Edisonlar Yetiştirmek: Mühendis Ece’nin Kariyerindeki Büyük Adım

25 Ocak 2021

İnsanların, her görüşünde başını döndüren Antik Çağ sütunlarını ya da heybetli surları düşünün. Bunlar bir dönemin mühendislik eseriydi; onları inşa eden mühendisler bugünün gökdelenlerini görse acaba neler düşünürdü? Çağlar boyunca değişen koşullar, günümüzde şaşırtıcı bir hızla gelişmeye devam ediyor ve bizler, buna aynı hızla adapte oluyoruz. Aynı mesleğimizde ya da kariyerlerimizde yaşadığımız gelişimler gibi.   Mühendislerin öğrenme tutkularından ve sürekli gelişimden ilham alan GE, “Geleceğin Harika Mühendisler”ini hazırlamak üzere Edison Mühendislik Geliştirme Programı’nı başlattı. GE, uyguladığı geliştirici programlar ve farklı rotasyonlarla pek çok genç ve yetenekli yeni mezun mühendislerden Edisonlar Yetiştirmek için büyük bir yol kat etti.

Programa seçilen geleceğin Edisonlarından biri de Ece Erdoğdu. Mesleği ile ilgili “Bana göre mühendislik, problemleri doğru kavrama, neden-sonuç ilişkisini kurabilme ve çözüm aşamasında da bütün kısıtları ve istekleri göz önüne alarak optimum çözümü üretebilme işidir. Bir nevi doğru düşünme sanatını pratik ediyoruz.” diyen Erdoğdu, bu programı kariyerine adım atmak konusunda çok değerli bir fırsat olarak gördüğünü söylüyor.

Geri bildirimin geliştirici gücü…

Kişisel yaşamında karşılaştığı problemleri mühendis süzgecinden geçirip yaptığı gündelik planları, alacağı kararları ve çözümlerini optimize etmeyi amaçladığını söyleyen Erdoğdu, bu açıdan mesleğinin kendisine biraz gerçekçi ve biraz da faydacı bakış açısı kazandırdığını söylüyor. Edison Mühendislik Geliştirme Programı’nın pek çok evresinde de bu bakış açısının kendisine fayda sağladığını söyleyen Erdoğdu, gerçekçi geri bildirimlerin gücünden şöyle bahsediyor. “Programın sonlarına doğru İngiltere’de GE Crotonville eğitimlerinden ‘Activating Your Leadership Journey’ eğitimini, diğer iş kollarından ve programlardan gelen çalışanlarla birlikte aldık. Eğitimde, birçok konuda yeni tanıdığımız insanlarla birlikte çalışarak etkinlikler yaptık ama bence en etkilisi eğitimin sonunda birbirimize bir çember etrafında oturup verdiğimiz geri bildirimler oldu. Eğitimden dönünce 8 kişi olan EEDP grubumuzla birlikte, kendi insiyatifimizle aynı geri bildirim seansını yaptık. 2 yıl birlikte çalıştığımız, birbirimize destek olduğumuz ve bu süreçte değişimlerimizi ve eksiklerimizi en iyi gözlemleyebilen kişiler birbirimiz olduğu için bunu yapmak bence çok kıymetliydi.”

Rotasyon ve Vizyoner Bakış Açısı

Erdoğdu,Edison Mühendislik Geliştirme Programı’nın çok yönlülüğü sayesinde, daha önce hiç düşünmediği bir alanda ilk rotasyonunu yaptığını söylüyor. Konvansiyonel imalat yöntemleriyle üniversite hayatında atölye stajında tanışan ama daha sonra bu konuyla ilgili bir ders almak ya da pratik yapmak gibi bir tecrübesi olmayan Erdoğdu, ilk etapta imalat alanında işe başlamaktan biraz çekindiğini dile getiriyor. Sonrasında ise git gide bu alana ısınan ve kendini geliştiren Erdoğdu, bir sonraki rotasyonunu fabrikada atölye mühendisi olarak yapmaya karar veriyor ve ilk rotasyonda öğrendiklerini kullanarak ve geliştirerek Eskişehir’de parçaların üretildiği bir fabrikada bu kararını hayata geçiriyor.
Üniversitedeyken her konuda ders aldıkları için, eğitim sonrasında tek bir konuda uzmanlaşacağı düşüncesinde olan Erdoğdu, bu eğitim programı sayesinde daha vizyoner bir bakış açısı kazandığını söylüyor. Bugün mesleğinde geldiği noktadan baktığında, farklı insanlarla veya farklı projelerde çalışmanın yeni yaklaşımlar ve bakış açıları kazandıracağını, bu bakış açılarının da çok değerli olduğunu belirten Erdoğdu, kendi gelişim sürecini şöyle özetliyor: “Bir ürün grubunda mühendislik yapıyorsanız birden fazla ekipten beslenip bir çalışma ortaya koymanız gerekiyor ve diğer ekiplerin problemlerini, hedeflerini ne kadar iyi bilirseniz kendi işinizi de o kadar iyi yönetebiliyorsunuz. EEDP süresince de 3 farklı ekipte, farklı hedeflere yönelik çalıştım ve bir takımdan diğerine geçerken orada edindiğim tecrübelerden ve yaklaşımlardan yeni işimde faydalanıyor oldum.”

İmkanlar dahilinde üretilen pratik çözümler

Erdoğdu, bir işi ortaya çıkarma sürecinde zaman ya da imkanların yetersizliğine inanmıyor. Bunun tam aksi olarak bazen yeni bir ürün ortaya koymaya çalışmaktan ziyade eldeki ürünlerden çözüm üretebilmenin, daha pratik bir çözüm olduğuna inanıyor.90’lı yıllarda Amerika’da bir üniversitenin ev sahipliğini yaptığı SETI@home Projesi’nin, bunun en iyi örneği olduğunu söylüyor ve mühendislik alanında bir probleme getirilmiş en yaratıcı çözümlerden biri olarak gördüğü işle ilgili şu bilgileri veriyor: “Bu projede uzayda başka canlıların var olup olmadığını öğrenmek için radyo teleskoplar yardımıyla gökyüzünden sinyaller toplanıyor ve bu verilerin işlenmesiyle başka canlıların varlığına dair kanıtlar bulunmaya çalışılıyor. Tabii bu verilerin tamamının analizi için SETI’nin bilgisayarları yeterli olmuyor. Bu yüzden bir ekran koruyucu kılıfıyla yüz binlerce kişinin bilgisayarına kurulan program, kullanıcıların internete bağlı bilgisayarlarını kullanmadıkları anlarda verilerin işlenmesini sağlıyor. Burada benim dikkatimi çeken, kapasitesi yetmeyen bilgisayarlar nedeniyle bu işten vazgeçilmemesi ya da çözüm alanının daraltılmaması. Bunun yerine çok daha yaratıcı bir çözümle sonuç elde etmeleri.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir