Dijitalleşen Havacılık Endüstrisi ve Pandemi

19 Nisan 2021

Bütün dünyadaki iş yapış biçimlerini son 10 yılda değiştiren en büyük etken, şüphesiz ki dijitalleşmeydi. Endüstriler için bu öylesine büyük bir değişimdi ki üretim hatları yenilendi, yepyeni iş kolları hayatımıza girdi, veri üretimi ve bu verilerin değerlendirilmesiyle ilgili dünyanın her tarafında birçok farklı çalışma gerçekleşti. Elbette havacılık endüstrisi de verimlilik ve güvenlik açısından en büyük yatırımları gerçekleştiren alan olarak dijitalleşmenin öncülerinden oldu. Fakat önümüzdeki süreçte dijitalleşme kadar konuşacağımız bir etken daha var artık: COVID-19! Beklenmedik bir şekilde bütün dünyayı değiştirmeye başlayan bu etkenin, en çok etkilediği alanların başında da havacılık endüstrisi geliyor. Bu nedenle havacılık endüstrisinin deneyimli isimlerine kulak vermek, bu süreç için epey eğitici olabilir.

17. Satış Yönetimi ve Dijitalleşme Zirvesi’nde konuşan GE Havacılık Türkiye, Doğu Avrupa, Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Genel Müdürü Sami Özdemir, dijitalleşme ve pandemi etkisiyle değişen havacılık endüstrisine dair en önemli ve en güncel bilgileri paylaştı. Özdemir zirvedeki konuşmasına havacılık endüstrisinin dünyadaki güncel tabloyu çizerek başladı: “COVID öncesinde her an havada GE teknolojisi ile üretilen motorlarla uçan yaklaşık 2200 uçak, 300 binden fazla insanı bir yerden bir yere taşıyordu. Tabii bu bize çok büyük bir sorumluluk veriyor, elbette COVID sonrası bir noktada bu rakamlara tekrar ulaşacağız, hatta bu rakamları geçeceğiz. Sektörümüz COVID salgınından en çok ve en büyük ölçekte etkilenen sektörlerden birisi oldu. Çok kısa bir süre içerisinde binlerce uçak yere indi ve bunun havacılık endüstrisine yıllık bazda 300-400 milyar doları bulan devasa bir negatif etkisi oldu. Ne yazık ki bu etki hala devam ediyor.”

COVID nedeniyle alınan önlemleri üç aşamada açıklayan Özdemir, bu maddeleri şu şekilde sıralıyor:

“İlk olarak önceliğimiz, çalışanlarımızın sağlığı ve emniyeti çünkü bizim en değerli varlığımız, insanlarımız. Biz çok hızlı hareket ederek global olarak bütün tesislerimiz için -ki bunlar 80’in üzerinde- çok katmanlı bir güvenlik protokolü oluşturduk ve çalışanlarımıza özellikle devam etmesi zorunlu işleri için güvenli ortamlar oluşturduk. Özellikle kargo uçuşlarını düşünerek ve ülkelerin vatandaşlarını ülkeye döndürebilmeleri için yaptıkları uçuşları hesap ederek bu devamlılığı sağlamamız gerekiyordu.

İkinci olarak bu krizi yönetirken daha önceki krizlerden elde ettiğimiz tecrübeleri kullandık. Şirket içinde çok daha hızlı karar alınabilen bir sistemi tekrar hayata geçirdik ve yüzlerce müşterimizden aynı anda gelen isteklere çok hızlı şekilde yanıt verdik ve hem ticari hem teknik sorunlara çözümler bulduk. Bir yandan üretimimizi devam ettirirken bir yandan da müşterilerimizin ihtiyaç ve isteklerine odaklanıp krizi birlikte atlatmak için bir yol izledik ve izliyoruz.

Son olarak da kendi ekiplerimizle çok daha yakından ve daha sık iletişim kurup bilgi iletmeye ve bu krizi yönetirken attığımız adımları her kademede açıklıkla paylaşmaya başladık. Böylece ekiplerin hem morallerini yüksek tutarak hem de zihinlerinin odaklı kalmasını sağlayarak yola devam ettik.”

Özdemir, “Bu kriz yönetimi döneminde sizce hangi yetkinlikler öne çıktı? Fark yarattığını düşündüğünüz uygulamalarınızdan örnekler verebilir misiniz?” sorularına ise GE Havacılık olarak yine 3 aşamalı bir sistemle cevap verdiklerinin altını çiziyor: “Biz bu süreçleri havacılık sektörünün yaşadığı önceki krizlerden elde ettiğimiz tecrübelerimizi kullanarak yönettik ve yönetiyoruz. Bu seferkinin farkı, gündemin hızla değişmesi ve bu sürece verdiğimiz tepki süresinin önemi oldu. Bu dönemde aslında en öne çıkan yetkinlikler, hızlı karar veren mekanizmaları hayata geçirmek (özellikle çalışanlarımızın sağlığıyla ilgili), iletişimi sürekli ve açık bir şekilde yapmak, müşterilerimize ve çalışanlarımıza her zamankinden daha yakın olmak ve değişen durumlara hızlı adapte olmak gibi yetkinliklerdi. En çok fark yaratan uygulamalardan biri de müşterilerimizi iyi tanımamız ve onların da yaşadığı bu zor süreçte onlara mümkün olduğunca destek verebilmemiz oldu.”

GE’nin uzun süredir dijitalleşme yolunda adımlar attığını belirten Özdemir, GE Digital şirketinin kurulmasıyla birlikte bugün her iş kolunun kendi bünyesinde kendine ait “dijital” bölümünün de bulunduğunu vurguladı. Bu operasyonun amacında ise hem GE’nin hem de GE’nin müşterilerinin dijitalleşme süreçleri ve operasyonlarını daha verimli hale getirmek bulunuyor.

Özdemir, “Uzun süredir geliştirdiğimiz dijital teknolejilerimiz var. Örneğin bir uçak havadayken motorun verilerini yerden takip edip herhangi bir sorun çıkmadan önce anlıyor ve gerekli önlemleri almak için kullanıcılarımızı uyarıyoruz. Bir uçak orta menzilde bir yerden bir yere giderken yaklaşık 1TB data üretiyor ve bu datayı kullanarak çok önemli süreçleri takip edip iyileştirebiliyoruz.” diyor.

Ayrıca GE’nin şirket genelinde üç öncelikli konusundan biri olarak “Future of Aviation” stratejisinden bahseden Özdemir, “Bu stratejiye sürdürülebilirlik ve verimlilik konusundaki yenilikçi teknolojilerimiz yön veriyor. Dijitalleşmeden gücünü alan bu strateji, müşterilerimiz için başta yakıt tasarrufu sağlayarak verimliliklerini artıracak ve  karbon emisyonlarını azaltarak bu alandaki hedeflerine ve yeni global standartlara ulaşmalarına katkıda bulunacak.” diyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir