İCAT FABRİKASI

28 Eylül 2020

Thomas Edison’un her icadı altına dönüşmedi. 1893’te General Electric‘teki hisselerini 1,5 milyon dolara (bugünün parasıyla 430 milyon dolardan fazla) sattıktan sonra, ABD’li çelik üreticilerine demir cevheri tedarik etmek için kurulan bir işletmeye yatırım yaptı. Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü tarafından yayınlanan bir dergi olan InSight‘a göre; “Edison, her zamanki gibi her ayrıntıya dikkat ederek, dünyanın en büyük buharlı kazı makinesi ile kaldırılan ve daha büyük kayalar kullanılmasını sağlayan çivili kırıcılar tasarladı. Bu girişim, 1902 yılında iflas etti. Edison, iflasın ardından “Her şey bitmiş olabilir; ancak oldukça iyi zaman geçirdik.” dedi.

Thomas Edison en çok, modern ampulü icat etmesi ile tanınıyor. Ayrıca birçok kişi tarafından da şirketi Edison General Electric’i, 1892 yılında Thomson-Houston Electric Company ile birleştirerek GE’yi kurmasıyla biliniyor. Edison, bu birleşmeden sonra GE’deki hissesini tutarak daha fazla para elde edebilirdi ama hisselerini satarak icat tutkusunu finanse etmeyi tercih etti. Menlo Park’taki laboratuvarı, takma adı “İcat Fabrikası”na yakışır bir şekilde 1.093 ABD patenti aldı. 1983’ten beri ABD, Edison’u ve diğer mucitleri Edison’un doğum günü olan 11 Şubat tarihinde onurlandırıyor.

Edison’un merakının sınırı yok gibi görünüyordu. Bugünün gişe rekorları kıran filmlerinin köklerinin, Edison‘un 1889’da icat ettiği Kinetograph kamerasına kadar uzanıyor olması neredeyse sıra dışı. Her zaman dikey entegrasyona inanan Edison, film prodüksiyonu yapmak için Black Maria adlı bir stüdyo inşa etti. Ayrıca 1.200’e yakın prodüksiyona hizmet veren ve yöneten Edison Stüdyoları’nı kurdu. 

1877 yılında icat ettiği fonograf, ona “Menlo Park Sihirbazı” unvanını kazandırdı. Bu buluşunda, telgraf ve telefon için kullanılan fizik bilgisini kullanarak basit oluklu bir diyaframın ses titreşimlerine tepki verme yeteneğinden yararlandı. Buradaki kilit nokta, bu gösterimleri bir iğnenin hareketi ile diyaframın etrafına sarılmış bir kalay folyo üzerine kaydetmekti. Bu adımların tersini izlediğinde ise ses kaydını buldu. Tarihte ilk kayıt olan “Mary Had a Little Lamb” bizzat sihirbazın kendisi tarafından kaydedildi. Edison’un neredeyse sağır olduğu düşünüldüğünde ise bu buluş çok daha dikkat çekiciydi.

Her zaman sınırları zorlamak isteyen Edison, icatlarını daha da geliştirmenin yollarını aradı. Fonografı bir adım öteye taşıyarak “Küçük Canavarlar” adını verdiği konuşan bebekleri yarattı. Teneke gövdesinde metal bir fonograf olan bebekler, başta oldukça sevimli ve zararsız gözüküyordu. Elle çevirilerek çalıştırılan fonograf, çocuk tekerlemeleri söylüyordu. Sorun, makinenin aynı zamanda ürkütücü çatırtı ve tıslama sesleri çıkarmasıydı. Bu durum potansiyel genç müşterilerini korkutmak için yeterliydi.

Edison’un icatlarının içinde, 1871’de patentini aldığı bir elektrik kalemi bulunuyor. Bu cihazı, kopya makinelerinin bugün ustalıkla yaptığı baskı çoğaltma işlemi gibi otomatik kopyalama yapmak için tasarladı. Keskin ve titreşimli bir iğne, yazılı harflerin hatlarını izleyerek her sayfa için bir şablon oluşturuyordu. Kullanıcıların, sayfaları tekrar tekrar çoğaltmak için şablon üzerine mürekkep kullanması yeterliydi. Tüm bunlara rağmen buluş, hedef kitlesi tarafından benimsenmedi ve kısa sürede gözden düştü; ancak desen oluşturmak için titreşimli bir iğne kullanma fikri daha sonra yeni bir hizmet türü için var olacaktı: Vücut dövmeleri.

Etkileyici olsun ya da olmasın Edison’un icatlarının çoğu, kurduğu GE şirketi sayesinde devrim niteliğindeki mühendislik gelişmelerine zemin hazırladı. Modern ampule giden yol, incecik bambu parçalarından geçiyordu. Bambu parçalarının yoğun ısıya maruz bırakılması, selülozu buharlaştırarak geride karbon lifleri bırakıyordu. Edison, bu karbon liflerini ampulle yaptığı deneylerin temeli olarak kullandı. Karbon lifleri ile üretilen ampulü 1.200 saatlik performansı, o dönem için etkili olsa da tungsten filamentleri, karbon liflerini kısa sürede oyun dışı bıraktı.

On yıllar sonra, karbon filament, jet motoru bileşenleri olarak kullanılmaya başlandı. GE, en güçlü jet motorlarının metal fan kanatlarını, daha hafif ve dolayısıyla daha çok yakıt tasarrufu sağlayan uçaklar için karbon fiber kompozit muadilleriyle değiştirdi. Bugün mühendisler, bu harika malzemenin rüzgar türbinlerinin yapı taşları olması ve tıbbi görüntüleme makinelerinde kullanılması gibi daha fazla uygulama alanı keşfediyor.

X-ışını makinesinin kökenleri de Edison’un yaratıcı dehasına kadar uzanıyor diyebiliriz. GE’nin kurucu ortağı Elihu Thomson, Edison’un ampulünü X-ışınları yayması için yeniden düzenledi. Bunun ardından, X-ışını makinesi ile insan vücudunun içine bakılabilmesi sağlık hizmetinde bir devrim oldu.

Bugün GE mühendisleri, örneğin denizdeki rüzgar santrallerinden elektrik akımı taşımak için “elektrik otoyolları” oluşturmak üzere doğrudan akımdan yararlanıyor. Doğrudan akım, iletim yöntemlerinde daha az sızıntı olduğundan, uzun su altı kabloları akımı alternatif akıma geri döndüren ve şebekeyi besleyen dönüştürücülere verimli bir şekilde taşıyor.

Edison’un pek kıymetli DC’si hala yaşıyor ve GE, Edison’un mirasını geliştirmeye devam ediyor. Mucidin yolunda ilerlemek –Edison’un ABD patentlerinin yaklaşık üçte biri elektrik ve güçle ilgiliydi- lazerin metal tozları, bilgisayarda tasarlanan şekillere ve desenlere kaynaştırmak için kullanıldığı 3B baskının anahtarı olan lazer teknolojisinin bulunmasına yol açtı.

Thomas Edison ilk patentini 22 yaşındayken, parlamenterlerin oylarını hızlı bir şekilde kaydetmek için elektrik akımı kullanan bir elektrografik oy kaydedici ile aldı. Bu teknoloji günümüzün meclislerinde kullanılmıyor olsa da Edison’un diğer icatlarının bugüne etkisi, zengin ve hayranlık uyandırıcı bir yaşamın kalıcı mirasının kanıtı. Bu miras, gişe rekorları kırdıracak bir etkiye sahip; Edmund Morris’in geçen sonbaharda yayınlanan son kitabı Edison‘un çok satanlarda olması gibi.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir