Lab’ler yeni nesil üreticileri bekliyor

19 Ocak 2015

ge1

Yaşadığımız büyük dönüşüm çağının üç ana itici gücü endüstriyel internet, ileri üretim teknikleri ve küresel akıl. Eklemeli imalat ya da 3D yazıcılarla üretim gibi yeni üretim teknikleri, yeni özelliklere sahip ürün ve malzemelerin geliştirilmesini mümkün kılıyor. Böylece geleneksel fabrikalar, tedarikçi ve dağıtımcılarına dijital olarak bağlanabilen, daha verimli işleyen ve yeni koşullara gerçek zamanlı olarak uyum sağlayabilen “akıllı fabrikalar” haline geliyor. Teknolojinin gelişim hızı da bu süreçte katlanarak artıyor. Zira kitlesel fonlama ve açık kaynak işbirliği platformları yoluyla dünyanın dört bir yanından dijital iletişim ağlarıyla birbirine entegre olmuş insanların kolektif bilgisi, yani küresel aklın gücü ve etkisi artıyor. Böylece şirketler inovasyon kapasitelerini artırmak için “açık işbirliği” ile daha büyük bir yetenek havuzundan yararlanabiliyor.

İleri endüstri şirketlerinin pek çok malzemeyi 3D yazıcılarla ürettiği, sensörlerle donatılmış makinelerin birbirleriyle haberleşerek ortaya çıkardığı kaliteli ve bol verinin analiziyle düşük maliyet ile yüksek verimliliğin önü açılıyor. Bu yeni dönemin “Yeni Sanayi Devrimi” ya da “Sanayi 4.0” olarak adlandırılması boşuna değil. Bu dönüşümün temel dinamikleri arasında yer alan Nesnelerin İnterneti (İnternet of Things-IoT) konusunda Busines Insider’ın yayınladığı son analiz ise çok çarpıcı. Araştırmaya göre Nesnelerin İnterneti dünyadaki en büyük cihaz pazarı olma yolunda. Business Insider, 2019’da Nesnelerin İnterneti pazarının akıllı telefon, PC, tablet, bağlantılı otomobiller ve giyilebilir teknoloji pazarlarının toplamını ikiye katlayacağını ve küresel ekonomiye 1,7 trilyon dolar ekleyeceğini tahmin ediyor.

Bu gelişmelere yeni tarz üretimin tabana yayılması eşlik ediyor. Hızla yükselen Maker hareketinin yaygınlaşması ve 3D yazıcıların kullanımının artması herkesin evde üretim yapabileceği bir döneme de kapı açmış durumda. Artık insanların kendi atölyelerini oluşturup kendi hassas tasarımlarını ürüne dönüştürmesi son derece kolay.

GE’nin yerel inovasyon ekosistemi genelinde yaygınlaştırmayı hedeflediği GE Garaj çalışmaları da işte bu dönüşümü hızlandırmak için İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) işbirliğiyle hayata geçiyor. Beş ay boyunca İTÜ’de girişimciler ve öğrencilerin kullanımına açılan GE Garaj, seminer ve atölye çalışmalarıyla destekleniyor. GE Garaj’da CNC tezgahları, lazer kesiciler, 3D yazıcılar ve enjeksiyon kaplayıcılar gibi teknolojiler küçük ve orta ölçekli işletmeler ve üniversite öğrencilerince deneyimlenebilecek. Garaj atölye çalışmalarıyla Türkiye’deki şirketler ve gençler arasında buluş, yenilik ve üretime olan ilginin canlandırılması hedefleniyor. (Detaylı bilgi için: http://geturkiyeblog.com/ge-garaj-calistaylari-bireysel-fabrikalar-kurmanin-mumkun-oldugunu-gosterdi/)

ge19ocak

Dünyada sayıları 320’yi geçen yeni üretim üsleri Fablab’ler de (Fabrication Laboratory – İmalat Laboratuvarı) bu dönüşümü kitleselleştiriyor. Fablab’lerin  amacı da, halkın teknolojiye erişiminin artması. Bir tasarımı ya da fikri olan, Fablab’lerde bunu kolayca somut ürüne dönüştürebiliyor.

Kadir Has Üniversitesi’nde hayata geçen Türkiye’nin ilk Fablab’i, “FabLab İstanbul” da Türkiye’de bu köklü dönüşüm için atılan ilk adımlar arasında. FabLab İstanbul, kullanıcılarına Uluslararası Fablab ağına açık erişim sunarak geniş bir ortak tasarım ve ortak yazılım zenginliği sağlıyor. Öncelikli olarak “akıllı şehir” uygulama ve çözümlerine yönelik kurulan FabLab İstanbul, tıbbi uygulamalara ya da ortaklık yapacağı özel sektörün öncelik verdiği yeni alanlara da kayabilecek.

FabLab Istanbul’un  proje yürütücüsü  Kadir Has Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şirin Tekinay, “Sayısal üretim teknolojilerinin yerelleştiğini görüyoruz, kişiselleşmesine de az kaldı” diyor. Tekinay’a göre Fablab’lerin ilk aşamadaki etkilerinden biri de eğitimi tamamen değiştirecek olması. Tekinay, özellikle tasarım, mühendislik, tıp dallarında eğitimlerin proje bazlı olacağını, öğrencilerin derste gördüklerini FabLab’de üretme fırsatı elde edeceğini ifade ediyor.

İstanbul dışında Fablab kurulacak bir diğer bölge ise İzmir Ödemiş. Ödemiş Belediyesi girişimiyle başlayan ve İzmir Kalkınma Ajansı’ndan mali destek almaya hak kazanan “FabLab Ödemiş” projesi kapsamında, Ödemiş merkez ve çevresindeki eğitim kurumları başta olmak üzere, herkese açık olacak bir dijital üretim ve tasarım laboratuvarı kurulacak.

Endüstrinin dönüştürücü güçleri arasında yer alan 3D yazıcı sektörünün Türkiye’deki gelişimi de ümit verici. Türkiye’nin ilk ve tek 3D yazıcı mağazası 3Dörtgen’in kurucusu Furkan Bakır, 3D yazıcılara en çok ilgi gösteren sektör ve alanların başında sanayi, mimari, eğitim ve sağlığın geldiğini belirtiyor. 3D baskı teknolojileri genel olarak prototip üretme, mimari tasarımlar ve ürünler geliştirme, tıbbi cihazların yedek parçaları ile protez üretimi gibi farklı alanlarda kullanılıyor. Bakır, yavaş yavaş bireysel olarak evlerde de kullanılmaya başlanan 3D yazıcılara en çok rağbetin ise eğitim sektöründen geldiğini belirtiyor.

Yeni ekonominin üzerinde yükseldiği daha çok Garaj’ın, Fablab’in, yeni üretim üslerinin yolda olduğu açık. Türkiye yeni endüstri devrimi için 2015’te daha hızlı yol alacak gibi görünüyor.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir