Enerji Şebekelerinin Güvenliği Artık Yazılımlara Emanet!

20 Şubat 2019

Doğa Ana’nın şakacı bir karakteri var. Hemen herkesin, gökyüzünde tek bir bulut olmayan yaz günlerinde aniden bastıran yağmurla sırılsıklam olmuşluğu vardır. Ancak Doğa Ana’nın 2003 yılında yaptığı şakaya bu sefer kimse gülmedi: Sıcak bir yaz gününde sarkan elektrik kablosu, büyüyen bir ağaç dalı ile karşılaşınca Doğu kıyısı karanlıkta kaldı. Bu sorun giderek büyüdü ve Kuzey Amerika tarihinin en büyük elektrik kesintisine dönüştü. Kesinti ABD ve Kanada’da toplamda 50 milyon kişiyi elektriksiz bıraktı ve kesintinin faturası 6 milyar dolardan daha fazla tuttu.

Evimizde oturup da televizyon izlerken veya fırında balık pişirirken elektrik iletim hatları hakkında hiç düşünmeyiz. Onlar sadece anahtara basıp da ışığın yanmadığını gördüğümüzde aklımıza gelir. Ancak bizim aksimize elektrik hatlarını her şey yolundayken de düşünen bir ekip var. Onlar elektrik şebekesinin sağlıklı çalışmasını ve kesintileri önlemeyi sağlayacak etkili yollar arıyor.

Fakat yaptıkları iş pek de kolay değil. Kameralarla ve dürbünlerle engebeli arazilerde dolaşıyor, yüksek voltajlı hatların tehlikeli derecede yakınında yürüyüp problem yaratabilecek nesneleri arıyorlar. Üstelik artık yer ekiplerine bir de hava desteği geliyor. GE Şebeke Çözümleri, bu işleyişe destek olması için havadan ayrıntılı görüntüler alabilen, analiz için anında bulut tabanlı bir platforma veri aktaran dijital sensörler ve kameralarla donatılmış uçan drone’lar kullanacak. Bu platformun arkasındaki isim ise, endüstriyel teftişleri robotik, yapay zekâ ve risk temelli tahmine dayalı analitik uygulamalar yardımı ile uygulayan, 2017 yılında başlatılan bir GE girişimi olan Avitas Systems.

Yaya olarak yapılan kontrollerin yerine görüntü ve video gibi verilerden yararlanmak hem daha kesin bir incelemeye olanak sağlayacak hem de gelecekteki sorunlar için tarihsel bir kanıt niteliğinde olacak. Ayrıca kullanılan yazılımın nerede sorun çıkacağını anlayacak bir yapay zekâsı da var.


Avitas Systems bir güç hattının yakınında hangi tür ağacın yetiştiğini anlamak için yapay zekâ  destekli modüller yaratıyor. Daha sonra hava durumu ve mevsim şartları gibi etkenlere göre büyüme oranını tahmin etmek için bu türler hakkında çeşitli bitkiler topluyor. Daha sonra da bu ağacın bir bölümünün budanıp budanmama durumuna karar veriliyor. Bitki örtüsü yönetimine ek olarak yapay zekâ kuş yuvaları gibi yabancı nesneleri ve ızgara parçalarını da birbirinden ayırabiliyor. Aynı zamanda direklerdeki korozyon, çatlak ve ısı artışı gibi anormallikleri de belirleyebiliyor.

Zaman içinde yapay zekâ bir enerji şebekesinde neyin sıradan olduğunu öğrenir ve görüntü verilerindeki anormallikleri kolaylıkla algılar hâle geliyor. Örneğin bir drone Güney California’da bir alanı izliyorsa, yapay zekâ palmiye ağaçlarının büyüme düzenlerini tahmin ediyor ve sistem, hatta en ufak bir dokunuş olmadan çok önce uyarı gönderiyor. Ayrıca GE’nin Varlık Yönetim Sistemi (APM) yazılımında yaratılan bir dijital ikiz sayesinde de sistemde gelecekte neler olacağını tahmin etmek için gelişmiş veri analitiği kullanıyor.

Sistem elbette yalnızca drone’lara dayanmıyor. Yüksek çözünürlüklü ve kızılötesi kameralar da teknisyenlerin geleneksel yöntemlerle gerçekleştirdiği görsel incelemeleri gerçekleştirebilir. Örneğin kızılötesi bir kamerayı elektrik trafo merkezine yerleştirirseniz, kamera bir transformatörün ısınıp ısınmadığını gözlemleyecektir. Bu sayede ani sıcaklık artışlarını yakalayabilir ve sorun çıkmadan çok daha önce bu sorunu farketmiş ve gerekli çözümü üretmiş olursunuz. İşte bu enerji şebekesinin geleceği!

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir