Hastaya Özel İnovasyon Çağı

16 Mayıs 2016

21’inci yüzyıl bilim ve teknolojisi, özellikle biyoloji ve tıp alanında patlama yarattı. Yeni dönem, sağlık kuruluşlarını hızlı bir değişime yöneltiyor. Dördüncü Sanayi Devrimi’yle sağlık kuruluşları; mekân sınırlamasını kaldırmış, hizmetini gereken her yere ulaştırabilen, son teknolojilere hâkim, kişiye özel teşhis ve tedavi sunabilen inovasyon merkezleri haline geliyor. Üstelik bunun maliyeti, kazançları yanında önemsiz kalıyor.

ABD’nin Georgia Teknoloji Enstitüsü uzmanları geçen aylarda “bateri çalan robot kol” icat ettiklerini duyurdular. Daha önce ise Columbia Üniversitesi’nde “ütü yapabilen bir robot kol” geliştirildiği açıklanmıştı. İki araştırmanın ortak paydasında “İnsan el ve kol becerilerine en yakın ve en hassas hareketleri sürekli olarak hatasız tekrarlayabilen robotlar geliştirme” amacı bulunuyor. Georgia Teknoloji Enstitüsü’nden Gil Weinberg, bu tür robotların ileride “en küçük hatayı kaldırmayan ameliyatları tekrar tekrar gerçekleştirebilen robotlar geliştirilebileceğini” söylüyor.

Robotlar cerrahide uzun süredir kullanılıyor. Allied Market Research’ün araştırmasına göre ABD’de robot cerrahi ile birlikte ameliyat sonrası enfeksiyonlarda yüzde 4,5 azalma kaydedildi. Robotlar sayesinde hassas ameliyatların hatasız yapılması hastaların hastanede kalma süresini de 1,5-2 gün kadar azalttı.

Sadece cerrahi değil bütün tıp ve sağlık hizmetlerinde büyük değişimler yaşanıyor. 3 boyutlu yazıcılardan biyoteknolojiye, endüstriyel internet uygulamalarından Büyük Veri’ye kadar 21’inci yüzyılın ön plana çıkan, hatta pek çok uzman tarafından “Dördüncü Sanayi Devrimi’ne yol açacağı” belirtilen teknolojiler, tıp alanında köklü değişiklikler yaratmaya başladı. Genetik haritaları ortaya çıkaran testler ve ileri tarama ve görüntüleme teknikleriyle daha isabetli teşhisler konuyor ve tedaviler uygulanıyor.

Kök hücre tedavileriyle kişilerin ihtiyacı olan dokular hastanın kendi DNA’sını taşıyan dokulardan geliştiriliyor ve böylece nakillerde yaşanan doku uyuşmazlığı sorununu ortadan kalkıyor. Sağlık kayıtlarının dijitalleşmesi ve giyilebilir teknolojiler sayesinde kişilerin sağlık verileri anlık olarak izlenebiliyor. Bu veriler tarihsel verilerle karşılaştırılarak hastalığın seyri konusunda net bilgiler elde edilebiliyor, zamanında ve yerinde müdahalelerde bulunabiliyor.

The Economist dergisinin yaptığı araştırmaya göre, İngiltere’deki doktorların yüzde 50’si giyilebilir elektronik ürünleri sayesinde kişilerin sağlık bilincinin artacağını ve önleyici sağlık hizmetlerinin gelişebileceğine inanıyor.

Yeni teknolojiler insanları kendi sağlıkları konusunda daha bilinçli hale getirirken sağlık alanında önemli kaynak tasarrufu ve maliyet avantajı yaratacak. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) sağlık sektörü uzmanı Arnaud Bernaert, “Eskiden tıpta bir ilaç üretir veya hastalığa tedavi aranırken onlarca yöntem denenir, para ve zaman savrulur giderdi. Şimdi Büyük Veri ve analiz yazılımları sayesinde aynı konudaki milyonlarca vakanın incelenmesi sonucu oluşan protokolleri uygulayarak her hastaya özel tedavi yöntemi belirlenip tıbbi hata ve kayıpları en aza indirmek mümkün” diyor.

Kişiye özel tedaviler şeker, kalp ve kanser gibi her yıl milyonlarca insanın ölümüne yol açan hastalıklarda kritik önem taşıyor. 3 boyutlu yazıcılarda kök hücrelerle doku üretimi konusunda sağlanan ilerleme ile yakında kişiden alınan hücrelerle örneğin Tip-1 diyabet hastalarına yeni bir pankreas, böbrek yetmezliği çekenlere yeni bir böbrek, derisi yananlara yeni bir deri, hatta kalp sorunu yaşayanlara yeni bir kalp üretmek mümkün olacak. Kanser tedavilerinde ileri görüntüleme teknolojileri ve geçen ay ABD’nin Duke Üniversitesi’nin duyurduğu kanserli hücreleri işaretleyen akıllı kimyasallar sayesinde kanserli hücrelerin tam yeri tespit edilebilecek, hastanın gereksiz yere çok sayıda ameliyata girmesi engellenebilecek.

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir