında çok fark var. Veri analitiği ve IoT gibi kavramların artık hayatımıza iyice girmesi ile bu değişim giderek hızlanıyor. Teknoloji ve yazılım dünyası bu kadar hızlı değişirken bizim de bu değişime ayak uydurmamız gerekiyor.” 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir