Meme Kanseri Farkındalık Ayı: “Elinden” Geleni Yap!

20 Ekim 2021

Meme kanseriyle mücadelede bilinçlenmek hayat kurtarıyor. Bu konuda bilinçli olmak demek, erken teşhis için gereken her şeyi yapıyor olmak demek. 1980’lerden sonra erken tanı ve tedavi programları meme kanserine karşı insanlığın elini güçlendirdi. Bugün meme kanseri, erken tanı gerçekleştiği takdirde tedavinin yüksek derecede etkili olduğu bir hastalık. Bu ilerlemeyi ise sağlık teknolojisindeki yeniliklere borçluyuz. Özellikle de GE Sağlık’ın mühendisler, bilim insanları ve teknisyenler gibi birçok farklı uzmanı barındıran küresel ekiplerle hiç durmadan geliştirdiği yeni sağlık ve görüntüleme teknolojilerine… Başta da belirttiğimiz gibi bilinçli olmak, erken teşhis için bu teknolojiler kadar önemli ve tam da bu bilinç düzeyi sayesinde hastalığa erken müdahale şansı yakalayan bir isimle tanışacağız bugün.

GE ve Kansersiz Yaşam Derneği olarak Meme Kanseri Farkındalık Ayı olan ekim ayında “elimizden geleni yapmak” için güçlerimizi birleştirdik. Bu konuya dikkat çekmek için meme kanseri teşhisi konulmuş kadınların hikâyelerini, farkındalık için pembeye boyanan ekim ayı boyunca GE Türkiye Blog’a taşıyoruz. Elle yapılan düzenli muayenelerin birazdan dinleyeceğimiz hikâyedeki gibi hayat kurtarabildiği ve herkesin yapabileceği bir şey olduğunu düşündüğümüzden de “Elinden Geleni Yap!” sloganımızla ilerliyoruz.

15 yıl önce, evde elle kontrol sırasında bir kitle fark eden Sibel Çakar, o günü şöyle hatırlıyor: “Meme kanseri konusunda bilinçli olduğum için kontrollerimi düzenli yapıyordum ama o gün kol altıma yakın bir yerde kitle geldi elime ve hemen doktoruma gittim. Çok endişeliydim ama doktorum test sonucum için beni hazırlamıştı.” Yine de korku ve endişe hissettiğini belirten Sibel için haberi almak o kadar kolay değildi. Sonuçta kendini güçlü ve genç hissettiği bir dönemde, sadece 34 yaşında ve iki çocuk sahibiyken bu haberi almıştı.

Hastalığın tespitinden sonra hızlıca tedavi aşamaları başladı. Önce kemoterapi ve ardından radyoterapi… Sibel, “Tedavi sürecinde ailemden ayrı kalmak ve kemoterapi sürecinin kendisi bir hayli ağır geçti ama bunun dışında gayet güçlüydüm.” diyor. “Bütün ailem, eşim, çocuklarım ve melek doktorlarım her zaman yanımda oldular. Hayata başka yönlerden bakmamı sağladılar. Doktorum, eşimin aşkla bakan gözleri ve çocuklarımın bana ihtiyacı olması en büyük motivasyon kaynaklarımdı. Çok kitap okudum, yürüyüş yaptım, hastanedeki kanser hastası çocuklar için çalıştım. Bazen senin hastan kim diye soruyorlardı, çok mutlu oluyordum.”

Sibel bu ilham verici hikayeyi bugün hepimiz için anlatırken uyarıyor “Erken teşhis hayat demek. Çok önemli. Fark etmeseydim belki de şimdi yaşıyor ve size bunları anlatıyor olmazdım.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir