Meme Kanseri Farkındalık Ayı: Risk Faktörleri

28 Ekim 2016

Meme kanserinde erken teşhisini önemi büyük. Bu yüzden ekim ayı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından her yıl “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” olarak kabul ediliyor. GE Türkiye olarak bizler de Meme Kanseri Farkındalık Ayı olan Ekim ayı boyunca meme kanseri ile ilgili yazı serimize devam ediyoruz.

Meme kanserinde hangi risk faktörlerini değiştiremezsiniz?

Cinsiyet: Nadiren de olsa erkeklerde de meme kanseri görülüyor. Ancak kadınlarda meme kanseri erkeklerden 100 kat fazla görülüyor.

Yaş: Meme kanseri riski yaşla birlikte artıyor. 45 yaşın altında 8 kadından birinde meme kanseri görülürken, 55 yaşın üstünde 3 kadından 2’sinde meme kanseri görülüyor.

Kalıtımsal faktörler: Meme kanseri vakalarının %5-10’u kalıtımsal mutasyonlardan kaynaklanıyor.

Ailede meme kanseri olması: Bu faktör meme kanseri riskine yakalanma riskini arttırsa da meme kanseri vakalarının sadece %10-15’inde ailede meme kanseri bulunuyor. Birinci dereceden bir yakınında meme kanseri olması, kişinin meme kanseri riskini 2 katına, 2 yakını olması ise nerdeyse 3 katına çıkarıyor.

Kişinin kendisinde meme kanseri olması: Bir memesinde kanser olan kişilerin diğer memesinde ya da aynı memenin başka bir yerinde kanser olma olasılığı, olmayan kişilere göre 3-4 kat fazla.

İlk adet ve menopoz yaşı: İlk adetini 12 yaşından önce görmek ve menopoza 55 yaşından sonra girmek risk oluşturuyor.

Erken radyasyon tedavisi almak: Özellikle ergenlik döneminde göğüs bölgesindeki herhangi bir hastalık için radyasyon tedavisi görmüş olmak meme kanseri riskini artırıyor.

Hangi risk faktörlerini değiştirmek sizin elinizde?

Çocuk sahibi olmamak: Hiç çocuk sahibi olmamak veya ilk çocuğunu 35 yaşından sonra doğurmak, meme kanseri riskini az da olsa yükseltir.

Östrojen tedavisi: Araştırmalar 10 yıldan fazla östrojen alımının meme kanseri gelişiminde ufak bir risk artışına sebep olduğunu göstermektedir. Fakat bu çalışmalar östrojen alımının aynı zamanda osteoporoz, Alzheimer ve kolon kanseri riskinin azalmasına sebep olduğunu da vurgulamaktadır.

Bebeğini emzirmemek: Bazı çalışmalar 1,5-2 sene süt vermenin meme kanseri riskini az miktarda düşürdüğünü göstermektedir.

Alkol kullanmak: Alkol kullanmanın meme kanseri riskini yüselttiği araştırmalarla kanıtlanmıştır. Günde 1 kadehten fazla alkol içen kadınlar, hiç içmeyenlere göre 1,5 kat risk altındadır.

Obezite, fazla kilo ve yağlı beslenme: Meme kanseri riskini düşürmek için hayat boyu sağlıklı beslenilmesi ve ideal kilo aralığında kalınması önerilmekte. Özellikle hayvansal yağ tüketiminin meme kanseri riskini artırdığı düşünülmekte.

Hareketsizlik: Araştırmalar düzenli egzersiz yapmanın meme kanseri riskini düşürdüğünü göstermektedir. Bir araştırmaya göre haftada 1-2 saat tempolu yürüyüş bile riski %18 azaltmaktadır. Amerkan Kanser Derneği, haftada en az 5 gün 45-60 dakika egzersiz yapılmasını önermektedir.

Hangi faktörlerin meme kanseri riski üzerinde etkisi kanıtlanmadı?

Çeşitli besinleri yemenin, vitamin alımının meme kanseri ile ilişkisi kanıtlanmamıştır. Terlemeyi engelleyen deodorantlar, sutyen, meme protezleri, kürtaj, çevreyi kirleten bazı kimyasallar ve gece çalışmanın da meme kanseri riski üzerinde etkisi olduğu öne sürülmüş ancak henüz araştırmalarla kanıtlanmamıştır.

Kaynak: American Cancer Society’nin  “Breast Cancer Facts& Figures 2015-2016” verileri ve cancer.org

 

Tarama programları yaygınlaştı

Türkiye’de meme kanseri sıklığının daha genç yaşlarda görülüyor olması tarama programları ve erken tanının önemini daha da artırıyor. Sağlık Bakanlığı yurt çapında açtığı 2000’den fazla “Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri” (KETEM) aracılığıyla son 3 yıldır yoğun biçimde kanser taramaları yapıyor. Yurt çapında yapılan kanser taramasından geçen 50 yaş üstü gönüllülerin sayısı 1 milyon 715 bine, çekilen mamografi sayısı ise 240 bine ulaştı. Bu taramalarda 231 kadına erken evrede kanser teşhisi konulabildi. Bakanlığın hedefi KETEM’lerin sayısını 300’ün üzerine çıkarmak, en az 5 milyon kadının taramasını tamamlamak ve tarama başlama yaşanı 40’a çekmek. Sivil toplum örgütleri ise taramaların daha erken yaştaki kadınları da kapsaması gerektiğini savunuyor. Türkiye meme kanseri görülme yaşının 20’li yaşların başına kadar indiğine dikkat çeken Kanser Savaşçıları Derneği’nden Meme Cerrahı Dr. Ece Dilege, tarama yaşanın en az 30-35’e çekilmesi gerektiğini savunuyor.

 

Meme kanserinde amaç erken tanı

Meme kanseri taramasında öncelikli amaç, kanser gelişimini henüz bulgular (ele gelen kitle, meme başı değişiklikleri gibi) ortaya çıkmadan, erken evrede saptamak ve sonuç olarak meme kanserine bağlı ölüm oranlarını azaltmak. Meme kanserinin erken evrede saptanması, ileri safhada ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi gibi hastanın bedeninde ağır sonuçlar yaratan tedavilerden kaçınılmasını ve yüksek tedavi maliyetlerinden tasarruf edilmesini de sağlıyor.

Erken tanının başarısı için ise 4 bileşene ihtiyaç var: Meme kanserinin erken tanısı için verilecek eğitimlerle kadınların meme kanserinin farkında olması, kendi kendini meme muayenesi, hekim muayenesi ve tarama mamografisi.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir