Havacılık Yatırımları Gelecek Hedeflerini Destekliyor

20 Haziran 2016

Türkiye, savunma ve havacılık alanında son 10 yılda artan yatırımlarının meyvesini almaya başlıyor. Savunma Sanayi Müsteşarlığı verilerine göre, Ar-Ge’ye harcanan 5 milyar dolara yakın kaynak ve özel sektöre verilen teşvikler sayesinde Türkiye’nin savunma sistemlerinin dış satımından elde ettiği gelir yıllık 1,5 milyar dolara yaklaştı. Bu ihracatta havacılığın payı da 600 milyon dolara vardı. Sektördeki özel sektör kuruluşlarının ciroları 10 yılda 5’e katlandı. Sadece TUSAŞ/TAI’nin büyüme rakamları bile oldukça etkileyici. Son 10 yılda 10 kat büyüyen şirket, gelecek 25 yıl için de önüne 10 kat büyüme hedefini koydu. GE ile birlikte üretim yapan TUSAŞ’ın 10 yıl sonra iştirakleri ile birlikte 6 milyar dolar ciro ve 10 bin çalışana ulaşması öngörülüyor. Şirket için 2040’a yönelik olarak da 10 milyar dolar ciro ve 12 bin 500 çalışan hedeflerini yakalamaya dönük proje portföyünü çıkaracak bir idari ve fiziki altyapıyı oluşturması amaçlanıyor.

Yerli havacılık sanayinin oluşturulması için harcanan çabaya rağmen Türkiye’nin havacılık alanında dünyadaki yeri henüz tatmin edici olmaktan uzak. Türkiye’nin savunma ve havacılık alanındaki atılımlarının kısa vadeli amacı Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltmak ve dış ticaret açığını azaltmak. Ancak savunma ve havacılık sektörünün Tükiye’nin sürdürebilir bir ekonomiye sahip olması açısından çok daha stratejik önemi bulunuyor. Çünkü havacılık sektörü çok sayıda alt sektörü harekete geçiriyor, geniş bir istihdam alanı yaratıyor ve paydaşları arasında yeni bir iş kültürü tesis ediyor.

İstanbul Ticaret Odası’nın üç yıl önce yayınladığı “Türkiye’de Sivil Yerli Uçak Üretiminin Stratejik Analizi”ne göre, “Havacılık sektörüne harcanan her 100 dolar, ekonomide 325 dolarlık katma değer üretiyor.” Bir otomobil üretiminde 10 bin, bir uçak üretiminde ise 1 milyon adet parça kullanıldığının altı çizilen raporda, “Havacılık sektörü doğrudan yarattığı her 100 işe karşılık ekonomi genelinde en az 610 yeni iş alanı meydana getiriyor.” deniyor.

Savunma Sanayi Müsteşarı İsmail Demir bir söyleşisinde yerli havacılık sanayiinin oluşturulması çabalarının amacını şöyle anlattı: “Bizim hedefimiz sertifika sürecini yaşamış bir uçağı imal edip, endüstrimizi geliştirip, insan kaynağımızı projelerde yetiştirip, Türkiye’nin adını bir ‘uçak üreticisi ülke’ olarak piyasaya sürerek, uçağı mümkün olduğunca ticarileştirip, kullanılmasını sağlayıp, satışını yapıp, ihracatını sağlayıp yaygınlaştırmak.

Havacılık sanayiinin ekonomiye etkisi bu açıdan en az 250 alt sektörü harekete geçiren inşaat sektörünü andırmakla birlikte üretilen katma değer açısından büyük farkı bulunuyor. Havacılık sanayii, yarattığı ekosistem, iş süreçleri, Ar-Ge deneyimi ve yetişmiş insan kaynağı ile ekonomilerin gelişmişlik düzeyini ileri taşımada önemli rol oynuyor. Savunma ve Havacılık Kümelenmesi (SAHA) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Büyükdede havacılık teknolojisini “Ülkeler açısından prestijli bir performans” olarak nitelendiriyor ve görüşünü “Çünkü havacılık ülkenin etkileyici bir teknolojik seviyeye ulaştığının göstergesidir.” açıklamasıyla destekliyor.

Türkiye’nin havacılık alanında gelişmiş ülkelerden çok geç harekete geçmesine rağmen pazarda kendine yer bulacağı alanlar hâlâ mevcut. Özellikle askeri ve sivil amaçlı insansız hava araçları önü çok açık bir alan. Kendi silahlı insansız hava aracını geliştiren Türkiye, yarışta pek çok ülkenin önüne geçti. Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, Aralık ayında katıldığı bir panelde insansız hava araçları (İHA) konusunda, “Teknolojik olarak belli bir seviyede olduğumuz konunun elimizden kaçmaması, lider ülkeler arasında yer almamız için bir şans yakalamış durumdayız. Bu şansı devam ettirmemiz gerekiyor.” demişti.

Son yıllarda sektör uzmanları artık uçak kokpitinde savaş uçağı pilotları olmadan kontrol edilebilecek sistemlere doğru geçileceği öngörülerinde bulunuyor. Bölgesel uçak veya “Orta menzilli bölgesel jet” pazarında da Türkiye’nin şansı yüksek. TRJet projesi ile üretilecek bölgesel uçaklar maliyet avantajı yaratılırsa genişlemekte olan pazarda önemli bir pay elde edebilir. Ascend Flightglobal adlı pazar danışmanlık kuruluşunun tahminlerine göre 2034 yılına kadar 4360 bölgesel jete ihtiyaç duyulacak. Bu da bölgesel jet pazarının 135 milyar dolarlık ciroya sahip olabileceğini gösteriyor. Pazarda şimdilik Brezilya’nın Embraer ve Kanadalı Bombardier’in üstünlüğü söz konusu. Rusya, Japonya ve Çin’de de bölgesel jet tasarımları pazara giriş yaptı.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir