Global İş Gücü Gelecekteki İşinden Ne Bekliyor?

27 Kasım 2018

Yapay zekânın iş dünyasına entegre edilmesi, sanal gerçeklik gözlükleri ve daha pek çok teknolojik gelişme sayesinde iş dünyası ciddi bir değişim sürecinden geçiyor. Büyük şirketler için bu değişime ayak uydurmak, son teknolojiye yatırım yaparak iş yerlerini yeni sistemlerle donatmak başlı başına bir mesele iken; çalışanları da bu teknolojilerle tanıştırmak ve iş gücünü teknolojiyle birlikte dönüşüme tabi tutmak bambaşka bir güçlük alanı olarak öne çıkıyor. Y ve Z kuşaklarının farklı beklentileri, işverenin beklediği deneyim ölçeği, ekonomik sorunlar da buna eklenince işverenlerin neredeyse çok bilinmeyenli bir denklemin içinden çıkması gerekiyor.

Ülkemizde de faaliyet gösteren küresel yönetim danışmanlığı firması The Boston Consulting Group (BCG) ile uluslararası işe alım firması The Network’ün hazırladığı, 197 ülkeden 366.197 kişinin katıldığı çalışmanın sonucunda hazırlanan rapor, global iş gücünün beklentilerini ve başka bir ülkede çalışma eğilimini mercek altına alıyor. “Küresel Yeteneklerin Şifrelerini Çözmek (Decoding Global Talent)” adlı raporda, teknolojiyle gelişen sektörlerde şirketlerin bu değişime ayak uydurmak için işe alım süreçlerini nasıl yönetmesi gerektiğine de değiniliyor.

The Boston Consulting Group’un 2014 yılında yaptığı benzer çalışmayla karşılaştırmaların da yer aldığı rapor, geçen dört yılda insanların iş tercihleri ve iş vesilesiyle ülke değiştirme fikrine yaklaşımlarının nasıl değiştiğini de gösteriyor. Son raporu farklı kılan ise iş dünyasındaki mega trendlerini, global iş gücünün yeni yetenekleri öğrenmeye ne kadar istekli olduğunu ve dijital çağın zorluklarına ne kadar hazır olunduğunu da kapsıyor olması. 6.180 işe alım görevlisinin de katıldığı araştırma; duruma işverenlerin gözünden de bakabilmemizi sağlıyor. Bu işe alım görevlilerinden %29’u yurt dışından, %71’i ise yurt içinden işe alım yapıyor.

Türkiye, En Fazla Katılımcıya Sahip Ülkeler Arasında

Rapora katkıda bulunanların içinde en fazla Türkiye, Almanya, Romanya, Macaristan, Rusya, Ukrayna, Çin ve Endonezya’dan katılımcı mevcut. Bu ülkelerin her birinden 10 binden fazla kişi katılım gösterirken, onları 5.000-9.999 arası katılımcıyla Arjantin, Ekvador, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Fas, Belarus, Fransa, Kazakistan, İngiltere ve İsviçre takip ediyor. Kalan 179 ülkenin her birinden ise 5.000’den az kişi rapora katkıda bulunuyor.

Raporun katılımcılarının %52’si erkek, %47’si ise kadın. Daha çok 22-27 yaşları arasında olan katılımcıların %38’i lisans, %29’u yüksek lisans veya dengi, %17’si ortaokul, %13’ü lise, %2’si doktora mezunu; %1’i ise “diğer” olarak kategorilendirilen seviyede eğitime sahip.

Ulusalcılık Akımı Ülke Değiştirme İsteğini %7 Azalttı

Sonuçlara gelince… ABD’nin sıkılaştırdığı ticaret ve göç politikaları ile İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çıkma kararının bu ülkeler üzerinde ciddi bir etki bıraktığının altı çizilen raporda; dünya genelinde yükselen ulusalcılık akımının göç etme arzusunu ciddi ölçüde düşürdüğü ifade ediliyor. Rapora göre yeni işle ülke değiştirmeye sıcak bakanların oranı 2014’te %64 iken, bu yıl %7’lik bir düşüş gözlemleniyor.

Aranan İlk Üç Özellik: İyi İletişim, İyi İlişki, İyi Hayat

Katılımcıların yeni bir işte aradıkları ilk üç özellik ise sırasıyla; iş arkadaşlarıyla iyi ilişki, iyi bir iş-özel hayat dengesi ve yöneticiyle yapıcı bir iletişim. Uzun saatler çalışmayı gerektiren kariyer yolunda belki de en zoru, iyi bir iş-özel hayat dengesi tutturmak olabilir. Global iş gücünden en yüksek payı alan ülkelerden Avustralya ve Yeni Zelanda’nın yeni Aile Planı, önceliği bu şekilde olan evli adaylar için iyi bir fırsat sunuyor. 2018’in Mart ayında yürürlüğe giren uygulamayla ebeveynler, çocukları 5 yaşına gelene dek onlarla vakit geçirmek için aldıkları izinlere rağmen maaşlarını eksiksiz alacak; ücretsiz izin alanların ve yarı zamanlı çalışanların ücret farkları ödenecek.

Rusya ve Ukrayna’da Finansal Tatmin Önemli

Fransa, İtalya, İspanya, İngiltere gibi gelişmiş ülkelerde iş-özel hayat dengesi önem açısından ilk sıradayken, The Boston Consulting Group ve The Network’ün hazırladığı raporda, refah fikrinin nispeten daha yeni olduğu ülkelerde yeni bir işte daha çok geleceğe dönük fırsatların göz önünde tutulduğu ifade ediliyor. Örneğin Cezayir, Fas ve Nijerya’daki katılımcılar için en önemli kriter yeni işte yeni bilgiler öğrenmek ve eğitim alabilmek. Gelişmekte olan ülkeler sıralamasının zirvesinde olan Çin, Hindistan ve Brezilya’daki katılımcılar için ise kariyer gelişimi ilk sırada. Rusya ve Ukrayna gibi piyasa ekonomisi daha eski olan ülkelerde ilk sırada finansal tatmin geliyor.

Peki Türkiye’de durum ne? Rapora göre Türkiye’den katılımcılar için en önemli kriter, kariyer gelişimi. Kariyer gelişimini sırasıyla iş güvenliği, yeni bilgiler öğrenmek ve eğitim alabilmek, iş-özel hayat dengesi ve yöneticiyle yapıcı bir iletişim geliyor. Yöneticiyle yapıcı iletişim Avusturya ve Danimarka’daki katılımcılar için birinci; Almanya, Japonya, Endonezya, İspanya, İngiltere, Kanada ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki katılımcılar için ikinci sırada.

Yetenek Açığına Dikkat Etmeli

İşte dünyanın dört bir yanından yüz binlerce çalışanın beklentileri bu yönde. Peki en iyi ekibi kurmak için şirketler ne yapmalı? deloitte.com’da yer alan “ABD’de Yetenek Açığı” başlıklı rapora göre yaklaşık 10 yıl sonra; yani İkinci Dünya Savaşı sonrasında doğan jenerasyonun emekliliğinin de etkisiyle üretim sektöründe yaklaşık 3,5 milyon iş boşta kalacak. Ancak bu pozisyonların yalnızca 1,4 milyonunun dolması bekleniyor. Bunun sebebi, yetenek açığı. Yani belirli sektörlerde, belli yeteneğe sahip insan sayısının eksik olması.

Tam da bu sebeple şirketlerin derhal mevcut iş gücünün geleceğine dair bir planlama yapması, gelecek dönemde açığa çıkacak ihtiyaçları öngörmesi gerekiyor. The Boston Consulting Group’un raporuna göre şirketler, özellikle robotik yazılımın ve yapay zekânın daha geniş bir alanda kullanılmaya başlanmasıyla ne gibi değişimlerin olacağını öngörüp hangi yeteneklere ihtiyaç duyacaklarını bilerek ekipleri ona göre organize etmeli.

21’inci yüzyılın şirketlere sunduğu en büyük kolaylıklardan biri, ihtiyaç duydukları yeteneğe sahip biri ekiplerinde olmasa dahi, dünyanın herhangi bir yerinden onu bulup, istedikleri işi yaptırabilmeleri. Uygun birini bularak doldurulması zor pozisyonlar için şirketlerin daha yaratıcı ve esnek çözümlere yönelmesi gerektiğinin belirtildiği raporda, Apple ve Google gibi şirketlerin kurduğu Ar-Ge merkezleri örnek gösteriliyor. Bu yapılar dijital alanda yetenekli kişiler için bir merkez görevi görüyor. Raporda, Abu Dhabi, Barselona ve Hindistan’ın Haydarabad şehrinde de böyle merkezlerin kurulacağı ifade ediliyor.

Yapay Zekâ Görüntülü Konuşmayla İşe Alım Yapabilir

Raporun şirketlere verdiği tavsiyelerden bir diğeri, işe alım süreçlerinde algoritmaların ve sosyal medya sitelerinin de kullanılması. Örneğin, internet üzerinden yapılan görüntülü iş görüşmelerinde yapay zekânın konuşma kalıplarını değerlendirerek en doğru adayı seçebileceği ifade ediliyor. Aynı zamanda bazı programlarla mevcut çalışanın ekstra bir eğitime ihtiyacı olup olmadığı tespit edilebilir, akıllı telefonlara yüklenecek bir uygulamayla yepyeni öğrenme yöntemleri deneyimlenebilir, dijital kariyer takipçileri geliştirilebilir.

 

Hükümetler Beyin Göçünü Nasıl Engelleyebilir?

İş vesilesiyle yurt dışına gitmeye sıcak bakanların oranı bir nebze düşse de, hâlâ son derece yüksek. Ancak beyin göçü özellikle az gelişmiş ülkeler için ciddi bir risk oluşturuyor. Rapora göre hükümetler bunu engellemek için öncelikle stratejik bir iş gücü planı oluşturmalı. Bu planda mevcut yeteneklerin ya da bireyler arası yetenek farklılıklarının gelecekte neye dönüşebileceği öngörülmeli. Bu tip bir planın çok önemli olduğunun altı çizilen raporda, yurt dışına işçi akışı üzerine doğru bir inceleme yapılmadan ekonominin de gelişemeyeceği ifade ediliyor.

Raporda hükûmetler için paylaşılan bir diğer tavsiye de, ulusal bir “marka” oluşturulması. Buna, Finlandiya’nın yaşlı nüfusuna bakması için Filipinlileri işe alması ya da Kanada’nın Kanadalıların istemediği işler için göçmen alımı yapması örnek gösteriliyor.

Son tavsiye ise elbette, hükûmetlerin ellerindeki yetenekleri kaybetmemek için onlara, geleceğe dair kesin bir tablo çizebilmesi. Hükûmetlerin bu çalışanlara kalmaları ya da gittilerse de ülkelerine dönmeleri için bir sebep sunmaları gerektiği ifade edilen raporda, Çin’in özellikle yurt dışında teknik eğitim almış vatandaşlarını geri getirme çabaları bu yaklaşıma örnek gösteriliyor.

Yorumlar

  1. El Ele Beraber calisma teknigini icad eden ve uygulan ve dünyaya dagitan zamanin en fakir ülkesi su an dünyanin en iyilerine sahip ülke Isvicre bu ülkeden uzman ithal etmeli gelenek ve tecrubelerinden istifade etmek icin,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir