Elektrik Şebekesinin Geleceği Şekilleniyor!

21 Mayıs 2019

1882’de Thomas Edison’un, Manhattan şehir merkezindeki ilk elektrik şebekesini kurması hem bir mühendislik harikası hem de mükemmel bir pazarlama kampanyasıydı. Yavaş yavaş büyüyen bu elektrik şebekesi ilk olarak New York’un finans şehri bölgesindeki birkaç blokta, çok büyük müşterilere hizmet veriyordu. Bu sayede şebeke, tıpkı bir yüzyıl sonra Internet’in yaptığı gibi bir anda büyüdü.

Aradan geçen zamanda şebeke için işler biraz değişti. Elektrik şebekesinin üzerindeki baskı; iddialı emisyon hedeflerinin belirlenmesiyle yenilenebilir enerjinin popülaritesinin yükselmesi, elektrikli araçların ortaya çıkması ve endüstriyel internet gibi faktörlerle artmaya başladı. Ancak yenilenebilir enerjinin üretimi hava şartlarına bağlı olduğundan şebekenin üzerindeki elektrik yükü sürekli olarak değişiyor. Bu yeni sistemlerin var olan eski şebekeye bağlanması için akıllı analitikler, yeni anahtarlar ve dijital cihazlar sisteme ekleniyor ancak elektrik şirketleri ve kamu kurumları, şebekenin bu yeni teknolojilerle ne kadar uyumlu çalıştığını anlamakta zorlanıyor. GE Yenilenebilir Enerji’nin Şebeke Çözümleri biriminin Chief Architect’i (Lider Mimar) Jamshid Sharif-Askary, “Elektrik şebekesi şimdiye kadar icat edilmiş en karmaşık makine. Biz onun sınırlarının ötesine geçmesini sağlamaya çalışıyoruz” diyerek yaptıkları işi açıklıyor.

Sharif-Askary için bu bir meslekten öte bir takıntı. Hikâyesi 1970’lerde Tahran Üniversitesi Kuantum Fiziği bölümünden mezun olduktan sonra başlıyor. Yerel bir tesiste çalışmaya başlayan Sharif-Askary, bir gün işteyken müdürünün trafo merkezi içerisinde elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiğini görüyor. O an elektrikten korkuyor ancak bu kadar zorlu bir şeyin başına gelmesi elektriğe olan ilgisinin artarak devam etmesini sağlıyor.

ABD’ye taşındıktan sonra Florida Teknoloji Enstitüsü’nde öğrenim gören Sharif-Askary, daha sonrasında Harris Corporation’da çalışmaya başladı. Finlandiya’nın kuzeyindeki Lapland’e yaptığı bir iş gezisinde, insanların zor şartlarda şebekeyi çalışır halde tutma çabasını görünce, bunun bir yazılım yardımı ile kontrol altına alınması gerektiğini düşündü ve bunun üzerine çalışmaya başladı. Aradan geçen 40 yıldan sonra hala bu amaçla çalışmaya devam ediyor. Ancak son 10 yılda şebekenin iyice karmaşık hale gelmesi, onun da bu çalışmalarının hız kazanmasını sağlıyor. O da artık yazılımdan daha fazlasının yapılması gerektiğinin farkına varıyor ve teknolojik fikirlerin düşünüleceği, kuluçka sürecine sokulacağı ve test edilebileceği bir yer oluşturulması fikrini patronuna iletiyor. Patronu da ona boş bir ofisin anahtarını veriyor ve Sharif-Askary hiçbir fonlama olmadan, sadece küçük bir takımla ödünç teçhizatlar toplayarak çalışmalara başlıyor. “Ekibe katılan yeni insanlara ofisimizi göstermeden önce söylediğim ilk şey ‘Güleceksin’ oluyordu” diyen Sharif-Askary, bunun nedeninin ilk başlarda kullandıkları teçhizatların daldırmalı su ısıtıcısı ve çok eski bilgisayarlar olduğunu söylüyor.

Teknolojilerin Entegrasyonu Burada Sağlanıyor

O eski teçhizatlarla dolu küçük ofis, bugün geldiği noktada Dijital Enerji İnovasyon Laboratuvarı olarak anılıyor ve Florida’daki GE tesislerindeki birkaç ofiste yer alıyor. Burada elektrik şebekesi için en son teknolojiler geliştiriliyor ve müşterilerin dijital dönüşüm gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları teknolojilerin ortaya çıkması sağlanıyor. Laboratuvar artık milyon dolarlık ekipmanlarla ve yazılımlarla dolu ve bunların tamamı Sharif-Askary’nin projeleri sayesinde finanse ediliyor. Burada klasik bilgisayarlar da, kredi kartı büyüklüğünde yeni nesil bilgisayarlardan oluşan raflar da kullanılıyor. Buradaki tüm eski sistem ve yeni sistem entegrasyonları sayesinde, eski teknolojilerle yeni teknolojilerin birbirleriyle nasıl çalıştıkları görülebiliyor.

Şubat ayında, Sharif-Askary ve ekibi, Bilgi Merkezi’nin küçültülmüş bir versiyonunu New Orleans’a, dünyanın en büyük güç dağıtım ve iletim konferanslarından biri olan DistribuTECH’e getirdi. Burada en büyük uluslararası kuruluşlardan gelen mühendislere üç günlük bir sunum hazırladı. Bunlardan ilki, Duke Enerji’nin Gelişmiş Dağıtım Yönetim Sistemleri bölümüne yapıldı. Amerika’nın en büyük enerji şirketlerinden biri olan Duke, büyük ölçüde yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapıyor ve şebekeyi dijitalleştiriyor. Duke’daki yöneticilere göre Edison bugün yaşasaydı, elektrik şebekelerinin gösterdiği değişim nedeniyle tanıyamazdı. Teknik olarak hala direkler ve kablolar var ancak kullanılan teknoloji, sistemler ve kontrol ekipmanları sayesinde şebeke o günlerden bir hayli farklı durumda.

Duke, GE dâhil, birlikte çalışabilirlik çerçevesi geliştiren, Açık Alan Mesaj Veriyolu (OpenFMB) şirket koalisyonuna liderlik ediyor. Yeni teknoloji Duke mühendislerine, bulut arttığında güneş üretimine ne olacağını tahmin etmelerini ya da bir ağaç bir hatta düştüğünde ve onu hizmet dışı bıraktığında gücü hızlı ve verimli bir şekilde yönlendirmelerini sağlıyor. Ayrıca, müşterilere güçleri tekrar geldiğinde gerçek zamanlı güncellemeler sağlayan güç uygulamaları geliştirmeyi de kolaylaştırıyor.



Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir