Otomotivde Hızlıdan Akıllıya Geçiş Dönemi

17 Nisan 2017

Endüstriyel İnternet devriminin dönüştürücü gücü, tüm sektörler gibi otomotivi de derinden etkiliyor. Üç yazı serisinden oluşacak olan analizin ilk bölümünde akıllı fabrikalarda üretimden araç içi donanımlara kadar dijitalleşmenin otomotiv endüstrisine getirdiği yenilikleri ele alacağız.

1914 yılında Henry Ford dünyadaki ilk montaj hattını kurarak bir anlamda dünyayı değiştirmişti. O dönem için devrim niteliğinde olan montaj hattı, seri üretime olanak tanımış ve verimliliği inanılmaz derecede artırmıştı. Bu dönüm noktasından 100 yıl sonra, “hızlı” fabrikaları bir adım öteye taşıyan “akıllı” fabrikalarla yepyeni bir devrime daha tanık oluyoruz. Bu akıllı fabrikalarda sensörler vasıtasıyla elde edilen veriler işlenerek ürünlerin bakım gerektirip gerektirmediği anlaşılabiliyor, böylece onarım işlemleri önceden planlanabiliyor. Üretim adedi, zamanı ve tedarik zincirlerine ait tüm süreçler, akıllı makineler tarafından belirlenip sisteme uygulanıyor. Yönetim yazılımları ile üretim süreci, yöneticiler, tedarikçiler ve müşteriler tarafından izlenebiliyor. Akıllı fabrikalarda tasarım dijital ortamda üç boyutlu olarak gerçekleştiriliyor. Esnek üretim ortamında dijital tasarım olanaklarıyla binlerce modeli aynı anda geliştirmek ve üretime sokmak mümkün oluyor.

GE Küresel Araştırma’nın Üst Düzey Üretim Mühendisi Stephan Biller ve GE Baş Ekonomisti Marco Annunziata’nın hazırladığı “20/20 Vizyonu” çalışmasına göre, dijital entegrasyon ile fabrikalarda ürün geliştirme döngüsü, üretim ve tedarik zincirinde yüzde 20 artış elde etmek mümkün. Akıllı fabrikaların temel taşlarını “sanal üretim”, “akıllı makineler”, “esnek fabrikalar”, “yeniden konfigüre edilebilen tedarik zincirleri” oluşturuyor. Bu dört etkenin bir araya gelmesi, 21’inci yüzyılın kusursuz üretim tesislerini ortaya çıkarıyor. Kusursuz üretim tesisleri günümüzün her geçen gün biraz daha dijitalleşen ve rekabetçi hale gelen global iş dünyasında ayakta kalabilmek için hayati bir önem taşıyor.

Elektrikli ve Otonom Otomobiller

Henry Ford’un montaj hattından bu yana bilim ve teknolojideki gelişmeleri en hızlı benimseyen, gerçekleştirdiği yeniliklerle sanayiye öncülük eden otomotiv sektörü de diğer sektörler gibi kusursuz üretim tesisleri sayesinde yeni devrimlere imza atıyor. Akıllanan fabrikalarla birlikte, elektrikli araçlar, sürücüsüz araçlar, endüstriyel internet ile donatılmış akıllı araçlar gibi yenilikler yavaş yavaş hayatımıza girmeye başlıyor.

Petrol fiyatlarındaki değişkenlik, petrol rezervlerinin tükeneceği kaygısı ve küresel ısınma gibi çevresel kaygılar sayesinde ciddi bir alternatif haline gelen elektrikli araçlar çoktan yollara çıktı bile. ABD’li otomobil üreticisi Tesla’nın başını çektiği birçok marka elektrikli modellerini piyasaya sürüyor ve bu araçların satışı her geçen gün artıyor. 2030 yılında özellikle gelişmiş ülkeler ve kalabalık kentlerde araç satışlarının yarısını elektrikli araçlar oluşturacak.

Otonom araçlar konusundaki çalışmalar da her geçen gün hız kazanıyor. Sürücü koltuğunda kimsenin oturmadığı araçların birkaç yıl içerisinde hayatımızın normal bir parçası haline gelmesi ve yasal engellerin aşılmasıyla birlikte 2030 yılı itibarıyla yollardaki 100 araçtan 15’inin otonom olması bekleniyor.

Bununla da kalmıyor; araçlar, nanoteknoloji ve mikroelektroniği kullanan haberleşme ve bilgisayar teknikleriyle donatılıyor. Bu sistemler ESP (elektronik stabilite programı), gece görüş yardımcısı, cruise control, navigasyon, aktif süspansiyon kontrolü, yolcu ve yaya güvenlik tedbirleri ve hatta yorgun sürücü algılayıcısı gibi olanaklar sunuyor.

Doktor Gibi Arabalar

Araştırma ve geliştirme çalışmaları bir süredir Araçtan Araca (V2V), Araçtan Altyapıya (V2I) iletişimde ve araçların başka otonom davranışlarında yoğunlaşıyor. Önümüzdeki dönemde akıllı koltuk sistemleri denilen, kişiyi tanıyan, kalp ritmini ve vücut ısısını algılayan, sesli veya dokunmatik aktivasyon sistemleri devreye girecek. Biyometrik sensör uygulaması ile insan vücudundaki duyuları algılayan sensörler, sürücünün yorgunluk, uyku, kalp ritmi bozukluğu gibi hallerinde uyarı vererek güvenli sürüşe katkıda bulunacak.

McKinsey’in “Otomotiv Devrimi 2030 Perspektifleri” raporuna göre, yeni teknolojiler otomotiv sektörünün küresel yıllık büyüme hızını yüzde 3,5’ten yüzde 4,4’e taşıyacak. Bu teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte, otomotiv sektörü 2030 yılına kadar yüzde 30 büyümeyle 5,2 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşacak. Akıllanan otomobillerle birlikte, bu araçların üretildiği fabrikaların da akıllanması, üretim sürecindeki hataları minimuma indirmesi, değişen koşullara ve taleplere uyum gösterecek esnekliğe ulaşması gerekiyor.

Devletler Yatırım Yapıyor

Dünyanın dört bir yanında dijital devrimin otomotiv sektöründe yarattığı dönüşümün farkında olan devletlerin aktif katılımıyla büyük yatırımlar gerçekleştiriliyor.

Örneğin, Koreli otomobil devi Hyundai, Kore Ticaret Bakanlığı ile iş birliği içerisinde tedarikçilerin ve yan sanayi firmalarının akıllı fabrikalara kavuşması amacıyla 20 milyon dolara yakın yatırım gerçekleştiriyor. Yatırım çerçevesinde Gwangju İnovasyon Merkezi’ndeki 450 tedarikçi firma ve 200 kadar küçük şirket, akıllı fabrika sistemine geçerek, bilişim teknolojilerini üretime entegre edecek. Bu sayede Hyundai’nin üretim süreçlerinde de önemli ölçüde iyileşme kaydedilecek.

“Otomotivde Hızlıdan Akıllıya Geçiş Dönemi” yazı dizisinin, akıllı fabrikalarla gelen verimlilik artışını açıklayan ikinci bölümünü haftaya pazartesi günü GE Türkiye Blog’da okuyabilirsiniz.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir