Meme Kanseri Farkındalık Ayı: Elimizden Gelecek Çok Şey Var

14 Ekim 2021

Meme kanserinin karşısında yalnız değiliz. Elimizde iki önemli koz var: Hiç durmadan geliştirdiğimiz sağlık teknolojileri sayesinde erken tanı ve mücadelesinden hiç vazgeçmeyen güçlü kadınlar! Yine de kabul etmemiz gereken nokta, meme kanserinin ne yazık ki sadece korkutucu değil, aynı zamanda yaygın da olduğu… Bu kanser türü ergenlikten sonra dünyanın her yerinde, herhangi bir kadında ve nadir de olsa erkeklerde de görülebiliyor. 2020 yılında, dünya genelinde 2.3 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuldu ve ne yazık ki aynı yıl meme kanserinden ölenlerin sayısı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre 685.000 civarındaydı. 

1930’lardan 70’lere kadar meme kanserinin tedavisi konusunda çok yol alınamadı; fakat 80’lerden sonra erken tanı ve tedavi programları hastalığın seyrini değiştirdi. Bugün meme kanseri, erken tanı gerçekleştiği takdirde tedavinin yüksek derecede etkili olduğu bir hastalık. Bu ilerlemeyi sağlık teknolojisindeki yeniliklere borçluyuz. GE Sağlık;mühendisler, bilim insanları ve teknisyenler gibi birçok farklı uzmanı barındıran küresel ekiplerle hiç durmadan yeni sağlık teknolojileri geliştiriyor. Ancak başta da söylediğimiz gibi hastalığın etkisinin azalmasında ikinci bir etken daha var: Güçlü kadınlar… GE ve Kansersiz Yaşam Derneği olarak Meme Kanseri Farkındalık Ayı olan ekim ayında “elimizden geleni yapmak” için güçlerimizi birleştirdik. Bu konuya dikkat çekmek için meme kanseri teşhisi konulmuş kadınların hikâyelerini, farkındalık için pembeye boyanan ekim ayı boyunca GE Türkiye Blog’a taşıyoruz. Elle yapılan düzenli muayenelerin hayat kurtarabildiği ve herkesin yapabileceği bir şey olduğunu düşündüğümüzden “Elinden Geleni Yap” sloganımızla ilerliyoruz.

Onları Erken Teşhis Kurtardı

Kansersiz Yaşam Derneği üyelerinden Nurdan, meme kanseri teşhisi konulduğunda 44 yaşındaydı. Nurdan, “İlk kez 39 yaşımda kontrole gitmiştim. Ultrasonla bakılıp takibi önerilmiş ancak özel bir uyarıda bulunulmamıştı. Aradan geçen zamanı farketmemiş, arkadaşımın ısrarıyla geciktirdiğim bu kontrolü,  5 sene sonra gerçekleştirmiştim. Radyolog ‘Burada çok kötü bir şey var! Hemen bir şey yapılmalı!’ dediğinde ani habere rağmen yine de sakin kalmayı başardım ve hemen bir uzman buldum. 2 santimetre boyunda bir tümörüm vardı ve hızlıca girdiğim ameliyatta hastalığın erken aşamada olduğu tespit edildi.” diyor. Nurdan’ın tümörü, doktoruna göre olabilecek en iyi durumdaki tümördü ve hastalık daha çok başındaydı.

Nurdan başarılı bir operasyon geçirmiş olsa da tedavi süreci aslında yeni başlıyordu. Kemoterapi ve radyoterapi süreçleri… Nurdan, “Kemoterapinin ilk küründe değerlerim düştü. Çok kötüydüm ve aciz hissediyordum. Yine de güçlü kalmayı başardım, kürlerimi tamamladım. Ailemin, dostlarımın, doktorlarımın ve benimle ilgilenen bütün sağlık ekibinin elinden geleni yapıyor olması en büyük motivasyon kaynaklarımdandı. Hatta kuaförüm kemoterapi öncesi saçımı kestirmek istediğimde hazır olmadığımı anladı ve her seferinde daha kısa modeller yaparak aşama aşama beni sürece hazırladı. Herkes benim için elinden geleni yapıyordu.” diyor. 

Elbette Nurdan’ın durumunda her şey motivasyonunu yükseltmiyordu. Daha kötü durumdaki hastalarla karşılaşıyor olmak, ne kadar çok hasta olduğuna tanık olmak, saçlarının birinci kemoterapiden sonra topluca dökülmesi, radyoterapide hareket etmemesi gerektiğinden kulağına kadar gelen bir sineği kovmak için bile yardım istemek zorunda olmak… Bir kişinin hayatının aniden yeni bir yön alması hiç kolay olmasa da Nurdan sürecin sonunda hayata bakışının değiştiğini söylüyor: “Kendime haksızlık ettiğimi anladım ve kendimi sevmeye başladım. Sağlıklı yaşamak için gereken değişiklikleri yaptım, maneviyatın bana iyi geldiğini anladım.” 

Ebru* ise meme kanseri ile olan mücadelesinde taviz vermeyen bir diğer güçlü kadın ve Kansersiz Yaşam Derneği üyesi. Onun hikâyesinin en önemli noktalarından biri, bir sorun olduğunu kendi gözlemiyle anlamış olması. Ebru, “Sağ meme ucuna yakın bir yerde şişlik fark ettim. Meme ucu da sağ yöne dönmüştü. Hiç vakit kaybetmeden doktora gittim. Gerekli incelemeler yapıldıktan sonra teşhis konuldu.” diyor ve uyarıyor: “Kilo verdiğim bir dönemdi. Fazla kilolar kitleyi saklıyor.” Ebru’nun tedavi sürecinde dikkatini çeken detaylardan biri, diğer hastaları panik ve umutsuzluk için de görmüş olmak. Bu nedenle o da motivasyonun önemini tekrar vurguluyor.

Meme kanseri kadar yaygın bir hastalığa karşı korunaklı kalabilmenin birkaç yolu var. Her zaman belirttiğimiz gibi en etkili yöntemlerden biri düzenli kontroller. Doktor eşliğinde yapılacak kontrollerin yanı sıra elle yapılan düzenli kontroller de erken tanı için oldukça önemli. Eğer teşhis konulduysa, Nurdan gibi bütün süreci deneyimlemiş kişilerin değerli önerileri devreye giriyor. Nurdan, “Sevdiklerinizin yardım teklifini kabul edin. Konuşmak size iyi geliyorsa hastalığınızı konuşmaktan çekinmeyin. Gerekirse psikolojik destek alın ve hikâyesi sizinkine benzeyen kişilerin deneyimlerini mutlaka okuyun, dinleyin. En önemlisi de sizden daha değerli bir şeyin olmadığını unutmadan kontrollerinizi hiç aksatmayın.” diyor. Ebru’da ise “Gerekiyorsa hastalığın adını değiştirin, onu sahiplenmeyin. O size sonradan geldi. Onu umudunuzla, yaşama isteğinizle uğurlayın. Hiçbir zaman umudunuzu kaybetmeyin. Biliyorum kolay değil ama güçlüsün ve başaracaksın.” diyor.  

Meme kanseri farkındalığı için pembe kurdelelerle donatılan ekim ayı boyunca güçlü kadınların daha birçok hikâyesi, GE Türkiye Blog’da olacak. 

*Ebru ismi, adını paylaşmak istemeyen röportör için kullanılan rastgele seçilmiş bir isimdir.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.