Sağlık Endüstrisinde COVID-19 ve Sonrası: Dijital Tanıda Büyük Data Analizi

29 Temmuz 2021

COVID-19 hayatımıza girdiğinde ve insanlar geçen yılın başlarında uçmayı bıraktığında, zor durumda kalan tek sektör havacılık endüstrisi olmadı. Gökyüzündeki uçakların azlığı, dünyanın dört bir yanına yayılan hayati önem taşıyan tedarik zincirlerini de etkiledi ve birçok işletme, fabrikalarını çalışır durumda tutmakta zorladı. Salgının ön saflarında yer alan klinisyenlere, hastalara tanı koymak ve tedavi etmek için kritik ekipman sağlayan sağlık şirketlerinin çözüm bulmak için çok az zamanı vardı.

GE Sağlık Başkanı ve CEO’su Kieran Murphy“Uçuşlar çok daha az olduğu için lojistikte asla hayal etmediğimiz şeyleri yapmak zorunda kaldık.” diyor. “Bu dönem büyük bir iş birliği gerektiriyordu ve pandemiden sonra da bunun devam ettiğini görmek istiyorum.”

Bu iş birliği, üretimden “telemedicine” yani teletıp olarak çevirebileceğimiz yöntemin benimsenmesine ve hastaneler ya da diğer sektör oyuncuları için hasta ve iş sonuçlarını iyileştirmek için veri ve yazılımdan daha iyi yararlanma çabalarına kadar uzandı. “Sağlık sistemlerinden dijitalleşmeye büyük bir geçiş gördük. Bunun gelecekte de devam edeceğini düşünüyorum.” diyor Kieran Murphy.

GE Sağlık Başkanı ve CEO’su Kieran MurphyGE Sağlık’ın Avrupa, Ortadoğu ve Afrika’dan Sorumlu Baş Sağlık Görevlisi ve aynı zamanda bir radyolog olan Mathias Goyen ile yakın zamanda canlı bir video konferans ile pandeminin zorluklarını ve fırsatlarını tartıştı. Tıbbi görüntülemeye odaklanan ve dünyadaki en büyük bilimsel toplantılardan biri olan Avrupa Radyoloji Kongresi‘nin çevrimiçi katılımcılarına hitap ediyorlardı. Goyen burada “Sanal zeka tarafından desteklenen sanal bakım artık arzu edilen bir şey değil; zorunluluk, gelecekte sağlık hizmeti sunmanın olmazsa olmaz bir bileşenidir.” diyerek önemli bir noktaya değindi.

İşte Murphy ve Goyen‘in sohbetinden bazı önemli alıntılar:

Mathias Goyen‘in “2020 nasıldı?” sorusunu Kieran Murphy şu şekilde cevaplıyor: “Eşi görülmemiş bir yıldı. Tüm dünyada tedarik zincirleri üzerinde muazzam bir baskı gördük. Bilgisayarlı tomografi (CT) tarayıcıları, X-ışınları, ventilatörler sağlamak için önce Çin’de, sonra dünyanın geri kalanında harekete geçtik.” 

Goyen’in ikinci sorusu ise “COVID-19 sağlık hizmetlerini nasıl değiştirdi?” şeklindeydi. Murphy şu şekilde yanıtlıyor: “Sağlık bilincini çok yükseltti tabii. Şu anda herkesin bir immünolog olduğunu görüyoruz. Devam etmesini umduğum olumlu yön, hastaların sağlık sistemlerinin nasıl çalıştığı konusunda daha bilinçli olacakları. Sağlık sistemlerinde dijitalleşmeye büyük bir geçiş görüyoruz. Müşterilerimizden, önümüzdeki beş veya yedi yıl içinde beklediklerinden daha fazla iyileşmeyi, iki veya üç ay içinde  kaydettiklerini söyleyen dönüşler aldık. Uzak ve dijital teknolojilerin kullanımında bu önlenemez bir değişim olacak.”

Elbette konulardan biri de COVID-19 sonrası bir dünyanın neye benzeyeceği ve GE Sağlık’ın bu geleceğe hazırlanmak için dijital teknolojileri ve yapay zekayı kullanma konusunda sektörü nasıl desteklediğiydi. Murphy buna “Hastaların tedavisinin çok daha hızlı yönetilerek, sosyal ortamlarına mümkün olduğunca çabuk geri dönmelerini sağlamada bizim gibi insanların rolüne çok inanıyorum. Bu, teşhis ve tedavide yüksek doğruluk ve çok güçlü bir izleme gerektirir. Şimdiye kadar çok parçalı olan veri kümelerinin entegrasyonunu gerektirecektir.” şeklinde cevap veriyor. Yani sağlık endüstrisinde büyük data analizine dair daha birçok detay duyacağız gibi görünüyor.

Tabii ki yapay zeka ve yazılımın karşılaşabileceği bir direnç noktası herkesin aklına gelebiliyor. Goyen bunu şu şekilde soruyor: “Yazılımın ve yapay zekanın, sağlık hizmetlerindeki kişisel dokunuşu ellerinden almasından korkan insanlara ne söylerdiniz?” Murphy  bu noktada görüntünün yakalanmasını ve görüntünün analizini hızlandırmak için yapay zeka kullanarak elimizden gelen her şeyi yapmamız gerektiğini belirtiyor. Hastayı düzgün bir şekilde konumlandıran ve sistem içinde düzgün bir akış sağlayan, okunması öncelikli olabilecek taramalara öncelik veren ve arka planda görünmez bir arkadaş olan yapay zeka kavramından bahsediyoruz aslında. Murphy bunu “Kocaman bir yardım eli.”olarak tanımlıyor ve ekliyor: “Sağlık hizmetlerinin çok büyük miktarda sağlık verisi ürettiğini biliyoruz. Önümüzdeki dönemde her 73 günde bir tıp bilgimizin tamamının ikiye katlanması bekleniyor.  Bu inanılmaz. Öte yandan, sağlık verilerinin %95’i hiç kullanılmıyor!” Bunun çözümü içinse Murphy, klinisyenler ve makinelerin sorunsuz bir şekilde birlikte çalışması ve sistem içinde hastaya ve üretkenliğe odaklanan bir kültür olması gerektiğini vurguluyor.

Son olarak sağlık endüstrisinin geleceğinden beklentileri için Murphy, doğuştan iyimser olduğunu belirtiyor ve sektör hala çok heyecan verici bir yolculuğun ilk aşamalarında olduğunu söylüyor. Küresel iş birlikleri ve dijitalleşme ile birlikte sağlık endüstrisinde bizleri şaşırtacak çok daha fazla gelişmeyle karşılaşacağımız kesin. 

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir