Modern Görüntüleme Teknolojisinin Yardımıyla Antik Gizemler Gün Işığına Çıkıyor – I

27 Mart 2019

Hemen hepimizin bildiği gibi Bilgisayarlı Tomografi (BT), çoğunlukla hastalığı tespit edip tanı koymak ve bilinçli bir şekilde tedaviye karar vermek amacıyla hastaların diyagnostik görüntülemesinde kullanılır. Daha az kişinin bildiği ise; bu modern görüntüleme teknolojisinin bazen geçmişi araştırmak ve antik gizemleri ortaya çıkarmak için de kullanılıyor olması. Önümüzdeki haftalarda da devam edecek bu yazı serimizde, insan vücudundaki küçük tümörleri tanımlamak için kullanılan bu teknolojinin; ünlü bir Rönesans sanatçısının uzun süredir kayıp olan tablosunun restorasyonundan, bir bebek mamutun yaşamı ve özelliklerini anlamaya kadar alışılmadık ihtiyaçlar için kullanıldığı alanları inceleyeceğiz.

Bir Müzenin Deposunda Bulunan 15. Yüzyıldan Kalan Bir Sanat Eseri BT ile İnceleniyor

Bergamo, İtalya, Giovanni Valagussa, Enzo Angeli ve Accademia Carrara Sanat Galerisi Direktörü Maria Cristina Rodeschini’nin BT taramasına hazırlanırken 15. yüzyıl sanat eseriyle çektirdikleri bir fotoğraf. Görselin sahibi: Humanitas Group.

Genellikle oldukça sessiz olan Humanitas Gavazzeni Radyoloji Bölümü’nün koridorlarını heyecan ve merakla kaplayan gelişmeler sözkonusuydu. Radyoteknoloji ve radyografi uzmanları “olağanüstü” hastayı görmeyi umuyorlardı İtalya’nın Bergamo’da Humanitas Gavazzeni Tanısal Görüntüleme Bölüm Başkanı olan Enzo Angeli esprili bir şekilde, “Görüntüleme yapılırken hastaların hareketsiz durmalarına ihtiyacımız var. Ancak bu hastada böyle bir sorun yaşayacağımızı sanmıyorum” diyordu.

Geçtiğimiz Mayıs ayında, Accademia Carrara Sanat Galerisi’nde konservatör olarak çalışan Giovanni Valagussa, müzedeki on dördüncü ve on beşinci yüzyıl İtalyan resimlerini kataloglamak üzere görevlendirildi. Depoda, tarihi 1492’ye kadar uzanan bir tablo olan “Mesih’in Dirilişi” tablosu ile karşılaştı. Sanat tarihçisi Bernard Berenson’ın, ünlü 15. yüzyıl ressamlarından Andrea Mantegna tarafından resmedilen bir eserin kopyası olduğunu düşünerek 1930’larda reddettiği bu tablo, o tarihten beri müzenin depo kısmında saklanmıştı.

Valagussa, “Bir buçuk yıl önce, antik resim kataloğumuz üzerinde çalışmaya başladık ve galeriye ait tüm eserleri inceledik. Bu resmin karşısına geçip dikkatlice incelediğimde ilk şüphelerim ortaya çıktı. Resmin kalitesi ve bazı detaylar çarpıcıydı. Orijinal bir Mantegna eseri olabileceğine inanmaya başlamıştım” diyor.

Valagussa’nın Accademia Carrara Sanat Galerisi’ndeki depoda bulduğu “Mesih’in Dirilişi” resminin bir fotoğrafı ve alt tarafında fark ettiği küçük haç işaretinin yakın çekimi. Görselin sahibi: News Artnet, 2018.

Yakın incelemede, Valagussa resmin alt tarafında daha önce fark edilmeyen küçük bir haç ve kesim izleri bulunduğunu gördü. Bu izler, tablonun Mantegna’nın özgün eseri olup olmadığını belirleyecek bir dizi araştırma ve karşılaştırmanın kıvılcımını ateşledi.

İtalya’nın Padua kenti yakınlarında doğan Mantegna (1431-1506), yaptığı resimler ve gravürlerle İtalya’da ve İtalya’nın dışında ün kazanmış tutkulu genç bir Rönesans sanatçısıydı.[1]

Valagussa, “Andrea Mantegna, 15. yüzyılı karakterize ederek klasik sanata dönüşün, en azından Kuzey İtalya’daki en iyi temsilcisidir. Mantegna, sadece orta çağda değişikliğe uğramış teknikleri ve zevki yeniden bulmakla kalmamış, onları daha modern bir ifadeye dönüştürmüştür. İtalyan sanatının batı dünyasının merkezinde olduğu 15. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış ikonik bir ressamdı” ifadeleriyle açıklıyor.

Uzun incelemelerin ardından uzmanlar, Mantegna’nın “Araf’a İniş” resminde özdeş bir haç buldular. Bu da iki resmin birbiriyle tam olarak uyuştuğunu gösteriyordu. Bu detay sayesinde, “Mesih’in Dirilişi” tablosunun özgün bir Mantegna resmi olduğu tespit edildi ve geçmişten gelen yanlış adlandırma hatası ortadan kaldırılmış oldu.

Valagussa, “Resmin Mantegna’ya ait olduğuna dair kanıtlar biriktikçe çok farklı duyguları bir arada yaşadım. Resmin özgünlüğüne ikna olduktan sonra, tam bir restorasyon yapmanın doğru olacağını hissettim” ifadelerini kullanıyor. Böylece resmin restorasyonuna yardımcı olmak için, büyük Venedik ressamının başyapıtının Bilgisayarlı Tomografi (BT) kullanılarak görüntülenmesi gerektiğine karar verildi.

“Mesih’in Dirilişi” insan gözünün göremeyeceği ayrıntıları ortaya çıkarmak için GE Sağlık Revolution CT teknolojisinde  görüntülendi.

Angeli, “BT incelemesinin ilk amacı, yaklaşmakta olan restorasyon için resmin ne ölçüde korunmuş olduğunu görmekti. İnceleme, resmi sayısız 0,6 mm’lik kesitlere ayırmamızı sağladı” diye açıklıyor. Bu kesitleri yeniden bir araya getirerek resmin farklı katmanlarını elde ettiklerini ve bu sayede yapısını analiz edebildiklerini söylüyor. Böylece bu bilgiler, sanatçının diğer eserleriyle karşılaştırma yapmak ve resmin sanatçıya ait olduğuna dair hipotezi desteklemek için de faydalı oldu.

Kısa süre önce keşfedilen, taşınması ve görüntülenmesi sırasında büyük özen gösterilen resmin güncel değeri 30 milyon dolar civarında. Angeli, “İlk kez böyle bir işlem gerçekleştirdiğimiz için, 16. yüzyıla ait diğer resimler üzerinde de testler yaptık. Tabloyu düşük doz BT ve röntgen altında incelemeye aldık. Çok ince bir hastadan bahsediyoruz. Sonuçta insana ait bu kadar ince bir anatomi parçası yok; belki küçük bir parmak bu kadar ince olabilir.” diyor.

“Mesih’in Dirilişi” insan gözünün göremeyeceği ayrıntıları ortaya çıkarmak için GE Sağlık Revolution CT teknolojisinde görüntülendi. Görselin sahibi: Humanitas Group.

Hastane radyoteknoloji uzmanları, GE Sağlık‘ın Revolution CT teknolojisini resmin içerisini, ahşap lifleri, tahtakurularının açtığı tünelleri ve çivi gibi yabancı cisimlerin varlığını araştırmak amacıyla kullanırken dijital radyografi resimsel katmanları ortaya çıkardı.

“Mesih’in Dirilişi” resminin “Araf’a İniş” ile bir araya getirilmiş görüntüsü. Görselin sahibi: News Artnet, 2018

Tablonun, yakın zamanda eş resmi olan “Araf’a İniş” ile yeniden bir araya getirmek amacıyla BT tarama sonuçları kullanılarak bu yıl restore edilmesi planlanıyor.

Keşfin kamuya açıklanmasından sonra, Londra’daki Ulusala Galeri Andrea Mantegna’ya adanmış bir sergi hazırladıklarını ve bu ‘’yeniden keşfedilen’’ eserle ilgili bulguları doğrulamak istediklerini iletti.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir