Turizm Tesislerine Yenilenebilir Enerji Fırsatları

14 Eylül 2015

Turizm işletmeleri, özellikle oteller 7 gün 24 saat belli bir standardın üzerinde hizmet vermek zorunda. Oteller, ısıtma, soğutma, havalandırma, aydınlatma, temizlik derken yüksek miktarda enerji harcıyor. İşin sevindirici kısmı, artık bazı oteller kendi enerjilerini üretiyor!

Türkiye enerji ihtiyacının çok büyük kısmını fosil yakıtlardan karşılıyor ve ihtiyacının %70’ini ithal ediyor. Bu sebeple elektrik fiyatlarının yüksek olması bir yana, fosil yakıtlar küresel ısınmanın en büyük sebeplerinden sera gazlarının %40’ından sorumlu. Dünyada yapılan araştırmalar, turizm sektörünün küresel sera gazı salımındaki payının yüzde 20’lere ulaştığı yönünde.

Turizm tesislerinde kullanılan elektriğin de büyük bölümü fosil kaynaklardan elde ediliyor. Enerji maliyeti de dünyanın pek çok ülkesine göre yüksek. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü’nün yaptığı bir araştırmaya göre orta büyüklükteki 5 yıldızlı bir otelin aylık elektrik faturası 300.000 TL ile 350.000 TL arasında değişiyor. Bu oranla, bir otelin bir yıllık elektrik gideri ortalama 3.900.000 TL gibi bir rakama ulaşıyor.

Otellerde enerji maliyetlerinin artması otelcileri alternatif enerji kaynaklarına yönlendiriyor. Kârlılıklarını artırmak ve giderlerini azaltmak isteyen tesisler, otellerde enerji tasarrufu için güneş enerjisi başta olmak üzere alternatif enerji kaynaklarından yararlanıyor.

Türkiye’de henüz yeni olmasına rağmen hızla gelişen alternatif enerji sistemleri, özellikle yılın her dönemi güneş alan Akdeniz ve Ege’de yaygın olarak kullanılıyor. Güneş enerjisi üretiminde ve enerji talebi artışında Türkiye, Çin’den sonra ikinci sırada yer alıyor. Güneş Enerjisi Sanayicileri ve Endüstrisi Derneği’nin (GENSED) hazırladığı rapora göre Türkiye’de 2002-2011 arasındaki 9 yılda toplam kurulu güçte yüzde 61’lik bir artış kaydedildi. Küçük kapasiteli oteller, sıcak su ve soğutmada güneş enerjisinden yaygın biçimde yararlanıyor. Güneş enerjisinden elektrik üreten otellerin sayısında da artış var. Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı Sarıgerme’deki İber Otel Sarıgerme Park güneş enerjisini soğutma, ısıtma ve çamaşırhanesinde kullanıyor. Siirt’te bu yıl açılan Şehr-i Nuh Oteli’nin, 293 kWp kapasiteli fotovoltatik enerji sistemiyle kendi elektrik ihtiyacından fazlasını üreterek ihtiyaç fazlasını şehir şebekesine vermesi planlanıyor. Türkiye’deki 55 termal otelde jeotermal enerji kullanılıyor. Bunlardan bazılarında ısınmanın yanı sıra elektrik üretimi için de çalışmalar başladı. Afyon’daki Afjet Jeotermal Tesisleri ile İzmir Seferihisar’da Belediye’ye ait jeotermal otel projesi bunlardan sadece ikisi.

Ne var ki lokasyon kısıtlamaları ve yüksek ilk yatırım maliyetlerinden ötürü büyük konaklama tesisleri enerji tasarrufunu alternatif enerji kaynaklarından ziyade doğal gazı en etkili biçimde kullanmaya imkân sağlayan kojenerasyon ve trijenerasyon sistemlerinin kullanımından elde etmeye yöneliyor. Türkiye Kojenerasyon ve Temiz Enerji Teknolojileri Derneği’nin (TÜRKOTED) verdiği bilgiye göre Türkiye’nin belli başlı bütün 5 yıldızlı otelleri kojenerasyon ve trijenerasyon sistemleriyle elektrik üretiyor, ısıtma ve soğutma sistemlerine enerji sağlıyor. 250 ve daha fazla odaya sahip otellerde kojenerasyon sistemlerinin yılda 300 bin euronun üzerinde enerji tasarrufu sağlaması bu sistemlere ilginin son yıllarda katlanarak artmasını sağladı. İki yıl önce açılan Radisson Taksim oteli GE’nin 330 kilowattlık kojenerasyon sistemini kullanıyor. Otelin Teknik Müdürü Taner Belek, elektrik ihtiyaçlarının yazın yüzde 60’ını, kışın ise neredeyse tamamını trijenerasyondan elde ettiklerini söylüyor. Ancak Belek enerji tasarrufu için yalıtım ve akıllı bina otomasyon sistemlerinin önemine dikkat çekiyor. Belek “Bina aydınlatmasında LED aydınlatmayı tercih ediyoruz. Soğutma aralığını 20-25 derecede sabit tutmaya gayret gösteriyoruz. Bunların sağlanması için öncelikle otellerin ‘yeşil bina’ olarak tasarlanması gerekir” diyor. GE trijenerasyon sistemlerine sahip Radisson Taksim ve Radisson Şişli Otelleri Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘Yeşil Yıldız’ ile ödüllendirildi.

Adana’da geçen yıl açılan Sheraton Oteli de yeşil bina olarak tasarlandı. Uluslararası Yeşil Anahtar ve Yeşil Yıldız sahibi otel, GE’nin trijenerasyon sistemini kullanıyor. Otel, su ısıtmada da güneş enerjisinden faydalanıyor. Otelin Teknik Müdürü Tolga Torun, otelin yılın 365 günü, dolu olsun olmasın asgari enerji tüketimi ile standart ısı aralığında olması için tasarlandığını söylüyor. Bunun için otelin odaları ve personel alanları hereket ve ısı sensörleri ile donatılmış durumda. Binada ısı, ses, aydınlatma ve eğlence sistemlerinin tamamı bina yönetim otomasyon sistemine bağlı. Tolga Torun, “Otelimizde enerji tasarrufu bir hedef değil yeşil bina tasarımının bir sonucudur. Otelimizin hizmet ve yönetim politikasının odağında yeşil turizm var” diyor.

Yılda 36 milyon yabancı turist ağırlayan, yerli turizmi de canlı Türkiye’de konaklama tesislerinin, enerji verimliliği ve çevreye duyarlı turizm konusunda hassasiyeti gittikçe artıyor. Enerji maliyetlerinin azaltılması yanında, enerji verimliliğini artıran aydınlatma, soğutma, havalandırma ve temizlik sistemlerinin kullanımı da son derece yaygın. Nitekim enerji verimliliğinin anahtar olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Yeşil Yıldız” uygulamasına katılıp sertifikasını alan otel sayısı 2015’te 194’e ulaştı. 2011’de 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na bağlı çıkarılan Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği (LÜY) ile artık herkes elektrik üretim tesisi kurabiliyor. Bu sistemi tesislerine kuran oteller ise kendi elektriklerini kendileri üretebiliyorlar.

Türkiye’de oteller hızla “yeşil otellere” dönüşüyor. Yeşil enerjili tesisler hem enerji tasarrufu sağlıyor hem de müşterilerine doğa dostu olduklarını kanıtlıyorlar. Bu da onlara rekabet avantajı sağlıyor.

31.07.2014 itibariyle Yeşil Yıldız almış otellerin bulunduğu iller.

Yakıt maliyetlerinin, elektrik santrallerine ait operasyonel maliyetlerin yüzde 90’ından fazlasını oluşturduğu bir ortamda özel sektörün sürekli artış gösteren doğal gaz fiyatlarıyla baş edebilmesi gerekiyor. Bu da Türkiye’nin kömür kaynaklı üretimde büyük bir artış planlasa da enerji tedariğini yerel üretilmiş, yenilenebilir ve geleneksel olmayan enerji kaynaklarına daha fazla yer vererek çeşitlendirmek istemesinin ardında yatan nedenlerden biri. Yakıt maliyetlerini azaltmanın yanı sıra elektrik piyasasında çalışma saatlerini artırmak, yatırımcılar için geri ödeme süresini düşürmek ve Türkiye’nin karbon ayak izini azaltmak da yüksek verimliliğe sahip enerji üretimi gerektirecek. GE’nin J920 FleXtra gaz motoru işte tam bu noktada devreye giriyor. GE’nin Dağıtılmış Enerji portföyünde yer alan en yeni ve en güçlü ürünlerden biri olarak kendi motor sınıfında mevcut olan en iyi elektriksel verimliliklerden birine sahip. Hâlihazırda, Türkiye’deki doğal gaz temelli elektrik üretiminin yarıdan fazlası GE ekipmanlarınca sağlanıyorken, J920 FleXtra gaz motorları da Türkiye’nin enerji geleceğine katkıda bulunabilir.

GE’nin 100 kW ile 116 MW arasında değişen Dağıtılmış Enerji elektrik üretim portföyü, 3 GW’ı aşan kurulu kapasite sağlayan 60’ın üzerinde aeroderivative gaz türbini ve 250’den fazla Jenbacher gaz motoruyla Türkiye elektrik şebekesinin başlıca dayanaklarından biri. J920 FleXtra, 10 MW gaz motorları platformunda bir ilk olan yüzde 50,1’lik verimliliğiyle bir tesisin yaşam ömrü boyunca büyük yakıt tasarrufu sağlama kapasitesine sahip. Bu da, 100 MW’lik bir tesis için 20 milyon euroya kadar tasarruf demek. Yüksek elektriksel verimlilik ve esnekliğe sahip J920 motoru yenilenebilir enerjilerin devrede olmadığı durumda şebekeyi dengelemek için ideal bir alternatif.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir