Mert’in Liderlik Atölyesinden Notları

18 Aralık 2015

GE ile geçireceğim güne, samimi olmak gerekirse aklımda soru işaretleriyle başladım. Sabah 5.30’da uyanıp 6.40’ta kalkacak olan servise yetişmeye çalışırken aklımda tek bir soru vardı: “Acaba bu etkinlik, bu koşuşturmacaya değer mi?” İlerleyen saatlerde sorumun cevabını fazlasıyla alacaktım…

Sabahın ilk ışıklarında GE’nin Kurtköy Teknokent’deki İnovasyon Merkezi’ne vardık.

İçeriye giriş yaptığımız ilk andan itibaren ilgi üzerimizdeydi. Yaka kartlarımızı aldıktan sonra kahvaltı ve genel tanışma faslına geçtik. GE çalışanlarıyla samimi bir ortamda kahvaltı etmek oldukça güzeldi. Bu aşamada kafamdaki kalıplar yavaş yavaş kırılmaya başlamıştı. Diğer katılımcılarla birlikte iç kısma geçtiğimizde ise şoka uğradık. Son derece dağınık bir ofis ortamı bizi bekliyordu. 30 dakikamız olduğu söylendi. İşte o an benim için dönüm noktası oldu. İnteraktif bir etkinlik oluşturulmuştu ve an itibariyle içindeydik. Yaka kartlarımızdaki renklerle takımlarımıza ayrıldık ve bizi bekleyen zarfları açarak görevlerimizi yerine getirdik. Görevler doğrultusunda bir grup ismi seçmemiz gerekiyordu, biz de güç ve başarının göstergesi olarak gördüğümüz için grubun adını “Skydivers” koyduk. Ardından atölyenin asıl hedefi olan biz genç yönetici adaylarının yönetmeye asıl başlayacağımız yakın gelecekle (10 yıl gibi) ilgili tahminlerimizi yazdık. Nasıl bir dünyanın bizi beklediğini konuştuk.

GE liderlerinin konuşmalarını dinledikten sonra günün en farklı olayı olan bir “stratejik oyuna” geçtik. Hafıza, etkin olma, takım çalışması ve liderlik odaklı bu oyunda hem çok eğlendik hem de gerçek hayatta liderlik gerektiren problemleri nasıl çözeceğimize dair fikir sahibi olduk.

Açıkçası yalnız çalışmayı bir hayat felsefesi haline getirmiş biri olarak takım çalışmasının ve birlikte bir şeyler başarmanın ne kadar eğitici ve eğlenceli olduğunu fark ettim.

Bu yoğun zihin aktivitesi gerektiren oyunun ardından öğle yemeğine geçtik. Yemek esnasında GE’den çalışanlarla birlikte aynı masada yemek yemek ve onların tecrübelerini dinlemek de oldukça keyifliydi. Güzel yemeklerin ardından atölyenin ikinci kısmı başladı. Bu kısım daha çok kendimizi ne kadar tanıdığımız üzerineydi. Açıkçası kendimi ve bu piyasaya neler katabileceğimi bildiğimi düşünüyorum ama asıl sorulardan biri olan “Piyasanın genç yöneticilerden beklentisi nedir?” sorusunu daha önce gerçekten hiç düşünmemiştim.

GE Dare to Lead etkinliğinin son bölümlerinde ise bu şirkette iyi pozisyonlardaki kişilerin GE yaşantılarını, GE’de çalışmanın onlar için ne ifade ettiğini ve iş yaşamımızın ilerleyen dönemlerinde neler yapmamız gerektiğine dair güzel konuşmalarını dinleme fırsatı bulduk. Yine katılımcıların ve GE çalışanlarının katıldığı bir kokteyl ile etkinlik son buldu. Zaten yeterince heyecanlanmış, bir günde gerçekten bu kadar ilerlemişken GE daha ne sürpriz yapabilir diye düşünüyordum ki çıkışta kartlarımızı teslim ederken aldığımız hediye paketleri adeta “pastanın çileği” oldu.

Samimiyet… Bence GE’yi de Dare to Lead Liderlik Atölyesini de farklı kılan temel kelime bu.

Buradaki sıcak ortam ve her zaman gülen yüzler en büyük farklılık yaratan şeylerdi. Etkinliğe zaten mükemmel hazırlanmışlardı. Halihazırdaki yoğun iş tempoları ve günün bu kadar erken saatinde etkinliğe başlamış olmamız gibi negatif durumlar onları hiç etkilememişti. Başarılarının ardındaki “sihir” bu olsa gerek. Ben gerçekten bu etkinliğin bir parçası olduğum için çok mutluyum. Bu kadar sıradışı bir deneyimi bize yaşattığı için GE ailesine çok teşekkür ediyorum.

Mert Yiğit ALADAĞ

İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Öğrencisi

 

Mert’in röportajını aşağıdan izleyebilirsiniz.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir