Toplu Konut, Bina ve Kentlerin Isıtma ve Soğutmasında Kojenerasyon-Trijenerasyon Uygulamaları

16 Mart 2015

Dünyada elektrik üretiminin %80’inin fosil yakıtlardan sağlandığını biliyoruz. Bu durumun ülkemiz için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımında yaşanan gözle görülür artışın  bu oranı 2030 yılına kadar %70’in altına indirebileceği beklenmektedir.

Doğal gaz temiz enerji üretim yakıtı olarak fosil kaynaklar içinde oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Avrupa’da %35 civarında olan doğal gazın payı   Türkiye’nin elektrik üretiminde %45’in üzerinde gerçekleşmektedir.

Temiz, verimli ancak aynı zamanda oldukça pahalı olan bu yakıtı en verimli şekilde kullanarak ülkemizin enerji tasarrufu mücadelesine katkıda bulunmak, hepimizin en önemli görevlerinden biri… Doğal gazın kombine çevrim teknolojileriyle elektrik üretiminde kullanılması, linyitle ulaşılabilen verimlilik oranını %32’den %60’lara taşıyor. Bir üst aşama olan Kojenerasyon teknolojisi ise verimliliği %90’lara ulaştırıyor. Kojenarasyonun, doğal gazın en verimli kullanılmasını sağlayan birleşik ısı ve elektrik üretimi olduğunu önceki yazımda da paylaşmıştım.

Kombine Çevrim  ve KojenerasyonTeknolojileri

Kombine çevrim santrallerinin temel amacı, elektrik üretimi. Sahip olduğumuz en son teknolojilerle ulaşılan çevrim verimi %61 civarında. 10 yıllık bir dönemde bu rakamın en fazla %65-66 olabileceği öngörülüyor.

Kojenerasyon santrallerinin temel amacı ise ısı ve elektriği bir arada üretmek. Kojenerasyon uygulamasında, kombine çevrimden elde edilen ısı son derecesine kadar değerlendirilip ya proses buharı olarak endüstriyel tesislerde ya da ısıtma ve sıcak su olarak ev, ofis, kampüs, AVM, toplu konut htiyaçlarında kullanılıyor. Bu yöntem sayesinde elde edilen  toplam verim oranı %90’ların üzerine çıkabiliyor.

Trijenerasyon ise “soğutma”nın da  elektrik ve ısı üretimine ek olarak eş zamanlı gerçekleştirilmesidir.

Kojenerasyon ve Trijenerasyon Uygulama Alanları

  • Otogarlar, havalimanları ve terminaller,
  • Toplu Konutlar,
  • Hastaneler,
  • Oteller,
  • Endüstriyel tesisler,
  • Üniversite kampüsleri,
  • Fabrikalar

Günümüzde Toplu Konut Isıtması dünyada çok yaygın olarak kullanılıyor. Avrupa’da ısıtma ve soğutma, enerji tüketiminin %50’sini oluşturuyor. Sadece Avrupada 5,000’den fazla sayıda bölgesel ısıtma sistemi bulunuyor. Bu tesislerin %50’den fazlası Kuzey Avrupa ülkelerinde yer alıyor.

Kojenerasyon diğer bir deyişle birleşik ısı ve güç kapasitesinin en yüksek olduğu ülkelerin başında Letonya ve Danimarka geliyor. Türkiye ise, Romanya ve İtalya ile Avrupa ülkeleri arasında kapasitesi en az üç ülkeden biri. Ancak ülkemizde kojenerasyonun büyüme potansiyelinin 10.000 mw olduğu öngörülüyor.

Konutlarda Isıtma İçin Doğalgaz Tüketimi

Yıllık ortalaması %20 dolayında olan konutların doğalgaz tüketimi Aralık ve Mart aylarındaki kış döneminde %33’lük bir ortalamaya ulaşıyor. Isıtma amaçlı talebin arttığı, soğuk hava ve basınç düşümü nedeniyle tedarik ve dağıtımda sıkıntı yaşanan kış döneminde tasarruf ve çözüm için Kojenerasyon sistemi kilit bir önem taşıyor.

Toplu konut, bölge/mahalle, kampüs, AVM, ofis ve plaza grupları gibi uygulama alanlarından az yatırımla kısa sürede Kojenerasyona dönüştürülebilecek bölümü kış dönemi konut pik doğalgaz tüketimini kolaylıkla %7-12 aşağıya çekecektir. Bunun karşılığıysa Türkiyenin toplam yıllık doğalgaz ithalinden yaklaşık %5 tasarruf demektir.

Ülkemizde kışı uzun ve sert geçen yerleşim merkezlerinde Pilot Bölgesel Isıtma projeleri başlatılması ve desteklenmesi gerekiyor. Pilot projeler mevcut santraller kullanılarak ya da yeni toplu konut projelerinde kojenerasyonu zorunlu tutarak sağlanabilir.

Böylece ülkemizin kaynaklarını etkin ve doğru bir şekilde kullanarak enerji tüketiminde önemli bir tasarruf sağlayabiliriz.

 

Yavuz Aydın

GE Power&Water Grubu

Müşteri İlişkileri Direktörü

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir