Paylaşılamayan Değer: Veri – II

9 Temmuz 2018

Kişisel verilerin paylaşımı ve şirketlerin bu verileri kullanma hakkına sahip olması güncel bir tartışma konusu. Özellikle de Facebook’un geçtiğimiz aylarda mahkemelik olması, dikkatleri verilerin kullanımına çekti. Ancak verilerin kullanılmasının iyi yanları da var. Geçtiğimiz hafta ilk kısmını paylaştığımız “Paylaşılamayan Değer: Veri” yazı dizimizin ikinci kısmında, sizlere verilerin kullanımı konusunda bardağın dolu tarafını göstereceğiz. Keyifli okumalar!

Kişisel verilerin paylaşımı ve şirketlerce kullanımıyla ilgili çeşitli konular gündeme gelebilir ama çözümleri de kapıda gibi görünüyor. Bu sorunların çözümü doğrultusunda çevrim içi hizmetlerin veri üzerindeki etkisini azaltmak ve veri sağlayanlara daha fazla kontrol vermek anlayışı giderek daha fazla kabul görüyor. Bu sayede şeffaflık sağlanması umuluyor. Örneğin; şirketler müşterilerin hangi bilgilerine sahip olduğunu ya da o bilgilerden ne kadar para kazandıklarını açıklamak zorunda bırakılabilecek. Devletler, kendi veri havuzlarını açarak yeni hizmetlerin ortaya çıkmasını destekleyebilecek. Ayrıca hükümetler, bazı tür verilerin kullanıcı rızasıyla paylaşılmasını zorunlu tutabilecek.

Artık Verilerinizden Para Kazanabilirsiniz

Avrupa Birliği bu sorunların önüne geçebilmek ve insanların kendi verilerini kontrol edebilmesine olanak vermek amacıyla DECODE (Decentralised Citizen Owned Data Ecosystems) adında bir proje başlattı. Proje ile herkesin kendi kişisel verilerini kişisel portallarında güvenli bir şekilde saklaması, dilediği kişi ve kuruluşlarla, dilediği koşullarda paylaşması öngörülüyor. Örneğin, bu sayede Facebook’un size gösterdiği reklamlar karşılığında para ödemesi mümkün olabilecek.

Bu yönde uygulamalar geliştirilmeye başlandı. Örneğin, Personal Information Management Services (PIMS) kullanıcının verilerini indirimler ya da nakit para karşılığında paylaşmasına olanak veriyor. Datacoup adlı uygulama, finansal bilgilerinizin hangilerini, kimlerle, ne karşılığında paylaşacağınıza karar vermenizi sağlıyor. Örneğin, uygulamayla, verilerini sigorta şirketleriyle paylaşanlar, indirimli hayat sigortası alabiliyor. CitizenMe de aynı çerçevede hizmet veren bir başka uygulama.

Yine getirilecek düzenlemeyle insanların verilerinin doğal afet ve benzeri durumlarda, bilimsel araştırmalarda ya da kamu yararına kullanılmasına izin vermesi, diğer durumlarda saklı kalması planlanıyor.

Çalışmalar kapsamında Barcelona ve Amsterdam’da pilot projeler hayata geçiriliyor. Örneğin, Barcelona Kent Konseyi Dijital Demokrasi Platformu Decidim ile birlikte gerçekleştirilecek projeyle toplanan veriler, Barcelona halkının da onayıyla, çevre ve gürültü kirliliği gibi konularda politikalar belirlenmesi amacıyla kullanılacak.

Akıllı Kentler Veriyle Gelişiyor

Verilerin insanların kontrolünde kamu yararına kullanımı akıllı kentleri ortaya çıkarıyor. Sabit kameralar, sensörler, kontrol sistemleri ve nesnelerin interneti uygulamaları kentleri hızla akıllı hale getiriyor.

Kent altyapısı ve kamu hizmetleri bilişim teknolojileri sayesinde daha verimli hale gelirken, vatandaşlarla kent yönetimi arasında iletişim aratacak; enerji, zaman ve kaynak tasarrufu sağlanacak; çevre ve doğa korunurken kentlerin yaşam kalitesi artacak.

Kişisel verilerin kullanımıyla akıllanan kentlerin çeşitli uygulamaları çoktan hayata geçirilmiş durumda. Örneğin, LED sokak aydınlatma çözümleriyle akıllı şehirlerin verimliliğini sağlayan General Electric, bu kavram üzerine çalışmalara başlayan ilk şirketler arasında yer alıyor.

GE’nin şehirlerdeki enerji kontrolünü sağlamak için birbiriyle bağlantılı, veri toplayan, topladığı veriyi analiz eden ve işleyen LED aydınlatma çözümü, şehirlerde yaşayan insanlara yeni hizmetler ve kolaylıklar sunuyor. GE sayesinde sokak lambaları trafik optimizasyonundan otopark çözümlerine, güvenlikten sağlığa birçok olanak sunuyor. Örneğin, yakınlarda çatışma çıkması durumunda GE’nin LED lambaları polis ve sağlık ekiplerini uyarabiliyor, gerekli bilgileri aktarabiliyor. Ya da acil tıbbi müdahale durumlarında akıllı aydınlatma sistemi sağlık birimleriyle hastanın durumunu ve konumunu gerçek zamanlı olarak paylaşarak şehrin sağlık altyapısının merkezi olabilir.

Vatandaşların sağladığı veriler doğrultusunda gürültü kirliliğinden hava kirliliğine birçok veri de GE sayesinde kent yönetimlerinin hizmetine sunulabiliyor.

Veri Sağlıkta da Devrim Yaratıyor

Kullanıcı verileri sağlıkta da çığır açma potansiyeli taşıyor. Örneğin Ontario Üniversitesi, her gün, erken doğan (prematüre) bebeklerden yaklaşık 100 milyon adet veri topluyor ve bu şekilde analizini hızla yapabiliyor. GE Sağlık da kullanıcı verilerinin analiziyle geliştirilen algoritmalarla, doktorların daha hızlı ve isabetli tanılarda bulunmasına olanak tanıyor.

Kullanıcı verileri sadece kentleri değil, fabrikaları da akıllı hale getiriyor. GE’nin endüstriyel nesnelerin interneti platformu Predix, sensörlerden ve kullanıcılardan toplanan verileri analiz ederek üretimden lojistiğe her alanda optimizasyon sağlıyor. Predix’in veri analizi sayesinde plansız arıza ya da duruşların minimuma indirilmesi, verimliliğin artırılması mümkün hale geliyor.

Predix platformu, kullanıcıların da kendi akıllı uygulamalarını geliştirmesine olanak veriyor. Yani kullanıcı GE’nin sunduğu altyapı ve hızla, kendi verisini, kendisinin ve toplumun çıkarları doğrultusunda kullanacak uygulamalarla yaşama kalite katabiliyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir