GE CEO’su Canan Özsoy’dan Gençlere Mesaj Var

18 Mayıs 2020

GE Türkiye CEO’su Canan Özsoy, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’na özel olarak gençler için anlatıyor. Özsoy, günümüz Türkiye’sinde gençlerin rekabet ve hayat planı kaygısı içinde geçen zorlu mücadelesine sonuna kadar saygı duyuyor, onları destekliyor.

Onu yüreklendiren iki güçlü kadın…

Üniversite eğitimine 40 yıl önce başlayan Canan Özsoy, hayatın sürprizlerle dolu olduğunu söylüyor. Kariyer hedeflerini henüz orta okuldayken şekillendirmeye başlayan Özsoy, sadece para kazanmaktan ziyade daha büyük bir amaca hizmet eden tıp alanında kendini geliştirmek istedi. Çalışan, iyi bir meslek sahibi, güçlü ve kendi ayaklarının üstünde duran bir kadın olmayı hayal ediyordu. Sürekli bir iş tempoları olmasa da meslek sahibi olan anne ve anneannesi, onun rol modelleri idi. Özsoy, kendisini yüreklendiren kadınların izinden gitti ve tüm gücüyle hayalleri için çalıştı.

Hayatın ilk sürprizi!

Özsoy, hayatın ilk sürpriziyle üniversite sınavında karşılaştığını söylüyor. Aslında tıp okumak ve doktor olmak istemesine rağmen gençliğin verdiği deneyimsizlik nedeniyle tercih listesine çok da istemediği bir bölüm daha ekledi. İlk iki ve dördüncü tercihine tıp fakültesini yazan Özsoy, üçüncü tercihine diş hekimliğini yazdı ve bu bölümü kazandı. Kendisi, bu olayla ilgili olarak “Bir soru fazla ya da bir soru eksik yazsam tıp fakültesini kazanacaktım ama üçüncü sıraya yazdığım diş hekimliği fakültesini kazandım.” diyor. Diş hekimliğini daha önce hiç düşünmediği ve çevresinde bu mesleği yapan kimseyi görmediği için tıp fakültesine yatay geçiş yapmayı düşündü ama ülkenin o dönemdeki sıkıyönetim koşulları ve YÖK sistemi buna müsaade etmedi. Dolayısıyla kariyer hedefinden bir adım sapmış oldu.

Kariyer mi, evlilik mi?

Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra mesleğiyle ilgili akademik kariyer yapmayı planlayan Özsoy, bir profesör olarak hem araştırma yapan hem de ders veren bir hekimlik hayatı hayal etti ancak hayat ona ikinci sürprizini hazırlamıştı. İhtisas sınavını birincilikle kazanıp ihtisas yapmaya başladı ama o dönemin koşullarında kadro bulmak çok zor olduğu için akademik kariyerine devam edemedi. Özsoy, o dönemde içinde bulunduğu durumu şöyle anlatıyor: “Bir gelirim yoktu. Evlenmek ve çocuk sahibi olmakla akademik kariyer yapmak arasında bir tercih yapmam gerekti. Böylece akademik kariyerden ayrılıp profesyonel olarak muayenehanede klinik hekimliği yapmaya başladım. Bu da benim için aslında hedefimden ikinci sapma oldu.”

Beyaz önlükten beyaz yakaya geçiş.

Özsoy, diş hekimliğini birkaç yıl keyifle yaptıktan sonra farklı nedenlerden dolayı uzun vadede bu kariyerin onun için sürdürülebilir olmadığını fark etti. Eşinin desteğiyle Türkiye‘de yeni yeni şekillenmeye başlayan pazarlama, pazarlama yöneticiliği, marka yöneticiliği gibi konulara öncülük eden ilaç sektöründe, hem tıp hem de lisan bilgisiyle bir firmada işe girdi. İlaç sektörünün, meraklarıyla da uyuştuğunu söyleyen Özsoy, bu sektörde “Pazarlama Yöneticisi” olarak çalışmaya başladı.

Yeni kariyer, yeni eğitimler.

Aşina olmadığı bir sektörde çalışmaya başlamak, onun için yeniden bir eğitim fırsatı yarattı. Bir şirketin iç düzenini öğrenmek ve yöneticilik konusunda bilgi edinmek için işletme yüksek lisansı yapmaya başladı. Özsoy, bu kısmı da tamamladıktan sonra pazarlama yolunda kariyer basamaklarını tırmanmaya koyuldu. “Burada beni başarıya götürüp, kariyerimi bugünkü noktaya getiren temel taşlar; çalışkanlık, azim, sebat etmek ve merak idi. Yeni şeyler öğrenmek, yapamayacağımı düşündüğüm işleri yapmak için donanımlı olmak, eğitilmek ve başarmak üzerine kendi kendime kurduğum bir döngüydü.” diyen Özsoy, ilaç sektöründeki çalışmalarının onu GE’nin Sağlık Bölümü ile buluşturduğunu söylüyor. GE dünyasında da yine aynı şekilde, bilmediklerini öğrenip, denemediklerini deneyerek, yeni eğitimlerle kendine bilgi ve beceriler katarak bugünkü konumuna kadar geldiğini de ekliyor.

Hayatı ilmek ilmek örebilmek.

Gençlerin bir bölümünün, okudukları bölümle ilgili yeterli bilgiye sahip olmadıklarını ya da mezun olduktan sonra, onları nasıl bir meslek hayatının beklediğini bilmediklerini söyleyen Özsoy, onları çok iyi anlıyor ve “Belki benim gibi onlar da hayal ettikleri, 17-18 yaşındayken olmak istedikleri mesleğin eğitimini almamış olabilirler ancak hayat her zaman fırsatlar sunuyor. Bugünün fırsatlarının geçmişe göre çok daha fazla seçenek sunduğunu söyleyen Özsoy, bir bölümden mezun olduktan sonra hayatın sunduklarını bir örgüye benzetiyor ve şöyle diyor: “Bir sepet gibi bir örgü. Aralarındaki boşlukları, kariyer yaparken aldığınız eğitimlerle destekleyip gerçekten istediğinizin ne olduğunu anlayarak ve bu anladığınızı gerçekleştirmeye yönelik adımlar atarak doldurabiliyorsunuz.”

Kendini geliştirmenin ödülleri.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de genç ve yeni mezun işsizliğinin gerçekten önemli bir konu olduğunu söyleyen Canan Özsoy, bu durumun gençleri farklı olmaya yöneltmesi gerektiğini vurguluyor ve ekliyor: “Sizi başkalarından ayıran özellikleriniz, yetenekleriniz, üniversite hayatı boyunca edindiğiniz farklı deneyimler, yapabildiğiniz stajlar, alabildiğiniz ek eğitimler, katılabildiğiniz toplumsal sosyal sorumluluk projeleri, öğrenebildiğiniz lisanlar ki kodlama da bir lisandır; tüm bunlar sizi hayata hazırlayacak ve bu zor yarışta diğerlerinden bir adım öne çıkmanızı sağlayacak.”. Hayatın güçlüğünü hiçbir zaman azımsamayan Özsoy, iyi bir kariyere başlayıp bu kariyeri sürdürmenin zorluğunun farkında olduğunu ve bulunduğu noktadan baktığında en az gençler kadar bu zorluğu görüp bildiğini söylüyor. Bu konuda gençlere bir mesaj daha veriyor: “Bunun bir umutsuzluk değil, umut vesilesi olmasını; kendinize, bilgi ve becerilerinize, donanımınıza erkenden yatırım yapmanıza bir fırsat olmasını temenni ediyorum.”

Kadınları kariyerinde bekleyen zorluklar.

Özsoy
,istihdamda cinsiyet eşitliğine oldukça önem veren GE gibi köklü bir şirketin kadın yöneticisi olarak iş hayatında kadın olmanın verdiği zorlukları üç başlık altında topluyor. Bunlardan birincisini, iş ve özel hayat dengesini tutturma zorluğu olarak görüyor. Toplum, aile ve kadın olmanın biyolojisinin yüklediği doğurganlık gibi sorumluluklar ya da evde yaşlı bakımı gibi hayatın getirdiği bazı sorumluluklar ile kariyere aktarılacak enerji arasında denge kurmanın zorunluluğuna değiniyor.

İkinci olarak eğitim ve iş hayatında fırsat eşitliği yakalamanın ne kadar zor olduğundan bahsediyor ve “Kadınlara yönelik son derece önemli kurallar, kanunlar, kültürler, 21. yüzyılda bile hala aynı. Yalnızca ülkemizde değil, Amerika’dan Japonya’ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde bu fırsat eşitliği sunulmuyor. Dolayısıyla haksızlık da olsa kadınların arzu ettikleri kariyere ulaşabilmeleri için biraz daha başarılı, biraz daha çalışkan, biraz daha zorluklarla mücadele eden bir yaşamdan geçmesi gerekiyor.” diyor.

Özsoy, üçüncü ve en büyük zorluk olarak kadınların terfi yolunda karşılaştığı engelleri görüyor. Özellikle STEM alanlarında olmak üzere bazı sektörlerde kadınların engellerle karşılaştığını belirtiyor. Kadınların iş yaşam dengelerindeki engel ve düşüncelerin, kariyerlerinde ilerlemelerine engel olduğunu söyleyen Özsoy,Üst yönetimde ve yönetim kurumlarında daha az kadın oldukça kariyerinin başındaki kadınların sorunlarına eğilmek, bunun önündeki engelleri kaldırmak hep bir başka baharın gündemi olarak kalıyor.” diyor. Bu fırsat eşitliğini yakalamanın yolunun daha çok kadın üst düzey yönetici olmasından ya da parlamentoda daha fazla sayıda kadın bulunmasından geçtiğini düşünüyor ve “Bu konuda pek çok çalışmayı büyük bir umut ve bitmeyen bir heyecanla sürdürüyorum.” diye ekliyor.

“Korkmadan ilerlemek ve iyi ki yapmışım.” diyebilmek…
Gençlerin gözünden bir kez daha kendi geçmişine bakan Özsoy, mezun olduğu zamanki hali ile bugünkü arasında elbette pek çok farklılık görse de o günkü Canan’a diyecek pek fazla bir şeyi olmadığını söylüyor. O zamanki Canan’ın, elinde bulunan koşulları ve önüne çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendiren, kendisini bugüne getiren Canan olduğunun altını çiziyor. Kendi hayatının, gençlere örnek olması için son olarak şunları söylüyor: “Kariyer değiştirirken korkmamayı, arkaya bakmamayı, önüme gelen her eğitim, bilgi ve beceri fırsatını bir gün işime yarar veya bugün işime yarar diye değerlendirmeyi, biraz daha az gezmeyi, biraz daha çok çalışmayı ve bunun karşılığını alacak kadar sabırlı ve sebatkar olmayı; iyi ki yapmışım.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir