Pandemi Döneminde Bile Geçerli Olan Bir Gerçek: Küçük Bedenler Her Şeyi Anlar

17 Kasım 2020

Bir bebeğin dünyaya gelmesi herkese mutluluk verir. Yenidoğan anneleri ise mutluluğun yanı sıra pek çok duyguyu aynı anda yaşıyorlar. Heyecanla bekledikleri bebeklerine kavuşmanın sevincini yaşarken yorgunluk ve bitkinlikle de mücadele etmek durumunda kalıyorlar. COVID-19 sürecinde, maalesef bu duygulara bir de belirsizlik hissi eklendi.

İkinci çocuğunun doğumunu pandemi sürecinde gerçekleştirmiş ve tüm bu duygularla başa çıkmış bir annenin hikayesini dinliyoruz.

Mayıs ortasıydı. Hülya, hamileliğinin 28’inci haftasındaydı. Başlangıçta, aralıklarla ortaya çıkan hafif ağrıları vardı. Ardından bir gün, “Ağlamama neden olacak kadar şiddetli bir ağrı başladı; fakat kısa süre sonra geçti.” diye tanımladığı bir ağrı yaşadı. Pandemi ve karantina nedeniyle doktor muayenesine gidememişti. İki gün sonra aniden başlayan kanaması nedeniyle hastaneye gitti ve bebeğini acil bir sezaryen ameliyatı ile dünyaya getirdi. Oğlu Ö. Bebek, 28 hafta ve üç günlük olarak hayata gözlerini açtı, ağırlığı 1 kilogram bile değildi. Hülya ve Ö. Bebek, hastanede gelişmiş yenidoğan yoğum bakım ünitesi (NICU) olmaması nedeniyle Konya’daki Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.

Ö. Bebek, hastanenin 46 yataklı yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bir GE Giraffe OmniBed’e yerleştirildi. Burada hem genel sağlık durumu takip edildi hem de gelişmiş kuvöz sayesinde vücut sıcaklığı stabil tutuldu. Bir gün sonra, nefes almasına yardımcı olmak için entübe edildi.

Hülya, doğumdan bir gün sonra taburcu edildi ve hemen ertesi gün Konya’da hastanede olan bebeğini görmeye gitti. Onu gördüğü zaman hissettiği duyguları, “Çok küçüktü. Neler olabileceğini ve oğlumun yaşayıp yaşayamayacağını düşündüm. Endişeliydim.” sözleriyle anlatıyor.

İki gün sonra ilk kez oğlunu kucağına alabildi.Hülya, o anlar için “Solunum cihazı boruları ve diğer kablolar arasında bile sıcak vücudunu kendime yaklaştırdığımda onun gerçekten annesi olduğumu hissedebiliyordum.” diyor. Kuvözün 360 derece dönebilen yatak bölümü sayesinde, bebeğine mümkün oldukça kolay bir şekilde ulaşabildiğinden bahsediyor. Bebek dostu yoğun bakım altyapısına izin veren kanguru bakımının, kuvözün, temas ve sevgisinin Ö. Bebek’in gelişiminde büyük fark yarattığı düşünüyor.

Ö. Bebek‘in sindirim sistemindeki komplikasyonlarla ilgili çeşitli ameliyatlar geçirmesi gerektiği göz önüne alındığında Hülya, Ö. Bebek‘e yapılan bu ve diğer bakımların hem anneler hem de çocuklar için gerçekten önemli olduğunu söylüyor. Söz konusu ameliyatlar, bebeğin vücut sıcaklığını stabil tutabilmek amacıyla Giraffe OmniBed içerisinde gerçekleştirildi. Ö. Bebek’in doktoru Prof. Dr Hanifi Soylu, cihazın üstün nemlendirme ve vücut sıcaklığını stabil tutabilme kabiliyeti sayesinde, vücut sıcaklığının ameliyatlar sırasında 37 santigrat dereceden 31 veya 32 dereceye düşmesinin engellendiğini belirtiyor.

Hülya, erken doğan bebeklerin annelerine kuvözde ve yenidoğan bakım ünitesinde olsalar bile bebekleriyle birlikte olabildiğince zaman geçirmelerini tavsiye ediyor: “Bebekler annelerinin ilgisine ihtiyaç duyarlar. Anneler, bebekleriyle konuşmalı ve melodiler mırıldanmalılar. Küçük bedenler her şeyi anlar!”

Ö. Bebek, Giraffe OmniBed’de geçen 60 gün ve yenidoğan yoğun bakım ünitesinde geçen 93 günün sonunda, kilosunun üç katına (yaklaşık 3 kg) ağırlığa ulaşarak Eylül ayında hastaneden taburcu oldu ve sağlıklı bir şekilde evine girdi.

Dr Soylu, Ö. Bebek’in yenidoğan yoğun bakım ünitesinde ulaşılan gelişimindeki ve sağlıklı bir şekilde taburcu edilmesindeki başarıyı üç temele dayandırıyor: Ebeveynlerinin inancı ve bağlılığı, son derece yetenekli ve şefkatli personeller ve gelişimsel bakım kriterlerine uygun ileri teknolojiler. “Bahsi geçen koşullardan biri bile eksik olursa, Ö. Bebek ve Hülya’nın durumunda elde ettiğimiz nihai başarı oranımız düşer.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir