İz Bırakan Başarılar

2 Şubat 2021

Eğer kafanıza koyduğunuz bir şeyi başarmak için bir işaret bekliyorsanız, gökyüzüne bakın. Orada, GE motorları ile yükselen uçakların ve o jet motorlarına güç veren bir kadının bıraktığı izleri göreceksiniz.

GE Havacılık’ta 13 yıldır Saha Destek Mühendisi olarak görev yapan Zeynep Feride Karagöl, başta Türk Hava Yolları olmak üzere Bulgaristan, Azerbaycan ve Gürcistan’da GE motorlarını kullanan havayollarına teknik destek hizmeti sağlıyor. Böylesine kritik görevlerde çalışan mühendislerin sayısı ise dünyada oldukça sınırlı. Çünkü bu ekiplerin; uçak motorlarının bütün teknik detaylarına yani sökümlerinin planlanması, modifikasyonlarının projelendirilmesi ve takibi, teknik gelişmelerin havayoluna raporlanması gibi konulara tam anlamıyla hâkim olabilecek isimlerden oluşturulması gerekiyor. Yani Türkiye’den bir mühendisin, Zeynep Feride Karagöl’ün, bu kritik görevi üstlenmesiyle gönül rahatlığı ile gururlanabiliriz. Üstelik bununla bitmiyor, gururlanabileceğimiz bir önemli nokta daha var: Türkiye’de havacılık alanında kritik görevlerde bulunan kadınların sayısı aslında birçok ülkeyi geride bırakacak bir ortalama sunuyor. Bu ortalamayla ise havacılık endüstrisi Türkiye’de hızlı yükselişine devam ediyor.

Zeynep Feride Karagöl, “Havacılık alanındaki kariyerime başladığımdan beri gözlemlediğim kadarıyla Türk sivil havacılığında kadın mühendis ve teknisyen oranı, özellikle de Yönetici Mühendis konumundaki kadınların sayısı dünya ortalamasının üzerindedir. Kadın mühendisler ve teknisyenler uzun yıllardır uçak başında ve atölyelerde canla başla çalışmaktadırlar” diyor.

Sürdürülebilir Eşitliğin Peşinde

Havacılık alanında cinsiyet eşitliğinin ve bunu destekleyen ortamın sağlanması konusunda güzel bir noktada olsak da bu hassas ekosistemi korumak için kariyerinde bu noktaya gelebilenlerin yollarını iyi analiz etmek gerekiyor. Böyle bir analizde karşımıza çıkacak ilk ortak nokta ise STEM (Science, technology, engineering, and mathematics) yani fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarındaki rollerle olan tanışıklığın erken yaşta başlaması olarak karşımıza çıkıyor.

Zeynep Feride Karagöl, “Mühendis olarak ailemdeki üçüncü kuşağım, kızım dördüncü kuşak. Kadıköy Anadolu Lisesi mezunuyum. İTÜ Makina Mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra yüksek lisansımı da aynı bölümde tamamladım;  Makina Yüksek Mühendisi olarak İTÜ’den mezun oldum. Babamın meslek seçimimde katkısı büyüktür. Çocukluğumdan itibaren benim en büyük sevincim hatta ödülüm babamla beraber işe gitmekti.  Bu sayede, üniversite tercih formunu doldurana kadar pek çok sektörü kıyısından köşesinden de olsa tanıma fırsatım oldu. Lise 1’de makina mühendisi olma kararımı aslında çoktan vermiştim. Babam ayrıca her fırsatta mühendisliğin hayatın her noktasındaki öneminden bahsederdi. Mesela vapurda gidiyoruz, bayrak direğinin açısının bile mühendislik hesabı olduğunu söylerdi. Ayrıca dayım da patentleri olan, mesleğine tutkuyla bağlı bir makina mühendisidir, benim mühendislikteki rol modelimdir.” diyor.

Dolayısı ile potansiyeli bu alanda keşfedecek çocuklar ve gençler için hem ailelere hem de GE gibi yüksek teknolojiler üreten büyük şirketlere önemli sorumluluklar düşüyor. GE’nin “Kızlar Geleceği Kodluyor” gibi projeleriyle kız çocuklarının bu alanlarla erkenden tanışmasını sağlama çabasının arkasında da bu vizyon yatıyor.

Asla Vazgeçme!

Analizin ikinci bölümünde ortak olan nokta ise asla vazgeçmemek!

Zeynep Feride Karagöl, “Ne yazık ki halen mühendis unvanının başına kadın sözcüğünün yerleştirildiği bir dünyadayız. Hele bir de çalışan anne rolüyle işe giriştiğinizde ilham kaynağından birazcık fazlası gerekiyor, bir direnç modeline ihtiyacınız oluyor.” diyor. İlham aldığı noktayı ise öyle anlatıyor: “Ben öncelikle ailemdeki kadınları örnek aldım. 1920’li yıllarda Yozgat’ta öğretmen olan babaannem, Milli Mücadele için Ankara’ya taşınan anneannem, ömrünü eğitim biliminin kurulmasına adayan halam ve tabii ki annem. Hepsinin birbirinden ilginç hikâyelerinin ortak noktası şartlar ne olursa olsun yılmamak.” diyor.

Zeynep gibi değerli daha birçok mühendis için en büyük mutluluk, işlerinden sağladıkları tatmin ve bu tatmini daha nicelerinin yaşayabilmesi için onlara bir yol açmak. Keşfedilmeyi bekleyen bir sebeple seferlerinden uzak kalan bir uçağı tekrar görevine döndürdüğünüzü ve bunun sizi ne kadar tatmin edeceğini bir hayal edin. Şimdi bir de bunu sizin sayenizde bir gencin de yapabildiğini düşünün. Üstelik mesleğinizi dünyadaki en ileri havacılık teknolojilerini kullanarak icra ediyorsunuz. Hayal kurmaya başladınız mı? Başladıysanız, doğru noktadayız.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir