Rüzgarın gücü: GE Rüzgar Platformu Dünya Çapında 20 Gigavat Kurulu Kapasiteye Ulaştı

12 Nisan 2021

Enerji sektöründeki gelişmeler rüzgâr gibi geçip tarihe imzasını bırakıyor. Büyük bir ekip çalışması ve titizlikle yürütülen yenilikçi uygulamalar ile GE Yenilenebilir Enerji, her geçen gün bir başka gelişme ile hayata değer katan çözümler üretmeye devam ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 23 eyalette ve 10 farklı ülkede bulunan 8.000’den fazla GE Yenilenebilir Enerji kara tipi rüzgâr türbini, geçen Kasım ayında enerji endüstrisinde adeta fırtınalar estirdi. 2 megavatlık kara rüzgâr platformu, 2015 yılındaki lansmanından bu yana 20 gigavat kurulu kapasiteye ulaşarak büyük bir gelişme kaydetti. Bu da 5 yıl içinde 120 milyon ton daha az karbondioksit salınımı anlamına geliyor ve tam 12,9 milyon eve enerji sağlamaya yetiyor.

Bu rakam, rüzgârın güçlü bir yenilenebilir enerji kaynağı olduğunun ortaya çıkmasından bu yana, 20 yılda sadece birkaç platform tarafından ulaşılmış bir rakam. Benzeri nadir yaşanan olayın başarısının arkasındaki nedenlerden biri, GE’nin türbin teknolojisini sürekli geliştirmesini sağlayan “sürekli yenilik” anlayışı. Bu da daha büyük rotorlu son teknoloji rüzgâr türbinlerini, rüzgârı daha hızlı yakalayan daha uzun kuleleri ve uzaktan izleme sağlayan dijital kontrolleri peşi sıra beraberinde getiriyor.

Platform kısa süre önce bir başka büyük siparişini daha tamamladı ve U.S. Pattern Energy, GE Yenilenebilir Enerji‘ye ait 377 adet 2 MW türbininin, New Mexico’nun merkezinde dört ayrı rüzgar santralinden oluşacak olan Western Spirit Wind kompleksine güç sağlayacağını duyurdu. Western Spirit Wind tamamlandığında, 1.050 MW’tan fazla (eyaletteki 590.000 eve enerji tedarik etmeye yetecek kadar) dağıtım kapasitesine sahip olacak ve New Mexico’nun iddialı enerji hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak. New Mexico eyaleti; 2030 yılına kadar elektriğinin yarısını, 2040 yılına kadar ise %80’ini yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedefliyor.

Peki 2 MW platformu nasıl bu kadar uzun ömürlü? Birincisi, %98 küresel kullanılabilirlik sunuyor, bu da türbinlerinin ihtiyaç duyulduğu anda güvenilir şekilde çalışabileceği anlamına geliyor. Dahası 2 MW platformu, hareketli havadan elektrik çıktısını yakalamada diğer platformlardan daha iyi performans sağlıyor. Son beş yılda, üçüncü taraf bağımsız mühendislerden oluşan bir ekip, 2 MW platformunun performansını farklı rüzgâr hızlarında ne kadar büyük elektrik gücü çıktısının olacağını gösteren teorik rüzgâr enerjisi eğrisine göre ölçerek değerlendirmeler yaptı. Platformun ürün serisini yöneten Kellan Dickens, “Güç eğrimizi aştık ve %100’ün üzerinde çalışıyoruz” diyor. Bu durum, platformun sert ya da hafif rüzgâr fark etmeksizin daha fazla güç üretebileceği anlamına geliyor.

2 MW platformunun arkasındaki ekip, geliştirmeler yapmaya devam ediyor. Mesela, daha fazla rüzgâr yakalamak için türbinlerin rotorunu 116 metreden 127 metreye çıkardıkları zaman, ağırlık probleminin önüne geçmek için yeni teknolojiler geliştirdiler. Dickens, “Müşterilerimize en yüksek değeri nasıl sağlayabileceğimize odaklandık. ABD gibi pazarlarda, bunu çoğunlukla rotor ile sağlıyorsunuz ve bu hem kanat tasarımı hem de kontrollerdeki teknolojik gelişmeler sayesinde oluyor. Biz daha küçük rotorlarla yaklaşık olarak aynı maliyete olan daha uzun bir rotor üretmeyi başardık.” diyor. Bu tasarruflar özellikle megavatla sınırlı pazarlarda yankı yapıyor. Yani karadaki rüzgâr santrallerinin genellikle Teksas, Iowa veya New Mexico gibi yerlerde hektarlarca açık alana yayılmış, çok sayıda daha küçük türbinlere ihtiyaç duyduğu alanlar anlamına geliyor.

Ekip yıllar içinde, daha yüksek rakımlarda daha hızlı rüzgâr hızlarına ulaşmak için kulelerin yüksekliğini artırmak ve dakika dakika olan üretimi en üst düzeye çıkarmak için dijital izleme ve kontroller uygulamak gibi başka iyileştirmeler de yaptı. Platformun başarısı için kritik önem taşıyan GE satışları, hizmetleri ve EFS ekipleri; tasarımdan operasyona projeler üzerinde müşterilerle derin ilişkiler kurmak için çalıştı. Amerikan Rüzgar Enerjisi Birliği‘ne göre; GE Yenilenebilir Enerji’nin türbine getirdiği yenilikler ve müşteri odaklı yaklaşım göz önüne alındığında, 2 MW platformunun ABD pazarındaki pazar payını son dört yılda 10 puanın üzerinde büyütmesi şaşırtıcı bir haber değil.

Platformun en doğru şekilde inşa edilmesi için birçok insan büyük çabalar sarf etti. Daha piyasaya sürülmeden önce bile tasarım ekibi 2 MW platformunu sadece bir değil, iki prototiple GE Yenilenebilir Enerji’nin Lubbock, Texas dışındaki test sahasında test etti. Ayrıca hatve yatağı, dişli kutuları ve kanat gibi ana bileşenler üzerinde bir dizi bağımsız teste büyük yatırımlar yaptı. Bunların tümü Dickens’ın, 2 MW’ın sadece bir yenilik veya ilham ürünü değil, aynı zamanda zorlu bir emek ürünü olduğu yönündeki iddiasını da destekliyor.

Dickens, mühendislerden satışlara ve saha teknisyenlerine kadar binlerce çalışanlarının bu platforma uzmanlıklarıyla katkıda bulunduğunu söylüyor ve buradaki ana konunun sadece yenilik olmadığının altını çiziyor. Bu süreçte yalın üretim yaklaşımını temel alıp ellerindeki teknoloji ile kalite odaklı bir şekilde çalıştıklarından bahsediyor. Dickens, “Yol boyunca müşterilerimizi dinlemeye devam ettik ve karşılığında onlarla güçlü ilişkiler kurduk. Tüm bunların meyvesi de tarihimizdeki en başarılı türbin platformlarından biri oldu.” diyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir