GE Havacılık’ın Test Uçağının Kokpitine Bir Bakış

29 Ocak 2019

1980’lerde ABD’deki çocuklara “kahramanlarınız kim?” diye sormuş olsaydınız size Alan Shepard veya Chuck Yeager’ın adını verirlerdi. Büyük bir kısmı da kahramanının Amerika’nın ses hızından hızlı uçan ilk astronotu olan Shepard’ı seçerdi. Fakat Jon Ohman “The Right Stuff” filmini gördüğünden beri Yeager’cı oldu. Test uçuşu pilotlarının gizemli dünyasıyla o film aracılığıyla tanışan Ohman, yaşıtları gibi astronot olmak yerine uçuş testi pilotu olmayı istiyordu. Ciddi hedefleri benimsemek, sınırları zorlamak ve kendisinden daha büyük bir amaca hizmet etmek gibi nedenler, şu anda 45 yaşında olan Ohman’ı GE’nin bir numaralı test uçuşu pilotu yapan şeyler oldu.

Bu iş güçlü bir teknik zekâ, bilgi ve cesaretin kusursuz bir karışımına ihtiyaç duyuyor. GE Havacılık’ın test uçağı Boeing 747-400’ün kokpitinde olan Ohman, dünyanın en büyük jet motoru olan GE9X de dâhil olmak üzere birçok motorun ilk yükselişini yapan bir ekibi yönetiyor. Bu ekibin görevi ise performans, verimlilik, hepsinden önemlisi güvenlik sağlamak için çeşitli stres ve aerodinamik testlerini uygulamak.

Kaliforniya’nın Santa Barbara bölgesinde büyüyen Ohman, 17 yaşındayken pilot lisansını aldı ve ardından ABD Deniz Harp Okulu’na gitti. Buradan mezun olduktan sonra Afganistan ve Irak’ta pilot olarak görev alan Ohman’ın içindeki test pilotluğu tutkusu hiç bitmedi. Ordudaki kariyerinin 10 yılını askeri pilot olarak geçiren Ohman, kariyerinin ikinci yarısında ise ordunun yeni uçaklarının test pilotluğunu yaptı. 2015 yılında ise ordudan emekli olduktan sonra GE Havacılık’ta çalışmaya başladı. Motorları GE Havacılık tarafından üretilen F-18 uçaklarının test pilotluğunu yaptığı için GE ona çok yabancı bir şirket değildi. Emekli olmasına rağmen hayatta en sevdiği iki şeyi birlikte yapmaya devam etti: Uçuş ve uçuş testi.

Mart ayında Ohman, GE’nin Boeing 777x için tasarlanmış jet motoru GE9X’i uçuran ilk pilot olduğu zaman havacılık tarihinin bir parçası oldu: Dünyanın en büyük jet motorunu uçuran ilk pilot.  

Eski bir ordu pilotu ve yeni bir test pilotu olarak Ohman, daha önce uçurulmamış bir motorla uçmanın çok büyük bir riski olmadığını söylüyor. Çünkü test uçağında testi yapılan motor dışında uçağı uçuran 3 motor daha var! Bundan daha da önemlisi, test sürecinin büyük kısmı Ohman kokpite girmeden önce olabilecek tüm riskleri minimuma indirmekten oluşuyor. O da bu sayede karısına ve çocuklarına bu işin tehlikeli bir iş olmadığını gönül rahatlığı ile söyleyebiliyor.

Bir motorun test süreci yerde başlıyor ve bu süreç aylar veya yıllar sürebiliyor. Motor bir uçağa takılmadan önce yerde birtakım testlerden geçmesi gerekiyor. Daha sonra Ohman, NASA mühendisleri ile birlikte çalışarak motorun ağırlık, itiş gücü ve kütle özelliklerini simüle ediyor. Bu da uçağı oturduğu yerden uçurmaya yarıyor ve riski azaltıyor.

Havada geçen onca yıla rağmen güvenlik Ohman için her zaman en önemli odağı olmuş. Orduda tek başına uçurduğu uçaklarda risk sadece kendi riskiyken şu an test uçağında kendisiyle birlikte 15-20 kişilik bir mühendis ekibini de uçuruyor. Onların güvenliğinden emin olmadığı bir uçağı uçurması söz konusu olmadığından tüm testlerde son derece titiz davranıyor.

Çocukları büyüdükçe onlardan birinin havacılığa ilgi duyup duymayacağını çok merak eden Ohman, kızı Emily’nin “Ben uçmaktan korkmuyorum. Çünkü babam onları test ediyor ve güvende olduklarından emin oluyor” dediğini söylüyor. Kim bilir, belki de bundan 30 yıl sonra GE Türkiye Blog’da Emily Ohman’ın maceralarını okuyor oluruz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir