Erken Teşhis Hayat Kurtarır

30 Ekim 2020

Dünya üzerinde kadınların en çok yakalandığı kanser türü olan meme kanseri, erkeklerde de görülebilen ve erken tanı ile iyileşme oranı yıldan yıla artan bir kanser türü. Hepimizin yakın çevresinde birilerinin başına gelen ya da kendimizi bir anda içinde bulduğumuz bu hastalığın tedavisi elbette mümkün. Bunun için yapılması gereken en önemli şeyse, “bana olmaz” dememek. İşte bu nedenle meme kanseriyle ilgili bilinçli insan sayısını, hastalığın görülme oranının üzerinde tutmak gerekiyor. Bu amaç için tüm dünya, bu ay bir kez daha “Erken Tanı Hayat Kurtarır!” diyor ve meme kanserinde farkındalığın öneminin altını çiziyor.

Erken tanıda rol oynayan en önemli tıbbi cihazlardan biri şüphesiz ki mamografi. Memedeki anomalileri tespit etmek için düşük enerjili X-ışınları kullanan görüntüleme teknolojisi mamografi, maalesef pek çok kadının kaçındığı bir cihaz. Peki acaba mamografiden neden kaçınılıyor? Mamografi ile neler başarılıyor ve sağlık sektöründeki önemi sanıldığından ne kadar daha büyük? Tüm bunları, GE Sağlık Radyografi ve Kadın Sağlığı Görüntüleme Sistemleri Ürün Müdürü Didar Talat ile masaya yatırdık ve mamografi hakkındaki teknolojik gelişmeleri konuştuk.

Yanlışı düzeltmek bir ömre bedel…

Hayatımızda pek çok konuda karşılaştığımız ve bazen bir hayata mal olan doğru bilinen yanlışlar konusu, mamografi için de geçerli. Mamografi görüntülemede düşük enerjili X-ışınları kullanılır. Özellikle altı çizilmelidir ki; dijital bir mamografi cihazında iki taraflı olarak 2 projeksiyonda çekilen 2B mamografi ortalama dozu, her insanın maruz kaldığı ortalama yıllık arka alan radyasyonundan daha düşüktür. Talat, mamografi  dozunun “çok yüksek” olduğu kaygısı ile rutin taramasını yaptırmaktan çekinen pek çok kişi ile karşılaştığını söylüyor. Bu yanlış bilgi nedeniyle çekince yaşayan kadınlara şu tavsiyeyi veriyor: “Mamografi çekimini yaptırmayı planladığınız kurumda dijital mamografi bulunup bulunmadığını, cihazın doz değerlerini ve ileri teknolojileri sorgulayarak doğru merkezi seçmelisiniz.”

Muayene ve mamografi ile barışmak.

Yıllar boyu büyük bir hasta popülasyonu üzerinde yapılmış olan çalışmalar gösteriyor ki düzenli mamografi taraması, meme kanserine bağlı ölüm oranlarını %40 oranında düşürüyor. Meme kanserinin erken safhada, lokalize bir aşamada tespit edildiği vakalarda 5 yıl boyunca hayatta kalma oranı %99 olarak rapor ediliyor. Bu sebeple, 40 yaşından itibaren kadınların düzenli olarak her yıl bir kere mamografi çektirmesi öneriliyor. Ayrıca, her kadının memesiyle ilgili farkındalık sahibi olmasının önemine değinen Talat, elle muayene ve mamografinin, herhangi bir anomalinin erken teşhisinde çok kritik olduğunu söylüyor. En geç 30 yaşından itibaren kadınların her ay memelerini ayna karşısında elle muayene etmeleri ve cilt üzerinde veya meme başında gözlemlenecek olası yapısal değişiklikleri gözlemlemeleri gerektiğinin de altını çiziyor. Anne, teyze, kardeş gibi yakın akrabalarında meme kanseri öyküsü olan kişilerin ise 20 yaşından itibaren meme taraması konusunda danışmanlık alması ve kişiye özel tarama protokolünün oluşturulması da öneriliyor. Talat bu konuyla ilgili kadınlara, “Bana bir şey olmaz!” dememelerini, muayenelerini ve taramalarını düzenli olarak devam ettirmelerini tavsiye ediyor.

Mamografi neden bu kadar önemli?

Ortalama her 8 kadından 1’i meme kanseri riski ile karşı karşıya ve meme kanseri her yıl 2 milyondan fazla kadını etkiliyor. Meme kanseri, %30 gibi yüksek bir oranla kadınlarda en yaygın olarak görünen kanser türü ve kansere bağlı ölümlerin %15’inden de sorumlu. Talat, verdiği bilgilere şunları ekliyor: “Geç teşhis oranlarını düşürebilmek için 2002 yılından itibaren tüm ülke çapında Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) kurulmuştur. Yapılan girişimler ve bilinçlendirme kampanyaları sayesinde ülkemizde 2012 yılı itibariyle 40-70 yaş arası kadın popülasyonunda %10 olan mamografi çektirme oranı, 2019 yılında %36’ya çıkarılabilmiştir. Bu sevindirici ilerleme ile birlikte meme kanseri erken teşhisi için rutin meme taramasının önemi ve farkındalık yaratma noktasında tüm paydaşlar olarak mücadelemize hız kesmeden devam etmemiz gerektiği açıktır.”

Kontrol sizde!

Kadınları mamografi çekiminden alıkoyan en önemli hususların başında, çekim sırasında memenin sıkıştırılması sebebiyle hissedileceği düşünülen acı endişesi geliyor. GE Sağlık bünyesinde sadece kadınlardan oluşan bir AR-GE ekibi hastalardan, mamografi teknisyenlerinden ve radyologlardan gelen geribildirimler ışığında yeni nesil bri mamografi platformu ve hasta konforunu en üst düzeye taşımak için yaratıcı bir çözüm tasarladı. Bu çözümle hastalar, sıkıştırma kontrolünü kendilerine veren bir uzakta kumanda ile meme sıkıştırma miktarını ayarlayabiliyor. Yapılan klinik araştırmalar sonucunda, hastaların %97’si yeni gantri tasarımı sayesinde kendilerini daha az stresli hissettiğini, %79’u ise hasta destekli sıkıştırma teknolojisinin mamografi çekimini daha konforlu hale getirdiğini belirtiyor. Talat, hasta destekli sıkıştırma teknolojisine sahip mamografi platformunun, Time Dergisi tarafından 2019 yılının en iyi 100 inovasyonundan biri olarak seçilmesinden gurur duyuyor.

3B mamografi ve dahası…

Dijital Tomosentez (3B Mamografi) memenin kesitler halinde incelenebilmesi için memenin farklı açılardan çekilen görüntülerinin birleştirilmesiyle üç boyutlu (3B) veri sağlayan bir teknoloji. Bu sayede doku süperpozisyonunun önüne geçilerek memenin daha detaylı bir şekilde incelenebilmesi, kitlelerin daha kolay tespit edilmesi sağlanıyor ve tetkikin duyarlılığı yükseliyor. Bunların yanı sıra kitlelerin meme içindeki lokalizasyonu daha yüksek bir doğrulukla yapılabiliyor. GE sisteminin ayrışan noktası ise Tomosentez (3B Mamografi) dozunun, aynı projeksiyondaki standart 2B mamografi dozuna eşit olması. Tomosentez ve hasta destekli meme sıkıştırma teknolojisinin yanı sıra GE Sağlık’ın öncüsü olduğu bir mamografi teknolojisi daha var. Talat cihazı şöyle anlatıyor: “GE Sağlık’ın Mamografi Sistemlerinde 10 yılda önemli bir olgunluğa ulaşmış teşhis-odaklı bir teknoloji olan 3. nesil Kontrastlı Mamografiden bahsetmek isterim. Yapılan uzun dönemli bir araştırma sonucuna göre, yağlı memelerde %90 olan Dijital Mamografi duyarlılık değeri, yüksek yoğunluğa sahip memelerde yaklaşık %20 oranında azalmaktadır. Kontrastlı Mamografi, yüksek duyarlılık ve özgüllük oranları sayesinde özellikle yoğun memeler için biçimsel ve fonksiyonel bilgi veren bir teknolojidir.”



İnsan hayatına dokunuş…

2005 – 2016 yılları arasında yüksek lisans ve doktora çalışmaları sırasında görüntüleme teknolojileri alanında akademik çalışmalar yapan ve Meme Görüntüleme alanına odaklanan Talat, bu alanı seçmiş olmasında pek çok etken olduğunu söylüyor. Görüntüleme Fiziği ile tanıştığı günden bu yana işine tutku ile bağlı olduğunu söyleyen Talat, “İşin mutfağında uzun yıllar çalıştıktan sonra, GE gibi üst düzey, inovatif sağlık teknolojileri üreten bir şirketin bünyesine geçerek bu teknolojilerin insanlara ulaşması için farklı bir katkı vermek istedim. Görüntülemenin, bir anomalinin tespit edilip araştırılmasında ve bu anomalinin tedavi ya da cerrahi planlamasındaki katkısı çok kritik.“ diyor. İşini yaparken kendisini motive eden ve manevi tatmin yaşatan en önemli faktörün birebir insan hayatına dokunmak olduğunu söyleyen Talat, GE Sağlık’ın yıllardır meme kanserinde erken teşhisin önemini vurgulayan ve farkındalık yaratan pek çok kampanya düzenlenmesinden mutluluk duyuyor. “Ne yazık ki kendi ailemde de meme kanseri hikayesi mevcut. Bu sebeple, erken teşhisin bu hastalığın sürecindeki önemini çok yakından da tecrübe ettim ve bir kadın olarak meme taraması bilinçlendirmesi konusundaki bireysel mücadelemi de sürdürüyorum.“ diyor.
Didar Talat, son olarak şu mesajı veriyor: “Farklı nedenlerden dolayı mamografi ve muayene konusunda duyulan korku ve çekinceleri bertaraf etmek için tek bir cümle yeterli: Erken Teşhis Hayat Kurtarır!


Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir