Tevfik Uyar-5: Sıradaki Tıp

31 Ağustos 2020

Şüphesiz içerisinden geçtiğimiz süreç hemen herkesin tıbbın bugünü ve geleceği üzerine düşünmesine neden oldu. Aşı geliştirme sürecinin tamamlandığına yönelik bazı -güvenilirliği tam sağlanamayan- bir takım iddialar ortaya çıksa da, uzmanlar güvenli bir aşının piyasaya sürülebilmesi için en iyi ihtimalle bir yıl süre öngörüyorlar. Tedavi yöntemleri konusundaysa birbiriyle çelişkili gibi görünen pek çok bilgi akmakta. Araştırmacılar ve hekimler, ellerindeki verilerden “güvenilir” sonuçlar çıkarmak için uğraş veriyorlar. COVID-19’a karşı bir tedavi ya da aşı geliştirmenin zorluğu konuya yabancı olan herkeste hayret uyandırmış olmalı. Açıkçası ben de daha önce böyle bir durumda bir aşı geliştirmenin ne kadar süreceği konusunda pandemi sürecinde edindiğim bilgileri daha evvel hiç öğrenmemiştim.

Peki… Bu konuda ilerledik mi? İlerleyecek miyiz? Böyle bir salgınla yüz yıl önce karşılaşmış olsaydık daha mı iyi daha mı kötü olacağıyla ilgili yorumlar da çelişkili… Daha iyi olacağını, daha doğrusu, daha kötü “olmayacağını” iddia edenlerin gerekçesi metropoller bu kadar kalabalık, dünya bu kadar bağlantılı olmayacağı için salgının yayılmasının da bu kadar hızlı olmayacağı yönünde. Haklılık payları da yok değil. Öte yandan elimizde tarihte daha önce hiç olmadığı kadar kullanışlı araçlar var, ki daha önceki bir yazımda bu araçlardan bahsetmiştim (Bkz: “Üçüncü Dalga” ve Virüsa Karşı Üç Büyük Güç”).

Şimdiyse yüzümüzü geleceğe çevirelim: Tıp nereye koşuyor? Büyük veri, yapay zeka, genomik ve katmanlı imalat alanlarındaki gelişmeler, geleceğin tıbbını nasıl etkileyecek? Gelin 2 başlıkta tıbbın geleceğini konuşalım.

Ismarlama Tıp

Başlık biraz provokatif görünebilir, ama kişiye uyarlanmış tıp, yani “bireysel tıp” uygulamaları için oldukça münasip bir isim… Daha kibar bir ifade kullanmak isteyenler, 2015 yılında Barack Obama’nın başlattığı “Duyarlı Tıp Girişimi” adıyla anabilirler.

Nasıl anarsanız anın özeti şu: Mağazadan bizler için hazırlanmış birkaç standart bedendeki tişörtlerden satın alır gibi tıp hizmeti almak yerine, genetik profilimize, yaşadığımız çevreye, ait olduğumuz kültüre ve yaşam tarzımıza göre uyarlanmış tıp hizmeti almak. Standart prosedürleri takip etmek yerine, hastanın özelliklerine göre tedavi sunmanın önemi gün geçtikçe daha çok anlaşılıyor… Örneğin klinik çalışmalara göre bazı kanser ilaçları ancak ve ancak belli bir genetik karakteristiğe sahip tümörlerde etkili olabiliyor. Benzer şekilde kistik fibrozis tedavisinde kullanılan Ivacaftor adlı etken madde ancak ve ancak belli bir genetik mutasyona sahip hastalarda işe yarıyor, ki bu da hastaların sadece %5’i demek.

Genetik özelliklerimizi, genlerimiz ve onların kodladığı proteinler belirliyor. Buradaki anahtar kelime protein… Proteinler hakkındaki bilgimiz arttıkça, hem ilaçların etki mekanizmaları hakkında, hem de hastaların genetik profillerinin hangi tedavilere daha uygun olduğu hakkındaki bilgimiz artıyor. Proteinleri izole etmek oldukça hassas bir iş ancak günümüzde var olan teknolojiler  bunu hızlı ve güvenli bir şekilde yapmamızı sağlayabiliyor.

Elbette tüm bu verileri doğru ve isabetli bir şekilde analiz etmek için önce bu verileri toplayan, derleyen, mevcut tıbbi muayene bulgularımızla ve tahlillerimizle birleştirecek teknolojilere, sonrasında da hekimlerimize analiz sunacak olan yapay zeka algoritmalarına, yani tam kapasite bir çözüme ihtiyaç var. Dolayısıyla bu işlerin yapılması muhakkak bir iş birliği gerektiriyor. Nitekim medikal teknoloji devi GE Healthcare ve ilaç endüstrisi devlerinden Roche, 2018 yılında ortak bir çatı altında klinik karar destek sistemleri geliştirmek üzere uzun dönemli bir anlaşma imzaladılar. İkilinin amacı, klinik kararlarda hekimlere destek olmak üzere hem laboratuvar, hem klinik bulguları analiz eden, hasta verileriyle, en iyi tıp uygulamalarıyla birleştiren, gerçek zamanlı izleme verisiyle ve son araştırma bulgularıyla birleştiren “ilk endüstriyel dijital platformu” geliştirmek.

Bir geni çözmek ve neden olduğu hastalıkları bilmek, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedaviye başlamak yerine, riskler birer sorun haline dönüşmeden engellemeyi sağlayabilir. Aslında genetik testler çoktandır kalıtsal sorunların öngörülebilmesini sağlıyor ama mevcut durumda yapılan “riskleri bilinen” bir genin var olup olmadığına bakmak… Mesela Angelina Jolie’nin iki memesini de aldırmasının sebebi BRCA1 mutasyonu taşımasıydı. İstatistiklere göre bir kadın BRCA1 mutant geni taşıyorsa yaşamının bir noktasında meme kanseri tanısı alma riski ortalama %65 demek ve bu oldukça yüksek! Ama BRCA1 yanıltıcı bir örnek olabilir. Tek bir genetik mutasyonla bu mutasyondan kaynaklanan meme kanseri arasındaki bağlantı muazzam sayıda klinik araştırmalarla sağlam bir şekilde ortaya konmuş. Maalesef her hastalık için “A genindeki B mutasyonu C durumunu yaratır” şeklinde ideal bir kural seti mevcut değil. Ne var ki GE Healthcare ve Roche’nin geliştirdiği gibi geniş çaplı platformlar bir süre sonra belli genetik profile sahip olmakla belli riskleri eşleştirerek, başka mutasyonlar hakkında da sürpriz bilgiler sağlayabilir.

Katmanlı İmalat

Katmanlı imalatın ne kadar büyük bir güç olduğundan önceki yazımda da bahsetmiştim… Peki ya tıptaki kullanımı? Katmanlı imalat sayesinde tıbbi cihazların daha kullanışlı, kaliteli ve esnek olması bir yana, artık tıbbi görüntülemeden elde edilen verilerin 3 boyutlu cisimlere dönüştürülmesi de söz konusu. Mesela GE Healthcare’in geliştirdiği Voluson E10 ultrason görüntüleme cihazı, fetusun 3 boyutlu çıktısını alabiliyor! Uzmanı olmadığım için böyle bir becerinin sağlık açısından neler getirebileceğini bilmiyorum ama görme engelli bir annenin çocuğunu hissedebilmesine değmez mi?

Tabii, duygusal faydaları bir kenara bırakırsak, tıbbi görüntülemenin katmanlı imalatla somutlaşması yeni tıbbi uygulamaları da beraberinde getiriyor. Paristeki bir cerrah, GE Healthcare’in geliştirdiği Voluson cihazları sayesinde tam olarak da hastanın ihtiyacına uygun kemik implantları “basıyor”. Belçika’daki Materialise şirketiyse hastanın bilgisayarlı tomografi verilerini kullanarak kafa tasının 3 boyutlu bir modelini çıkarıp, hasarlı olan kısımlarında kullanabileceği implantları tam isabetle üretebiliyor.

3 boyutlu yazıcıların hızlı, anında ve oldukça ucuz imalat imkânı sağlamasının getirdiği başka avantajlar da var. 3 boyutlu bilgisayar tomografisi ve MRI görüntülerine dayanarak üretilen modeller, basılmadan önce, sanal ya da artırılmış gerçeklik uygulamaları ile bir simülasyon ortamında görüntülenebiliyor. Hem bu görüntüler, hem de basılan ürünler cerrahların planlama ve tatbikat yapmalarına yardımcı oluyor. Ayrıca görüntü ya da baskı modeller aracılığıyla tedavinin detayları hastaya anlatılarak, hastanın ameliyat öncesindeki kaygıları giderilebiliyor.

Sonuç

Genetik profilinize göre ilaç, yaşam tarzınıza göre tedavi, kafatasınızın şekline göre implant… Görünen o ki bunlar yirmi yıl içerisinde rutinlerimiz haline gelecek. Büyük veri bir yandan daha etkili tedavilerin geliştirilmesini sağlarken, diğer yandan da kişisel olarak en etkili tedaviyi almamızı sağlayacak. Katmanlı imalat sayesinde hekimler hem daha etkili ve esnek tıbbi cihazlara, hem de ortopedik ve plastik cerrahide kişiye en uygun ve en etkili müdahale şansına sahip olacaklar. Kısacası sıradaki tıp, tam tabiriyle “ısmarlama” tıp olacak…

Dr. Tevfik Uyar
“Lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği bölümünden, Yüksek Lisans ve Doktora derecelerini İstanbul Kültür Üniversitesi İşletme Yönetimi Anabilimdalı’ndan almıştır. Çalışmaları risk algısı, belirsizlik altında karar verme ve emniyet yönetimi üzerinedir. Açık Bilim Dergisi ve Podcast kanalının kurucusu, bilimsel şüphecilik platformu Yalansavar editörü ve Herkese Bilim Teknoloji Dergisi yayın kurulu üyesidir. Popüler bilim ve bilimkurgu alanında yazdığı kitaplar ve yaptığı çeviriler bulunmaktadır. 2007 yılından bu yana sivil havacılık sektöründe çeşitli yönetici pozisyonlarda çalışmakta, İstanbul Kültür Üniversitesi’nde Emniyet Yönetim Sistemleri, İnsan Faktörleri ve Makine Öğrenmesi konularında dersler vermektedir.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir