“İkinci Şehir” Kavramının Yükselen Değeri

20 Nisan 2017

Çin mimarisi ve şehir planlamasını anlamak için Çin’de yaygın olarak kullanılan bir söz var: “5000 yıllık Çin Medeniyetini anlamak istiyorsanız Şian’a (Xi’an), geçen 1000 yıl için Pekin’e ve modern Çin içinse Tientsin’e (Tianjin) bakın.

Bu söz Çin’in dışındaki birçok kişiyi şaşırtabilir çünkü Pekin ve Şangay gibi dev şehirlerin yanında Tientsin’in adı biraz gölgede kalmış durumda; ancak bu Pekin’e liman şehri olarak hizmet eden Tientsin, oldukça önemli ekonomik roller üstleniyor. Günümüzde bu şehir bölgenin en büyük 5 şehri arasına girmiş durumda. Sadece 2016’da Pekin çıkışlı 400 şirket Tientsin’de ofis açtı ve şehre 23 milyar dolar yatırım getirmeleri bekleniyor. Ayrıca Pekin ve Tientsin arasında öylesine kalabalık bir yolcu trafiği var ki ikinci hızlı raylı sistem çalışmaları da başladı bile.

Şehir planlamacılarına göre Tientsin gibi “ikinci şehirler” gelecekte daha da önemli hale gelecek. Orta ölçekteki şehirler genelde en hızlı gelişme gösterenler oluyor. Kimi zamansa ekonomi için lokomotif görevi görüyor. Dünya üzerinde bu şekilde “ikinci şehir” kategorisine giren 2400 civarında şehir bulunuyor ve bunların üçte ikisi Afrika ve Asya kıtalarında. Bu şehirler genellikle teknoloji geliştirme, ağır sanayi, devlet yönetimi ya da ticaret gibi spesifik alanlara odaklanmış olarak büyüyor. Pittsburgh, Bengaluru, Barselona takip edilmesi gereken ikinci şehirler, aynı Abuja, Medellin, Stuttgart ya da Ankara gibi.

İkinci şehirlerin daha fazla araştırmaya ihtiyacı olduğu ve bu konuda veri eksiklikleri bulunduğu aşikâr. Dolayısı ile ikinci şehirler için bir plan oluşturmak oldukça zorlu bir iş. Bu nedenle Birleşmiş Milletler Habitat III Konferansı’nın ele aldığı konulardan biri de bu.

İkinci Şehirleri Tanımlamak

İkinci Şehir” kavramı ilk kez Kuzey Carolina Üniversitesi’nden Profesör Dennis Rondinelli tarafından 1980 yılında gerçekleştirilen ve büyük şehirlerin etrafındaki daha küçük şehirlerin ekonomik gelişimini inceleyen bir çalışma sırasında kullanıldı. Ancak yine de bu kavram için bir konsensüs oluşmuş değil. Genelde ikinci şehirler, dominant şehrin nüfusunun %10 – %50’si kadar bir nüfusu barındırıyor, ülke yönetimi ya da ekonomik ve lojistik roller gibi görevler üstleniyor.

İkinci şehirler, dünyanın birçok yerinde dominant şehirlerin gölgesinde kalıyor ancak buna rağmen oldukça büyük bir potansiyel içeriyorlar. Dolayısı ile doğru bir planlama ve cömert altyapı yatırımları ikinci şehirleri bulundukları ülke için bir üretim merkezine dönüştürebilir. Bunun içinse geleceğin akıllı şehirleri için yapılan deneysel uygulamalar, ikinci şehirlerde dominant şehirlerde uygulandığında alınan sonuçlara göre çok daha erken netice gösterebilir.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir