Elektrik

10 Mayıs 2013

Elektrik, iki cismin birbirine sürtünmesiyle, sıkıştırma gibi herhangi bir mekanik etki sırasında veya ısının bazı kristallere olan tesiri sonucu meydana gelen ve etkisini, çekme, itme, mekanik, kimyasal veya ısı olayları şeklinde gösteren  bir enerji türüdür.

 

Tüm maddeler atomlardan meydana gelmiştir. Atomlarının çekirdeklerinin etrafında bulunan elektronlar kopartılarak iletkenler üzerinde hareket etmesi sağlanır. İşte bu elektron hareketinin ters yönünde, elektrik akımı oluşur.

 

Elektrik ve manyetizma, eski çağlardan beri bilinen gerçeklikler olmasına rağmen, mekanik ve hidrolik alanındaki bilimsel gelişmelerin tamamlanamaması, malzeme konusunda karşılaşılan zorluklar ve bu konuya ilginin oldukça düşük bir şekilde, sadece manyetizmayla kısıtlı kalması sebebiyle elektrik kullanımını gelişimi, 16. yüzyıla kadar gecikmiştir. Gelişmeye başlayan elektrik teknolojisi dünyada köklü değişikliklere yol açmış ve insan yaşamını bütünüyle değiştirecek etkilere yol açmıştır.

 

Elektrik ve Aydınlatma

 

Günümüzde elektrik o kadar hayati bir enerji çeşidi olmuştur ki onsuz bir yaşam düşünülememektedir. Aydınlatma, bu hayati kullanım alanlarından sadece bir tanesidir.

 

Thomas Edison, 1879’da yüksek vakum ve karbonize flaman yardımıyla uzun yanan, yüksek verimli ışığı üretti. Evlerin pratik şekilde aydınlatılması konusunda da çalışmalar yaptı. Edison sadece akkor aydınlatmayı oluşturmadı ayrıca akkor ışığını daha güvenli, pratik ve ekonomik hale getiren gerekli elementleri bulunduran elektriksel aydınlatma mekanizmasını geliştirdi.

 

Ampul için en iyi flamanı bulma çalışmaları sürerken, Edison pratikliği sağlayan ve elektrik ışıklarında kullanılan yedi sistematik element icat etti. Aralık 1879’da Edison halka akkor aydınlatma sisteminin sunumunu yaptı.

 

Floresan lambanın ışıması, ilk kez 1937 yılında New York Dünya Fuarı’nda gösterildi. Floresan lambanın çalışması, temelde bir ark lambasında alçak basınçlı cıva buharının deşarjı ile oluşturulan morötesi ışınımın, floresan etkili fosforik yüzeye temas ederek görülür ışık oluşturması prensibine dayanmaktadır. Etkinlik faktörü 70 lm/W’a varan floresan lambalar uzun ömürleriyle iç aydınlatmada 20. yüzyıla damgalarını vurmuştur.

 

LED’ler, yani ışık yayıcı diyotlar günümüzün en popüler ışık kaynaklarıdır. İlk LED, 1907’de icat edilmiş, ancak 1960’lı yıllarda kızılötesi LED’lerle ticari olarak pazara çıkılabilmiştir. Ticari beyaz LED’leri ise çok yeni bir tarihte, ancak 1996’da görmeye başladık. Bugün ise trafik lambaları, reklam panoları, cep telefonları, televizyonlar dahil gösterge piyasasının zirvesini LED’ler zorluyor.

 

Gelecekte aydınlatmada yenilikler ne yönde olacak sorusunun cevabı için ise, başımızı kaldırıp gökyüzüne bakmamız yeterli: En büyük ve en saf ışık kaynağımız Güneş yukarıda, ışığını alıp daha verimli depolamamızı bekliyor. Dünya’da Güneş’in yaydığı 6500 Kelvin renk sıcaklığındaki ışınımın sadece iki milyarda birini alabiliyoruz. Ülkemiz, İspanya’dan sonra, konumu itibariyle Avrupa ülkeleri arasında rekor seviyede güneş ışığı alıyor. Şimdi bilimsel çalışmalar kuantum verimliliği artırılmış güneş hücrelerinin yapımına odaklanmışken, endüstri de çevreye zarar vermeden bunların üretim maliyetlerini düşürmenin yollarını arıyor. İleride dekoratif de olsa, eski ışık kaynaklarından sadece mumları evlerimizde kullanıyor olacağız, ama çok değil 10-20 yıl içinde güneş ışığı ve enerjisi tüm evlere girmiş olacak.

 

 

 

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir