Prof. Dr. Mustafa Erkin Arıbal ile GE Sağlık Teknolojileri Üzerine

26 Ekim 2017

Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Erkin Arıbal ile bir söyleşi gerçekleştirdik ve GE Sağlık’ı neden tercih ettiğini, GE Sağlık teknolojilerinin nasıl faydalar sağladığını konuştuk.

Prof. Dr. Mustafa Erkin Arıbal

Meme radyolojisi artık tek başına mamografi ile yapılan bir inceleme değil. Birçok farklı modaliteyi beraber planlamak gerekiyor ve dolayısıyla günümüzde multi-modaliter yaklaşım ön planda. Bu yaklaşım için öncelikle farklı modlara sahip dijital mamografi ve ultrason en temel yöntemlerdir. Ultrasona ek olarak doppler ve elastografi de çok sık kullanılmaya başlandı. Beraberinde MR’ın da meme radyolojisinin artık vaz geçilmez bir parçası olması ile modalite spektrumu çok genişledi. MR’ın kullanımının artması ile ise MR’da görünüp mamografi ve ultrasonda görünmeyen lezyonlar ile yeni problemler ortaya çıktı. Bu konuda GE Sağlık Navigasyon US sistemi çok destek oluyor. Bütün bunların hepsini bir araya alınca; şu an benim gördüğüm, GE Sağlık, pazarda en geniş teknoloji portföyünü sunabilen firma. Mamografi de sadece basit mamografi çekiminden ibaret değil. Dijital mamografinin farklı modları da günlük hayatımıza girdi. Biliyorsunuz, Tomosentez (ince kesit) oldukça yardımcı bir teknik; ayrıca MR’a birebir alternatif olmasa da yardımcı olabilecek kontrastlı mamografi de bize bu az önce söylediğim MR ile ilgili problemleri çözmede yardımcı olabiliyor. GE Sağlık’ın Senographe Pristina cihazı tek yönlü bir mamografi cihazı değil; aynı zamanda yukarıda bahsettiklerimizi barındıran çok özellikli bir sistem. Dolayısıyla GE Sağlık’tan bir sistem kurarsanız ihtiyaçlarınıza kapsamlı çözümlerle karşılık verecek multi-modaliter bir sistem kurmuş oluyorsunuz. Ayrıca cihazlardaki hasta ve doktor odaklı tasarımlar da büyük konfor sağlıyor.

Mamografi teknolojisinde çığır açan Senographe Pristina’yı seçmenizdeki etkenler neler?

Senographe Pristina deyince öncelikle tomosentez akla geliyor. Tomosentez GE’nin tek üstünlüğü olmasa bile elbette önemli. Artık, bir mamografi cihazı için tomosentez vazgeçilmez hale geldi. Senographe Pristina’nın getirdiği yeni özellikler kontrastlı mamografi, tomosentez ve tomosentez eşliğinde biyopsi yapabilmesi olarak sıralanabilir. Ayrıca, Senographe Pristina’nın tomosentez ve mamografi çekmek dışında en önemli özelliklerinden birisi de doktor ve hasta odaklı olması. Her cihaz böyle değil; bu da bizim için çok önemli. Bugünkü mamografi, meme radyolojisinde ve meme sağlığında 2000’li yıllarda başlayan yeni gelişmelerle birlikte tedavi ve tanı süreçlerinde hasta odaklı bir vizyona yöneldi. Burada, ön planda cihaz ve doktor değil, hasta tutuluyor. Dolayısıyla hastayı daha huzurlu ve mutlu edebileceğiniz bir ortam yaratmanız gerekiyor. Senographe Pristina teknolojisini bizlere sunan GE Sağlık da buna ayak uyduran ve ilk uygulamaya alan firmalardan biri oldu. Senographe Pristina sisteminin son derece hastaya odaklı olarak tasarlanmış olması beni en çok etkileyen unsur oldu. Belirtmek gerekir ki, hem estetik açıdan cihazın dizaynına çok önem verilmiş hem de hastanın cihaza yaklaşımı ve hastanın çekimi açısından birçok özellik eklenmiş. Kompresyon plakalarının hastaya göre açılı olabilmesi de gerçekten kolaylık sağlıyor. Tabi GE’nin en güçlü özelliklerinden biri tomosentezinin çok iyi olması ve düşük dozla yapılması. Eskiden, tomosentez hastaya ekstra doz verilmesini gerektiren bir yöntem olarak biraz insanı düşündüren bir tetkik olarak kalıyordu. Bugün biliyoruz ki, GE teknolojisi ile tomosentezi normal mamografi ile eş dozda çekebiliyoruz. Bu da büyük bir avantaj getiriyor. Çok kolay ve rahatlıkla hastaya “Size ek bir doz yükü getirmeden film çekiyoruz” diyebiliyoruz; bu durum da doktorun elindeki yetkinlikleri artırıyor.

Peki dozu düşürürken görüntü kalitesinden feragat etmiyoruz diyebiliyor muyuz?

Görüntü kalitesi açısından hiçbir sıkıntı yok. Aynı görüntü kalitesini daha düşük doz kullanarak alıyoruz. Bu da büyük çapta GE’yi benim gözümde ayırıyor ve ön plana çıkarıyor. Diğer önemli bir özellik kullanıcı dostu olması. Dediğim gibi dizaynına çok emek verilmiş. Sadece film çekilen bir makine değil tam tersi size hizmet etmek isteyen bir makine imajı oluşturuyor. Bu durum hem doktora hem teknisyene çok sempatik geliyor. Diğer bir avantaj da Türk hastaların arasında çok fazla olan “mamografi çok fazla acı veriyor bu yüzden çektirmeyeyim” gibi durumlarda karşımıza çıkıyor. Sıkıştırma konusunda Senographe Pristina’nın getirdiği en büyük yenilik, hastaya iyi bir açıklama verip hastanın kendi sıkıştırma işlemini yönetmeye imkân veriyor olması. Daha önce yapılan çalışmalar insanların başka birinin denetimi altında değil de kendi denetiminde olan acı verici işlemlere karşı daha toleranslı olduğunu gösteriyor. İlginçtir ki bu sıkıştırma işleminde hastaların teknisyenlere göre daha çok sıkıştırma yaptığı gözlemlenmiş. Bu özellik de bizim hastalarımızda çok pozitif bir etki yarattı. Yaptığımız anketlerde hasta memnuniyetinin oldukça yükseldiğini gördük. Bu da Senographe Pristina’yı ön plana çıkaran önemli bir özellik.

Hastaların da kullanıma katıldığından bahsettiniz. Peki kullanıcı sağlık personlerinin iş istasyonları hakkında memnuniyeti nedir?

İş istasyonu da çok kullanıcı dostu. Özellikle tomosentezde sentetik görüntü olması çok fayda getiriyor. Biz artık MLO çekimler için sentetik imaj kullanıyoruz. Tomosentez ile sentetik görüntü alıyoruz no standart MLO almıyoruz; bu sayede hastaya ek bir doz vermiyoruz. İkincisi de tomosentez görüntülerinde rastladığınız lezyonları sentetik görüntülerdeki yani 2D görüntülerdeki karşılığını gösterebiliyor. Size lezyon lokasyonunu gösteren öyle etkili bir yazılımı var ki, lezyon yerini belirlemede oldukça faydalı oluyor.

Invenia ABUS (Otomatik Meme Ultrasonu Sistemi) bir süre önce yenilikçi bir teknoloji olarak geliştirildi. Türkiye’de de ilk kurulumunu sizlerle birlikte yaptık. Böyle yeni bir teknolojiyi neden tercih ettiniz, beklentileriniz nelerdi?

Ultrason mamografiye Türkiye’de hemen hemen her yerde eklenmiş durumda. Maalesef ülkemizde tek başına mamografiyle arama yapılamıyor. Çünkü genelde, özel merkezlerde daha fazla olmak üzere, Türkiye’de doktorlarımız ve kadınlarımız için meme görüntülenmesinde ultrasonun en az mamografi kadar gerekli olduğu fikri yaygın. Dolayısıyla siz hastaya ultrasona gerek yok dediğiniz zaman hasta sizin onu eksik incelediğinize inanıyor. O yüzden de mamografi’ye ultrason eklemek artık Türkiye’de rutin haline gelmiş durumda. Bu durumda da doktorlara ciddi bir ultrason iş yükü çıkıyor. Yani, tarama amaçlı ultrason yaptığımızda büyük bir oranda belli lezyonları olmayan veya hiçbir lezyonu olmayan kadınlara doktorun uzun süre vaktini alan ultrason işlemi yapmak durumunda kalıyorsunuz. Invenia ABUS bu noktada ön plana çıkıyor; benim de tercih etme nedenlerimden biri bu. Sistem, sizin dışınızda ultrasonun yapılmasını sağlıyor ve en büyük avantajı da elle yapılan ultrasona göre size volumetrik bir görüntü vermesi. Biz radyologlar, artık volumetrik bir görüntü ile çalışmaya daha alışığız. MR’lar BT’ler yanında mamografi bile artık volumetrik bir görüntü haline dönüştü. Dolayısıyla ultrasonu elle yaptığınızda sürekli devam eden bir tetkik, elinizi sürekli hareket ettirerek ve kaydırarak bakıyorsunuz; ama hep kesitsel gidiyorsunuz. Oysa Invenia ABUS’da karşınızda bir hacim var o hacmi inceliyorsunuz. Bir de diğer güzel yanı, başka bir şey bulduğunuzda ya da bir şey var mı diye düşündüğünüzde geri dönüp o hacme bir daha bakma şansınız oluyor. İki boyutlu yaptığınız ultrasonda bu şansınız yok; hastayı tekrar çağırmanız gerekiyor. Bunun yanında bütün meme volume’u içinde multiple lezyonları haritalamanızı sağlıyor. Mesela 3-4 tane fibradenom var ve elle baktığınızda, siz bir fibradonom fotoğrafı veriyorsunuz; ama o fibradonomun nerde olduğu sadece sizin yazdığınız bilgiye dayalı. Örneğin, siz derseniz ki saat 2 yönünde meme başından 2 cm uzaklıkta; başka biri buna inanmak zorunda. Lakin, Invenia ABUS ile volume verdiğiniz için bunun meme başıyla ilişkisini volume içinde bu lezyonun nerede olduğunu tam olarak gösterebiliyor. Dolayısıyla, 3 boyutlu hacmi de hacim içindeki multiple lezyonları da size gösteriyor ve bu lezyonarın yerini belirleme şansınız oluyor; böyle bir avantajınız var. Diğer bir avantajı, önceden teknisyenler (meme radyolojisinde çalışan teknisyenler) sadece mamografi çekme işi yaparken, şimdi ultrason işine de dahil oluyorlar. Bu da önemli bir nokta çünkü bir meme teknisyenin daha fazla bu işin içine dahil olması en az meme hastalığıyla ilgilenen bir meme radyoloğu kadar bu işe kendini adamasını sağlıyor. Meme anatomisi ve meme patolojisi gibi konuları daha iyi algılayabilmesini, olaya volumetrik (hacimsel) olarak bakabilmesini sağlıyor. Bu da teknisyen açısından büyük bir avantaj getiriyor. Bütün bunlardan dolayı da benim tercihim, özellikle tarama amaçlı gelen ve ultrason eklenen hastalarda, Invenia ABUS’la devam etmek oluyor.

Tanı koyulamayan noktalarda ek tanı koyma fırsatı açısından genellikle dense (yoğun) memelerde başarılı olduğu belirtiliyor. Bu konuda neler söylersiniz?

Bizim tomosentezde ve ultrasonda olan tecrübemiz, dense meme deyince C ve D meme tipi memeler olmasına rağmen aslında B tipi memelerde de hafif dağınık densiteler içinde lezyonların kaybolabileceğini gördük. Kısacası B tipi memelerde de bu teknolojinin faydalı olduğunu görüyoruz. Zaten, Türkiye’de daha önce de dediğim gibi tamamen yağlı bir meme olsa bile bu durumda ultrasonun faydası hemen hemen hiç yok- kadınlar ultrasonu yapılsın istiyor. Türkiye’de böyle alışılagelmiş bir durum var. A tipi memelerde ultrasonun çok bir faydası olacağına inanmıyorum ama B, C ve D tipi memelerde özellikle ek yararı olacağına ve doktorun yapacağı zamandan tasarruf açısından da doktora büyük bir katkı oluşturacağını düşünüyorum. Bildiğiniz gibi Türkiye’de ultrasonu doktorlar yapıyor.

Invenia ABUS teknolojik anlamda birçok yenilik barındıran bir sistem. Böyle bir sistemi kullanmaya başlarken

GE’den aldığınız eğitimler ne oranda faydalı oldu?

Bir kere biz MR’ı da çok kullandığımız için kesitsel anatomiye alışkınız bu yüzden Invenia ABUS’u kullanmak benim için çok kolay oldu. Zaten biz Türk radyologları olarak çok fazla meme ultrasonu yapan doktorlar olduğumuz için gerek anatomisine gerek görüntülere kolayca uyum sağlayabiliyoruz. Verilen eğitimler konusunda da GE Sağlık çok ciddi bir tutum sergiliyor. Doktorun, gerçekten bu işin önemini ve cihazı nasıl değerlendireceğini anlayabilmesi, öğrenebilmesi için çok büyük bir eğitim desteği sağlıyor. Bu sayede sisteme tamamen hâkim olabiliyorsunuz. Bu, biz doktorlar için çok önemli.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir