Davos’ta “İyi”nin Teknolojisi Arandı

31 Ocak 2020

Tarih boyunca her yeni teknoloji toplumsal yapılar üzerinde sarsıcı etki yarattı. Matbaanın icadı nakkaşlık mesleğini özel ilgi alanına indirgerken, bilginin üretimini, erişimini ve yaygınlaşmasını sağladı. Buhar makinesi veya elektrik, sanayi devrimlerini beraberinde getirdi. Eski teknolojilere dayanan iş bölümü ve uzmanlaşma alanları yok olurken yenileri ortaya çıktı, toplumlar değişim yaşadı.

Dünyada şimdi yine teknolojik devrim yaşıyor. Yapay zekâ, otonom nesneler, nesnelerin interneti, 5G, katmanlı imalat ve daha niceleri dijital bir devrime yol açtı. Dijital devrim, hızı ve kapsamıyla diğerlerinden hayli farklı. Yeni teknolojilerin potansiyeli teknolojiye en mesafeli insanları bile heyecanlandırıyor; yarattığı veya yaratabileceği etkiler en sarsılmaz teknoloji severleri bile kuşkulandırıyor. Yeni teknolojiler optimum verimliliğe sahip yeşil bir ekonomi yaratabilir, tüm hastalıklara çare bulabilir, trafikte sıkışıklıkları ve kazaları yok edebilir ve şeffaf bir toplumsal düzen yaratabilir. İsrailli tarihçi Yuval Noah Harari’nin deyişiyle, bu kez insanın tanımı bile değişebilir. Ama yine Harari’nin Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu’nda (WEF) söylediği gibi, yeni teknolojiler insanları “yazılımları kırılabilir hayvanlar”a da dönüştürebilir.

Davos’ta bu yıl, çığır açan teknolojilerin bu iki yüzü “Ortak iyilik için Teknoloji” teması altında tüm yönleriyle tartışıldı. Siber güvenlik, küresel yönetişim olanakları, yapay zekâ için evrensel etik kuralların belirlenmesi, dirençli sağlık sistemleri, otonom nesnelerle insanlar arasında iletişim, kişisel veri güvenliği, düzenlenen panellerde konunun uzmanları tarafından ele alındı.

“Yapay Zekâ İle İklim Değişikliği Arasında Fark Yok”

50 yıldır küresel iş dünyası liderleri ile siyasetçiler ve alanının önde gelen akademisyenlerini bir araya getiren Dünya Ekonomik Forumu (WEF), son yıllarda yeni teknolojiler ve bu teknolojilerin fırsatları kadar tehditlerinin de tartışıldığı önde gelen bir platform oldu. WEF’in kurucusu olan iktisatçı ve iş adamı Klaus Schwab, yeni teknolojilerin Dördüncü Sanayi Devrimi’ne yol açtığını, başlayan sürecin sınırsız fırsatlar yanında tehditler oluşturduğunu ve önlem alınması gerektiğini savunuyor. Yaklaşık 50 yıldır “paydaş kapitalizmi” modelini  savunan Schwab’a göre, Dördüncü Sanayi Devrimi’nin olası sorunlarının çözümü için atılacak adımlarda bütün paydaşların çıkarları gözetilmeli.

Teknoloji liderleri de yeni teknolojilerin yaratacağı tehditlerin bertaraf edilmesi için, ilgili bütün tarafların ortak hareketinin gerekli olduğu görüşüne daha giderek daha sıcak bakıyor. Özellikle yapay zekâ geliştirilirken kanunlara uygun, tarafsız ve objektif ilkelere bağlı kalınması, bu kuralların küresel bir konsensüsle alınması fikri ağır basmaya başladı.

Davos’taki özel panelde Schwab’ın sorularını yanıtlayan Alphabet’in CEO’su Sundar Pichai bu görüşü paylaşanlardan biri. Pichai’ye göre yapay zekâ, şu anda insanlığın üzerinde çalıştığı en derin konulardan biri ve hatta “Ateşi ya da elektriği bulmaktan daha önemli”. Google’ın da CEO’luğunu yürüten Pichai, kuantum bilişim ve gelişmiş yapay zekânın 5-10 yıl içinde dünyanın en önemli sorunlarına çare üretilebileceğine inanıyor. Bu iki ileri teknolojiyle daha hassas iklim modellemeleri ortaya çıkarılabilir, hastalıklara karşı en etkili ilaç ve tedavi yöntemleri geliştirilebilir, uzun ömürlü yüksek kapasiteli bataryalar veya doğayı kirletmeyen suni gübre geliştirilebilir.

Ama yapay zekânın evrensel etik ilkeler ışığında inşa edilmesi gerekiyor. Sözkonusu ilkeleri belirlemek ise teknoloji şirketlerini aşıyor. Pichai, “Yapay zekâ ile iklim arasında hiçbir fark yok; tek bir ülke ya da tek bir şirket olarak çalışarak güvenliğini sağlamanız mümkün değil. Bunun için küresel ölçekte çalışmak şart. Yapay zekâyla ilgili en büyük risk, üzerinde yeterince çalışmayıp yeterli ilerlemeyi kaydetmemek olacaktır. Çünkü bu, milyarlarca insanın hayatını etkileyecek bir teknolojidir” diyor. https://www.youtube.com/watch?v=7sncuRJtWQI

ABD, Çin, Avrupa Birliği, G-20 ve OECD, yapay zekâ çalışmalarına etik kurallar getirmek için harekete geçen ülkeler arasında yer alıyor.

Davos’ta yine Schwab’ın sorularını yanıtlayan Microsoft CEO’su Satya Nadella ise biraz farklı düşünüyor. Nadella, teknolojilerin kötü amaçla geliştirilmediğini, teknoloji kullanım şeklinin düzenlenmesi gerektiğine inanıyor. Nadella’ya göre, yüz tanıma teknolojisiyle kayıp kişilerin bulunması sağlanabilir. Ama bu teknoloji kitlelerin izlenmesi ve kontrol altında tutulması için de kullanılabilir. Önemli olan kötüye kullanımın engellenmesidir. Yapay zekâ çalışmalarına kısıtlama gelecekse, bu kısıtlama kötü amaçlı kullanımın önüne geçme amacı taşımalıdır.

Siber güvenlik endişesi yaratan dönüşümlerin başında 5G’ye geçiş geliyor. Bu yıldan itibaren çok sayıda ülkede 5G mobil iletişim hizmeti verilmeye başlanacak. 5G, çok düşük gecikme süresiyle çok sayıda cihaza aynı anda bağlantı kurabiliyor. Bu özellikler nesnelerin interneti uygulamalarının yaygınlaşması için ideal ortamı sağlıyor.

5G ve nesnelerin interneti uygulamalarıyla, kamu sağlığı ve güvenliğine yönelik tehditler 24 saat izlenebilir; kirlilik ve küresel iklim değişikliğine yol açan etmenler önlenebilir; yerleşimlerin ve tesislerin alt ve üst yapılarının izlenebilmesi, varlıkların en verimli biçimde kullanılması sağlanabilir; sürücüsüz araçlar ve diğer otonom taşıtlar yaygınlaşabilir; uzaktan eğitim ve sağlık hizmeti yaygınlaşabilir. https://www.weforum.org/agenda/2018/01/the-world-is-about-to-become-even-more-interconnected-here-s-how/ Ancak bu uygulamaların yaygınlaşması, siber saldırı tehdidinin de artmasına neden oluyor. 2015 ve 2016’da Ukrayna’da yaşandığı gibi bir kentin tüm elektriği siber saldırıyla kesilebilir.

İran’da 2010’da olduğu gibi nükleer tesislere büyün zarar verilebilir. Ayrıca, veri miktarındaki aşırı artış, veriler üzerindeki egemenlik hakları iddalarının artmasına yol açarken sunucu hizmeti sağlayan şirketlere de baskıları artırabilir.

WEF’e göre dünyada internete erişen kişi sayısındaki artışın olumlu olduğu kadar olumsuz yönleri var. Tahminlere göre 2020’de ilk kez dünya nüfusunun yarısından fazlasının internet erişimi olacak. https://www.economist.com/leaders/2019/06/08/the-second-half-of-humanity-is-joining-the-internet İnternet erişimi, sağlık ve eğitime erişimi beraberinde getirecek, yoksul ülkelerde ekonomik büyümeye katkı sağlayacak. https://cs.stanford.edu/people/eroberts/cs201/projects/2000-01/third-world/mozambique-overview.html Ama öte yandan bu insanlar siber suçlar ve dezenformasyon ile tanışacaklar.

Olgunlaşan Teknolojiler

Çığır açan, ezber bozan teknolojiler Davos’ta sadece olumsuz yanları veya riskleriyle anılmadı. Özellikle “Geleceğin Sağlığı” temasıyla düzenlenen panellerde, sağlıkta yapay zekâ uygulamalarının giderek olgunlaştığı ve sağlık sistemlerinin veriminin artmasında büyük katkı sağladığının altı çizildi. Hindistan’ın en büyük hastane zinciri Apollo’nun tepe yöneticisi Shobana Kamineni, yapay zekâ sayesinde hassas sağlık hizmeti sunabildiklerini, üzerinden yükleri alınan doktorlar arasında tükenmişlik sendromu vakalarının da azaldığını anlattı.

Tedarik zinciri yönetimlerini daha şeffaf hale getiren blockchain uygulamaları da konferans sırasında sıklıkla övüldü. İşbirlikçi robot çalışmalarında olgunlaşma safhasında olduğu bildirildi. https://www.weforum.org/events/world-economic-forum-annual-meeting-2020/sessions/the-future-of-human-robot-interaction

2020 Davos’ta sık sık, siber saldırı, deepfake, kişisel verilerin güvenliği ve demokratik erişim ifadeleri kullanıldı, karamsar öngörüler ve riskler dile getirildi. Ancak Hauwei’nin patronu Ren Zengfei’nin şu sözleri sektörün henüz masumiyetini yitirmediğini kanıtlar gibiydi: ‘Ben teknolojiyle refaha ulaştım. Ürettiğim teknolojiler insanlığın faydasınaydı. İnsanların yeni teknolojileri, yararlanmak için kullanacağına inanıyorum, kötülük için değil. Çoğu insan daha iyi bir hayat ister, sefalet içinde bir yaşam değil.”

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir