Robotların İnsan Hayatına Entegre Oluşu Neler Getirecek?

25 Nisan 2016

İnsan-robot karışımı sibernetik organizmalardan korkmak yerine herkesin hayatını daha iyi hale getirecek teknolojilerin olduğu bir gelecek için çalışmalıyız.

Çok heyecan verici bir geleceğe doğru ilerliyoruz. Biyoteknoloji, genetik mühendisliği, yapay zekâ, ileri düzey protez üretimi ve beyin/nöron arayüzlerini o kadar hızla geliştiriyoruz ki bu bizim evrimsel becerilerimize değil, aynı zamanda insan olmanın ne anlama geldiği konusunda sosyal yapılanmaya da meydan okuyor.

Temelde tüm teknolojiler insanları daha iyi hale getirmek için var. Giydiğiniz ayakkabı sayesinde ayaklarınızı incitmeden koşabiliyor, çok uzun mesafeler kat edebiliyorsunuz. Elinizdeki akıllı telefon ile tüm dünyayla iletişim kurabilme ve müthiş bir bilgi kaynağına erişim gücüne sahipsiniz. Belki de bazı insanların gözünde siz çok güçlü hale geliyorsunuz. Bazıları bu durumu insanlar arasında bir ayrım, teknolojik uçurum yaratan bir durum olarak görüyor. Bu ayrım akıllı telefon sahibi olanlar ve olmayanlar şeklinde basit bir ayrım olmaktan çok uzak.

Bu konudaki endişeler biyoteknoloji alanındaki gelişmelerin çok hızlı ve büyük maliyetlerle geleceği, sadece varlıklı olanların bu teknolojilerden faydalanabileceği yönünde şekilleniyor. Kemikleri daha sert, kasları daha güçlü yapan gen terapileri; gece görüşü sağlayan göz modifikasyonu veya odanın diğer ucundaki konuşmayı duyabilmenizi sağlayan işitme sistemleri veya insanüstü düşünme kapasitesi veren, sizi kat kat zeki hale getirecek ve beyninizi doğrudan internete bağlayacak vücuda entegre olan cihazlar ile örnekleri çoğaltmak mümkün.

Teknoloji uçurumunun haklı bir endişe oluşturmadığını gösteren birçok açıklama var.  Teknoloji kendi üzerine inşa eden bir yapıya sahiptir. Size anında kung-fu öğreten bir beyin nakli birdenbire gerçekleşecek şey değil. İnovasyonlar mevcut ve ulaşılabilir teknolojiler üzerine inşa edilir. Biyoteknoloji laboratuvarlarına baktığınızda hiçbirinin müthiş derecede nadir bulunan, pahalı veya elde edilmesi imkânsız malzemeler kullanmadığını görürsünüz. Satışa hazır bir şey geliştirirken ilk kural, sizin getireceğiniz yenilikçi yolun da düşük maliyetli olmasıdır.

İkinci olarak, yeni teknolojinin üretilmesi ve kitleler tarafından kullanılır hale gelmesi arasındaki zaman farkı gittikçe kısalıyor. Elektrik yaklaşık 50 yılda yüzde yüze yakın dağılma gösterdi. Fakat radyo ve cep telefonu gibi sonraki buluşların aynı yaygınlığa erişmesi çok daha kısa sürdü. Erişilebilirlik üretim miktarlarının artmasını, maliyetlerin düşmesini sağladı ve bu erişilebilirliğin daha da artmasını sağladı. Teknoloji ve kullanımı interaktif ve döngüsel bir süreç içerisinde gelecekte daha ucuz ve daha erişilebilir hale geliyor.

Teknolojik bir uçurum var olmayacağını savunan son açıklama ise sosyal değerlerimiz. Önemli hizmetler günümüzde birçok modern teknolojiyi kapsar hale geldi.  Düşük gelirli, hatta hiçbir geliri olmayan kişilerin de internete erişimi var, e-mail hesabı oluşturabiliyorlar, devlet destekli elektrik servisi kullanabiliyor hatta bedava dakika ve veri hizmeti veren cep telefonlarına erişebiliyorlar.

Yeni “normal” insanın toplum içinde normal bir hayat sürebilmesi için elektrik, telefon kadar gerekli görülen ogmentasyon/eklemelerle daha iyi hale getirildiği bir gelecek hayal edin. Sosyal programlar, sigorta şirketleri ve diğer sosyal güvenlik sistemleri bu ogmentasyonları çok uygun meblağlara belki de ücretsiz sunacaklar.

Geleceğe korkuyla bakmaktansa onu heyecan ve merakla kucaklamalıyız.

Dangerous Things CEO’su Amal Graafstra

(Tüm görüşler yazara aittir)

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir