Davos 2021: COVID-19 Sonrası Dünya En Büyük Yardımı Teknolojiden Alacak

19 Şubat 2021

Dünyayı kasıp kavuran COVID-19 pandemisini kontrol altına almak için başvurulan kısıtlamalar, İsviçre Alplerinin güzelliği, temiz havası, kayak tesisleri ve şifalı kaplıcalarıyla romanlara konu olan Davos kasabasını da vurdu. Yılın bu zamanının dünyadaki en önemli etkinliklerinden biri olan Dünya Ekonomik Forumu (WEF) Davos Zirvesi’nin 51’incisi, 25-29 Ocak tarihleri arasında gerçekleşti. Ama 60 ülkeden 1.200 delege panellere, dünyanın dört bir yanında evde çalışmak zorunda kalan milyonlarca insan gibi, telekonferans yoluyla katılabildi.

Olağanüstü koşullarda çevrimiçine taşınan zirvenin ana konusu da kaçınılmaz olarak pandemi ve pandemi sonrası küresel meselelerle nasıl başa çıkılacağı oldu. Hangi meselelerin öncelikli olduğunu ise yine WEF’in, geleneksel hale gelen Küresel Risk Algısı Anketi sonuçları ortaya koydu. Dünyanın dört bir yanından binlerce kişiyle yapılan ankete göre aşırı iklim olayları, iklim değişikliği ile mücadelede başarısızlık, insanların çevreye verdiği zararlar ve biyolojik çeşitliliğin yitirilmesi gibi çevre riskleri “insanoğlunun varlığını tehdit eden riskler” olarak listenin başında yer alıyor. COVID-19 pandemisine rağmen salgın hastalık riski, öncelik olarak çevresel risklerden daha geride algılanıyor.

Listede teknolojik risklerin çokluğu da dikkat çekiyor: İnsanlar, dijital güçlerin birkaç kişinin elinde toplanmasından, giderek artan dijital eşitsizliklerden ve siber güvenlik sorunlarından büyük endişe duyuyor. Bunların gerisinde olmasına rağmen en azından 2020’li yıllarda sürmesi beklenen ekonomik ve toplumsal bir risk, “Geçim krizi” ise yaratabileceği çalkantılar açısından bakıldığında, diğerlerinin önüne geçme potansiyeline sahip görünüyor.

“Great Reset” Zamanı

Söz konusu riskler herhangi bir ülkenin başa çıkabileceğinin çok ötesinde… Bu yüzden kamu ve özel sektör işbirliğinde küresel eylem gerektiriyor. WEF’e göre bu çapta bir girişim için ise kapsamlı düzenlemeler kaçınılmaz görünüyor. Sanal zirvenin temasını “Great Reset” (Büyük Sıfırlama) olarak belirleyen WEF’e göre pandemi, “Daha sağlıklı, daha adil ve daha müreffeh bir gelecek yaratmak için dünyamızı düşünmek, yeniden tasarlamak ve sıfırlamak için nadir ama dar bir fırsat penceresini temsil ediyor.”

Peki, “Great Reset” nereden ve nasıl başlayacak? Yanıt “her alanda ve kapsamlı biçimde” olarak özetlenebilir. Nitekim WEF’e göre, “Eğitimden toplumsal sözleşmelere ve çalışma koşullarına kadar toplumlarımızın ve ekonomilerimizin tüm yönlerini yenilemek için ortak ve hızlı hareket etmek gerekiyor. Daha iyi bir sonuca ulaşmak ancak böyle mümkün.”

Davos 2021 Zirvesi de bu amaca yönelik olarak “Gezegeni Kurtarmak”, “Adil Paylaşımlı Sürdürülebilir Ekonomiler Yaratmak”, “Teknolojiyi İyi Amaçlar İçin Kullanmak”, “İşgücünü Dördüncü Sanayi Devrimine Hazırlamak”, “Sürdürülebilir, Kapsayıcı ve Akıllı İşletmelere Doğru Evrilmek”,  “Hassas Tıp Uygulamalarına Herkesin Erişmesini Sağlamak” ve “Küresel İşbirliğini Tesis Etmek” olarak özetlenebilecek yedi alt tema üzerinde tartışıldı. Zirveye katılan 1.200 delege farklı öneriler dile getirdi ama hemen hepsi yeni teknolojilerin COVID-19 sonrası dünyada kilit önem taşıyacağını vurguladı.

Teknolojiyle daha güzel bir geleceğe…

Dünya ısınıyor, buzlar eriyor, okyanuslar yükseliyor ve plastikle doluyor. Bitki ve Hayvan türlerini kaybediyoruz, sera gazları oluşturuyoruz ve zamanımız daralıyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Aralık ayında ABD’nin Columbia Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, “İnsanlık doğayla savaşıyor. Bu bir intihardır. Doğa her zaman karşılık verir ve bunu şimdiden artan bir güç ve öfkeyle yapıyor.” uyarısında bulunmuştu.

Davos 2021’e de katılan BM Genel Sekreteri, uyarılarına devam etti ama bu kez çıkış yolunu da gösterdi: “Şimdi insanlığın doğal dünya ve birbirimizle ilişkisini dönüştürme zamanı. Ve bunu birlikte yapmalıyız.” Antonio Guterres, bu dönüşümde eğitim ve teknolojinin en büyük yardımcı etkenler olacağını söyledi.

BM, öteden beri enerji, yiyecek, giyim, seyahat, şehirler dâhil tüm insani faaliyetlerin doğaya en az zararı vermesi ve kaynakların tükenmesini önlemek için sürdürülebilir kılınması gerektiğini savunuyor. Hemen her ülke ve sektör BM’nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çaba sarf ediyor. Davos 2021’de bu tür girişimlerden sıkça bahsedildi. Örneğin Hindistan, Fransa, Almanya, Arjantin, Kolombiya ve Güney Kore liderleri, ülkelerinin sera gazı emisyonunu azaltmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırımlarını artırdığını, pandemi sonrası toparlanmada yeşil ekonomiye geçiş yapacaklarını dile getirdiler.

Son dönemin önemli gelişmelerinden biri de ABD Başkanı Biden tarafından Paris İklim Anlaşması’na yeniden katılım için atılan imza oldu. GE Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Larry Culp, bu karar ile ilgili olarak memnuniyetini şöyle dile getirdi: GE olarak ABD Başkanı Biden’ın Paris İklim Anlaşmasına yeniden katılımını sevinçle karşılıyoruz. İklim değişikliği acil bir küresel önceliktir ve dünyamızın sera gazı emisyonlarını karbonsuzlaştırmak için ihtiyaç duyduğu teknolojileri sizlere sunmayı dört gözle bekliyoruz.” 

Tabii küresel iklim değişikliğinin yarattığı riskler daha fazlasını gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı Direktörü Fatih Birol, Davos 2021’de yaptığı konuşmada, liderlerin dile getirdiği yeşil yatırımlara değindi ve “Her gün bahsettiğimiz sıfır emisyon hedefine ulaşmak ve küresel iklim değişikliğine son vermek istiyorsak, temiz enerji yatırımlarını katbekat artırmaktan başka yol yok” dedi ve “Bu yatırımları gerçekleştirmek için gerekli fonlar mevcut” diye ekledi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise sıfır karbonlu dünyaya ulaşmada ileri teknolojilerin büyük rol oynayabileceğini düşünüyor. Davos 2021’de bir konuşma yapan Macron, “Yapay zekâ ve kuantum teknolojisindeki gelişmeler sanayilerimizi ve iklim değişikliği dâhil ortak sorunlarımızı çözme gücümüzü artıracak niteliktedir” dedi. İklim değişikliği uzmanları ise Macron’un bahsettiği teknolojilere büyük veri analitiğini de ekliyor. Onlara göre veri yetersizliği sürdürülebilir projelere fon sağlanmasını engelliyor. İklim değişikliği ve çevre sorunlarına ilişkin düzenli, kullanılabilir veri akışının sağlanması ve bunların analizi karar vericilerin yatırım kararlarını olumlu yönde etkileyebilir.

Zirvenin konuları elbette sadece bu kadarla sınırlı değildi. Gelecek hafta Davos 2021 yazı dizimizin ikinci bölümünde, pandemi sürecinde belki de en çok zarar gören endüstrilerden biri olan havacılık endüstrisini ve sağlık teknolojilerini konuşacağız.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir