İnsana Rağmen Değil İnsanla Birlikte İlerleyen Teknoloji

14 Aralık 2016

“Pek çok kurum, ezber bozan dijital inovasyonların hızı ve ölçeği karşısında şaşkına dönmüş ve nasıl ileri doğru bir adım atacağı konusunda kararsız kalmış durumda. Gizli malzeme esasında tam da kurumlarının içinde yer alıyor: İnsanlar.”

Uluslararası danışmanlık şirketi Accenture’ın CTO’su Paul Daugherty, Accenture’ın önümüzdeki üç ile beş yıl içinde yaşanacak teknoloji trendlerine yönelik 2016 raporunun ana fikrini Forbes’ta yayınlanan yazısında böyle ifade ediyordu. Zaten The Accenture Technology Vision 2016 Raporu’nun başlığı da bunu tek başına anlatıyor: “Önce İnsan”.

Raporda şirketlerin ancak insan faktörünü teknolojiyle bir araya getirirlerse gelecekte güçlü olabilecekleri vurgulanıyor. İşte bu şirketler teknolojiyi kullanarak çalışanlarının sürekli öğreneceği, yeni çözümler üreteceği, değişime yön vereceği ve statükoyu “yıkacağı” yeni bir şirket kültürü oluşturacak. Dönüşen iş yapma tarzında “dijital kültür şokuna” maruz kalanlar için de çözüm burada yatıyor. Şirketleri geleceğe taşıyacak teknoloji insanlara rağmen değil, ancak insanlarla birlikte elde edilecek. Rapor bu öngörünün altını da beş trend ile doldurmuştu: Akıllı otomasyon, akışkan iş gücü, platform ekonomisi, ezber bozan değişim ve dijital güven.

Accenture, şimdi yeni bir raporla bu trendlerin uygulamaya nasıl dönüştüğünü “Workday” şirketi üzerinden aktarıyor. İnsan kaynakları ve finans alanında bulut tabanlı kurumsal çözüm uygulamaları sağlayıcısı Workday günümüz şirketlerinin değişen koşullara vereceği tepki konusunda iyi bir örnek. Firmanın veri ve analitik araçlarını daha fazla kişinin hizmetine sunması “önce insan” vizyonunun önemli bir göstergesi olarak vurgulanıyor. Rapor Workday’in sıradaki değişim ve dönüşüm her ne olursa olsun ona uyum sağlayabileceğini, zaten gerçek gücünün de bu olduğunu belirtiyor.

Teknoloji Vizyonu raporunda da ifade edildiği gibi, firmaların önünde dijital dönüşüme uyum sağlamak için girişmeleri gereken bir çaba var: Bu dönüşüme uygun bir iş gücü tasarlamak. Dijital potansiyellerini gerçeğe dönüştürmek isteyen firmaların, farklı düşünen, daha fazlasını yapmaya istekli bir iş gücüne sahip olması gerekecek. Peki, bu iş gücü nasıl elde edilecek? Rapor finansal yönetim ve İnsan Kaynakları Yönetimi (HCM) sistemlerinin eskiden sadece veri bloklarını idare etmekten ibaret olduğunu hatırlatıyor. Ancak artık bunun ötesine geçilmeli. Çünkü hem iş gücünün niteliği hem de yönetim tarzı değişiyor.

Çalışanların iş ve kişisel hayat arası bir entegrasyon sağlamalarına yönelik artan ihtiyaç da raporda altı çizilenler arasında. Bu nokta tam da çalışma tarzındaki dönüşümün bir sonucu. Küresel iş gücü artık proje odaklı ve kendini yöneten ekiplerden oluşmaya başlıyor. “Her zaman, her yerde” mantığına sahip bu ekipler ulusal sınırların çok ötesinde faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla bu yapı “on-demand” yazılım hizmetlerine dünyanın her yerinden mobil erişimi, iş gücü dönüşümünün temel bir ihtiyacı haline getiriyor. Firmaların bu dönüşüme nasıl tepki vereceği de Accenture’ın sıraladığı beş trendin arkasındaki mantığı özetliyor. Bu trendleri ve önemlerini, gelecek hafta yayınlanacak olan İnsana Rağmen Değil İnsanla Birlikte İlerleyen Teknoloji yazı dizimizin ikinci bölümünde okuyabilirsiniz.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir