GE, Dünyayı Değiştiren Yazılım Dilini Geliştirmeye Nasıl Yardım Etti?

18 Şubat 2020

Tarihler 1 Mayıs 1964’ü gösteriyordu. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte, Dartmouth’daki College Hall’ın bodrum katında olağanüstü bir şey gerçekleşti. Profesör John Kemeny ve bir öğrenci aynı anda iki ayrı bilgisayardan tek bir komutla “RUN” yazdı ve program kusursuz şekilde çalıştı. Dartmouth’un Matematik ve Bilgisayar Bilimleri bölümlerinde profesör olan Dan Rockmore sonrasında bu anları “Eşzamanlılığın ve basit dilin evliliği BASIC’i doğurdu.” diyerek anlatacaktı.

Program şimdilerde bize karmaşık gelmese de o zaman yaşanan bu anın yarattığı etki muazzamdı. Çünkü, Yeni Başlayanlar için Çok Amaçlı Sembolik Talimat Kodu nam-ı diğer BASIC programlama dili ortaya çıktı. Bu olay; kişisel web taramalarına, veri tablolarına, kelime işlemlerine, e-posta ve oyun platformlarına olanak tanıyan pek çok büyük teknolojik atılımın da önünü açtı.

Peki GE, bu yazılım dilinin gelişmesine nasıl katkı sağladı? 1950’lerin sonunda, Arnold Spielberg — evet, herkesin tanıdığı ünlü yönetmen Steven Spielberg’ün babası — ve ekip arkadaşları GE‘nin Arizona, Phoenix’teki Endüstriyel Bilgisayar Bölümü’nde çalışırken Dartmouth ekibinin BASIC’i ilk defa kullandığı GE-225 merkezi işlem biriminin geliştirilmesine yardımcı oldu.

Endüstriyel Bilgisayar Birimi tüm kararlılığıyla izinsiz şekilde, iş bilgisayarlarında çalışıp çabaladı. 1959’da Spielberg ve meslektaşı Charles Propster, tüm odayı 1000 devre kartı, 10.000 transistör ve 20.000 diyodla dolduran 20 bit bir bilgisayar olan GE-225‘i tasarladı. Veriler; disketler, manyetik bantlar, delikli kartlar ve kağıt bantlar gibi taşınabilir öğelerde saklanabiliyordu. 11 harici terminale kadar oturan operatörler, bilgisayarın belleğine bağımsız olarak erişebiliyordu.

Ünlü yönetmen Steven Spielberg’in babası Arnold Spielberg, bileğinin hakkıyla bir efsane oldu. Bu teknoloji uzmanı 1961’de, GE-225 merkezi işlem biriminin tasarlanmasına yardımcı oldu. Yalnızca üç yıl sonra, aynı makine Dartmouth araştırmacılarının, BASIC programlama dilini geliştirdiği bilgisayar oldu.

GE’nin o dönemki Başkanı ve CEO’su Ralph Cordiner, birimin adına tamamen sadık kalarak ‘yalnızca’ endüstri için bilgisayarlar geliştirmek istiyordu. Cordiner ekibin ne yaptığını öğrendiğinde iş işten geçmişti. Birim, Bank of America’yı çoktan müşterisi yapmıştı bile. Ve CEO bu durumdan pek de mutlu değildi. CEO, kuralların ihlal edildiği gerekçesiyle birime yaptıkları işi bırakmaları için 18 ay mühlet verdi.

Ancak GE-225, 1960’ların başlarında piyasaya sürüldüğünde büyük sükse yaptı. Pazarlama departmanı GE-225 için 250.000 dolar, yani bugünün parasıyla 1.9 milyon dolar değerinde ön siparişler alıyordu; aynı zamanda onlarca müşteriye ve diğer GE birimlerine satış da devam ediyordu. GE’nin yayını Schenectady Works News, “GE-225, bir saniyede 30.000 altı basamaklı sayıyı toplayabilir ve Schenectady’deki her erkeğin, kadının ve çocuğun yaşını 5 saniyede hesaplayabilir.” diyordu. GE Monogram dergisinin haberine göre, Kuzey Carolina’daki First Union Ulusal Bankası‘ndaki bir birim GE-225’ten yararlanarak 1964 Johnson-Goldwater başkanlık yarışının %5 puan farkla sonuçlanacağını tahmin etti. Cleveland Browns futbol takımı sezonluk bilet satışlarını yönetmek için GE-225’i kullandı.

Yeni Bir Dil Doğuyor

Arnold Spielberg’ın GE’den ayrıldığı 1963’te Dartmouth’un “BASIC ekibi” GE-225’i nasıl programlayacağını öğrenmek için Arizona’ya gitti. Amaçları, öğrencilerin tüm yerleşkede bulunan bilgisayar terminallerinden GE-225’i aynı anda kullanmalarını sağlamaktı. Farklı bilgisayar terminallerinin birbirleriyle konuşmasını sağlayan ise John McGeachie ve okul arkadaşı Mike Busch’du.

Kemeny, insanların bilgisayarlarla konuşarak fikirlerini işleme koymaları için kullanabilecekleri bir dil geliştirmek istedi. Dartmouth’un o dönemki Bilgisayar Bilimleri Bölümü Başkanı Tom Cormen, “BASIC’in yaptığı şey, zaman paylaşımı ile birlikte bilgisayarları gerçekten demokratikleştirmek.” dedi. O zamanlar bebeklik döneminde olan zaman paylaşımı, birden fazla kişinin aynı anda merkezi bir bilgisayarla etkileşime girmesini sağlayarak bilgisayarın işlem gücünden daha verimli bir şekilde faydalanılmasını sağladı. Cormen, “Artık insanlar zaman paylaşımı nedeniyle bilgisayarlara erişebiliyorlar ve BASIC sayesinde kendi bilgisayar programlarını yazabiliyorlardı.” dedi.

Dartmouth ekibinin başarısından sonra GE, BASIC‘i kendi zaman paylaşımlı sisteminde kullanmak için gerekli izinleri aldı. Bu arada, bilgisayar dili yayıldı ve sonunda Steve Wozniak adlı muzip bir lise öğrencisi ile yolunu buldu. Apple’ın kurucusu Wozniak o zamanları Gizmodo’daki bir yazısında, “Okulda bir bilgisayar yoktu, ancak GE, sanırım, kendi zaman paylaşımlı işlerini geliştirmek için modemli bir terminal getirdi. Çok az sayıda parlak matematik öğrencisine birkaç sayfalık talimatlar verildi ve BASIC‘te çok basit programlar yazdık.” diye anlattı.

Wozniak daha sonraları, ilk renkli bilgisayar oyunlarını kodlamasını sağlayan kendi BASIC sürümünü oluşturmaya devam etti. O ve arkadaşı Steve Jobs, bu yolla köşeyi döneceklerini biliyorlardı. Wozniak yazısına şöyle devam etti: “Steve ve ben, animasyonlu (arcade tarzı) oyunların yazılım olmasının ne kadar önemli olabileceğini fark ettik. Dahası, BASIC‘te olmak, her yaştan insanın programlayabileceği anlamına geliyordu.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir