Manzaralı ve Yenilik Dolu Ofis: Türkiye Teknoloji Merkezi’nde Yazılım Geliştirme

8 Aralık 2020

Yeşiller içinde bir ofiste, zihninizin kapılarını sonuna kadar açtığınızı düşünün. Ofiste olmasanız dahi uzaktan yürütebildiğiniz bir işiniz var ve iş yerinizi özleyecek kadar çok seviyorsunuz. Dahası zihninizden çıkan görüşleriniz ve fikirleriniz değer görüyor. Sizin de motivasyonunuz her zaman yüksek olurdu, öyle değil mi? Tıpkı GE Türkiye Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde çalışan yazılım mühendisleri gibi.

GE Türkiye’nin nitelikli mühendisleri, gerçek çim kaplı ve modern eğimli çatıya sahip ofislerinde her geçen gün kendilerini ve üzerine çalıştıkları yazılımları geliştirmeye devam ediyorlar. Ofisin yamaçtaki konumu, İstanbul’un güneyinde İzmit Körfezi’nin pırıl pırıl mavi sularının çarpıcı manzarasını sunuyor. Dahası, esnek çalışma saatleri ve evden çalışma imkanı sağlıyor.

Elbette tüm bunlardan daha da önemlisi var. 120 kişiden oluşan ekip, yılda 20 yazılım uygulaması geliştiriyor, düzinelerce yazılım uygulamasını yönetiyor, hem GE hem de dünya çapındaki müşterileri için yaklaşık 80 yazılım yükseltmesi ve iyileştirmesi yapıyor.

Belki de bunun en büyük kanıtı, 20’li yaşlarında birkaç startup kuran ve büyük bir organizasyonda kariyer yapmayı asla hayal etmeyen Evrim Erdoğuş’un 12 yılı aşkın süredir GE Türkiye Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde GE ile birlikte olması…

GE’nin yazılım mühendisliğinden sorumlu başkan yardımcısı Erdoğuş, “GE’nin en güzel yanı, kendim olmama ve şirketin yazılım olanaklarını geliştirmek için girişimcilik becerilerimi kullanmama izin vermesi.” diyor. Bu hızlı ve emin adımlarla ilerleyen gelişimden şöyle bahsediyor: “Yazılım mühendisliğine liderlik etmek için katıldığımda 15 kişiydik. Şu anda 130 kişiyiz. Çünkü yeni şeyler denemekten, yenilikçi olmaktan ve GE’yi başarılı kılan şekillerde yenilikler yapacak kadar iş odaklı olmaktan hiç korkmadık. GE stratejileri üzerinde olumlu bir etki gösterdiğimizi varsayarsak; bunun sağlam bir kanıtı olarak, GE’nin yeni fikirlerin peşinden koşabildiğimiz ortamı sağlamasını gösterebiliriz. Büyük bir şirkette bu tür bir özgürlüğe sahip olmak gerçek bir lüks.”

Türkiye Teknoloji Merkezi‘nde (TTC) dijital ekipte yer alan 130 yazılım geliştiricisi, yazılım mimarı, teknik liderler, teknik ürün yöneticileri, veri bilimcileri ve veri mühendislerinin yanı sıra GE Havacılık ve GE Gaz Enerjisi ekipleri de bulunuyor.

Dijital ekip yalnızca yazılım uygulamalarını geliştirip güncellemekle kalmıyor. Aynı zamanda GE ve müşterilerine hem bölgesel hem de küresel olarak servis desteği sağlıyor. TTC‘de Macaristan ve Hindistan’dan insanlar olmasına rağmen, ekip esas olarak Türk vatandaşlardan oluşuyor.

TTC‘deki dijital operasyonlar, Orta Doğu ve Afrika’daki en büyük operasyonlar olmakla birlikte, hem GE Gaz Enerjisi hem de GE Havacılık için küresel olarak en büyük yazılım yerleşkelerinden biri. Bu, Türkiye’deki ekibin genellikle ABD merkezli ürün yöneticileri ve dünyanın her yerindeki müşterilerle çalıştığı anlamına geliyor.

TTC‘de geliştirilen yazılım örnekleri arasında GE Havacılık için Olay Ölçüm Sistemi (EMS) adı verilen bir uçuş analitiği aracı bulunuyor. EMS, havayolu filoları için binlerce uçuş olayını ve parametreyi izliyor. Yakıt verimliliğini ve güvenliğini artırmak için önlem alınabilecek alanların belirlenmesine, belirli sistem ve bileşenlerde bakımı ön görmeye ve başlatmaya yardımcı oluyor.

Erdoğuş, “Analiz sistemimiz, dünyanın en büyük operasyonlarını destekleme konusundaki 20 yılı aşkın deneyimiyle müşteri başına yılda 1 milyondan fazla uçuşu desteklemeyi hedefleyerek tasarlandı ve geliştirildi.” diyor.

Başlangıçta başka bir yerde geliştirilmiş olsa da yazılım online olarak kullanılıyor. TTC‘de yapılan çalışma sayesinde, dünyanın herhangi bir yerinde faaliyet gösteren bakım ekipleri tarafından kullanılabiliyor. Ekip, ayrıca Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. Ekibin veri bilimcileri, tüm operasyon tiplerini optimize etmek için makine öğreniminin bir sınıfı olan derin öğrenmeyi kullanıyor. Örneğin, belirli uçak motoru parçalarında kullanılan kaplama kalitesini değerlendirmek ve görüntü işlemeyi geliştirmek için derin öğrenme kullanıldı. Erdoğuş’un açıklamasına göre derin öğrenme, parçanın kullanıma hazır olup olmadığını görmek için kaplamanın mikro ve nano yapılarına bakmayı da içeriyor.

Erdoğuş, çeşitli nedenlerle Türkiye’nin büyük bir dijital ekip oluşturmak için ideal bir yer olduğunu söylüyor. İstanbul, birçok Avrupa ülkesinin önüne geçerek tek başına 17 milyonluk bir nüfusa sahipken; yeni jenerasyonda da çok sayıda yetenekli yazılım mühendisi ve veri bilimcisi mezun ediliyor. Sonuç olarak burada çok çeşitli dijital becerilere sahip büyük bir yetenek havuzu var. Erdoğuş ve ekibinin 130 üyesi, bu yetenek havuzunun, müşteriler tarafından kullanılan yazılımları geliştiren ve dünyanın her yerinden insanlara fayda sağlayan iyi bir örneği.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir