Nesneler Evreninde Fırsatı Yakalamak – I

6 Mayıs 2019

21. yüzyılın tarihini yazanların sıklıkla başvuracağı kelimelerden biri “büyük veri” ise diğeri “mobilite” olabilir. İngilizce “mobility” kelimesinden aktarılan ve “hareketlilik”, “taşınabilirlik”, “hareket kabiliyeti” veya “devingenlik” gibi karşılıkları bulunan mobilite, günümüz yaşamının en önemli parçası hâline geldi. Mobil bağlantılı taşınabilir cihazlarla otonom nesneler (otonom kara ve hava araçlarıyla robotlar); iletişimimizi, alışverişimizi, bilgiye erişimimizi, eğlencemizi, kısacası günlük yaşamımızı dönüşüme uğratıyor. Dijitalleşme, nesnelerin interneti (Internet of Things -IoT) uygulamaları, yapay zekâ, öğrenen makineler ve gelişmiş algoritmalar ise üretim biçimlerimizi, değer zincirlerini, kısacası tüm ekonomimizi yeniden yapılandırıyor.

Sektör uzmanları son 10 yılda yaşanan bu büyük dönüşümün, gelecek 10 yılda ivmesini artırarak devam edeceğini belirtiyor. Dönüşüm özellikle nesnelerin interneti alanında baş döndürücü nitelikte olacak. Nitekim, mobil bağlantılı taşınabilir cihazlar ve nesnelerin interneti uygulamaları, mobil şebekelerden faydalananların sayısında son yıllarda patlama yaşanmasına yol açtı. 220 ülkedeki 800’den fazla mobil operatörün uluslararası derneği olan Global System Mobile Association (GSMA) verilerine göre, nisan itibariyle lisanslı IoT cihazları dâhil mobil şebekeye bağlı cihaz sayısı 9 milyara yaklaştı.

Şirketler de nesnelerin interneti uygulamalarına yatırımlarını hızla artırıyor. IoT geçen beş yılda yoğun biçimde dikkatleri üzerinde toplamayı başardı. Zebra Technologies tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ABD’de işletmeler 2018’de IoT harcamalarını bir önceki yıla göre yüzde 4 artırdı. Toplam yıllık yatırım miktarı 46 milyar dolara ulaştı. ABD’de işletmelerin yüzde 38’i üretimde IoT teknolojisini yoğun şekilde kullanıyor. Ancak daha da önemlisi şirketlerin yüzde 86’sı 2019 yılında IoT harcamalarını artıracağını belirtiyor. Gartner’a göre, internete bağlı nesnelerin sayısı 2020 yılında 20,4 milyara ulaşacak.

5G Dönemecine Az Kaldı

2020 yılı IoT teknolojisi açısından kritik bir dönemeç olacak. Çünkü son 30 yılda haberleşme ve bilgiye erişimi kolaylaştırırken toplumsal ve ekonomik dönüşümlere yol açan mobil iletişim teknolojisi, 2020’de yeni bir dönüm noktasına geliyor. 2020 yılından itibaren aralarında Türkiye’nin de olduğu sınırlı sayıdaki ülke, beşinci nesil mobil iletişimi (5G) ticari kullanıma açacaklarını bildirdiler. Ülkemizde de kullanılan 4G mobil iletişim sayesinde akıllı cep telefonları ve internet bağlantılı milyarlarca taşınabilir cihaz bilgiye ulaşımın sınırlarını alabildiğine genişletmiş, yepyeni fırsatlara kapı aralamıştı. 5G ise daha büyük bir potansiyele sahip. 5G, düşük gecikme hızı, 4G’ye oranla 10 kat daha fazla hızı ve kilometre başına 10 milyon cihaza bağlantı sağlayan geniş kapasitesiyle Dördüncü Sanayi Devrimi’nin en önemli bileşenleri olan nesnelerin interneti uygulamalarının yaygınlık kazanmasını ve otonom nesnelerin daha hızlı gelişim kaydetmesini sağlayabilecek. 5G’nin yaygınlık kazanmasıyla tüm sektörler yeni teknolojilerin fırsatlarından yararlanabilecek. McKinsey’in 2015’te yayımladığı ve çokça atıfta bulunulan raporunda nesnelerin interneti (IoT) uygulamalarının imalat, lojistik, enerji ve altyapı tesisleri gibi pek çok sektörde 2025 yılına kadar 11.1 trilyon dolar gelir artışı yaratma potansiyeline sahip olduğu dile getiriliyor.

IoT’ye Nasıl Yaklaşmalı?

Bu iyimser tahminlere rağmen, nesnelerin internetinin sunduğu potansiyeli ortaya çıkarmanın önünde çok sayıda engel bulunuyor. Nitekim üretimde nesnelerin interneti uygulamalarına yer açan şirketlerin büyük bölümü daha işin başında projelerini rafa kaldırdıklarını da belirtiyor.  

Yazılım geliştirme şirketi R-Style Lab’ın İçerik Direktörü Andrew Klublin, The IOT Magazine’e bu ay kaleme aldığı makalede, IoT projelerindeki bu genel başarısızlığı iki nedene bağlıyor. Bunların başında şirketlerin yazılım geliştirmeye geleneksel yaklaşımı geliyor. Klublin, “IT departmanları ‘bir cihaz, bir protokol, bir uygulama’ yaklaşımını terk etmediği ve modası geçmiş kurumsal uygulamaları veri işlevsel uygulamalarla değiştirmediği sürece, nesnelerin interneti çoğu şirket açısından bir bilim kurgu öğesi olarak kalır.” uyarısında bulunuyor. Klublin’e göre başarısızlığın ikinci nedeni ise IT departmanlarıyla iş geliştirme ekipleri arasında iş birliğinin olmaması. “Bilişim mühendislerinin şirketin iş süreçleri ve hedefleri konusunda sadece muğlak fikri bulunurken, üst düzey yöneticiler operasyonel verimliliği artırmaya yoğunlaşıyor ve IoT yatırımlarından yüksek getiri bekliyorlar” diyor.  Klublin’e göre bu kısır döngüyü kırmanın tek yolu, nesnelerin internetinin operasyonel ve enformatik teknolojilerle iç içe geçmiş özelliklerini kapsayacak bir bakış açısı geliştirmek.

Yazımızın gelecek hafta yayımlanacak ikinci bölümünde ise veri işlemenin en az veriyi elde etmek kadar önemli olduğundan ve çağımızın yükselen yıldızı “dijital ikiz”lerden bahsedeceğiz. Herkese bilim dolu, mutlu haftalar!

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir