Daha Temiz Bir Gelecek için Rüzgâr, Güneş, Hidrojen, Doğal Gaz ve Hidroelektrik – 3

5 Temmuz 2021

Karbon emisyonlarını düşürecek teknolojiler geliştirmeye devam eden GE‘nin dahil olduğu en son projelerden bazılarını paylaşmaya devam ediyoruz:

Hidro Pompalama

Avustralya bir yol ayrımında. Ülke, enerjisini üretmek için onlarca yıldır kömüre güveniyordu; fakat kömürü devreden çıkarmaya karar veren ülkenin, bunun yerini alacak başka enerji kaynaklarına ihtiyacı var. Ülke, 26 ila 50 gigavatlık yeni rüzgâr ve güneş enerjisi tesisleri inşa etmeyi planlıyor. Ayrıca  hava koşullarından kaynaklanan yenilenebilir enerji üretimindeki dalgalanmaları dengelemek için rüzgâr durduğunda devreye girebilecek doğal gaz ve batarya ile çalışan 19 gigavatlık bir enerji santrali daha eklemeyi planlıyor.
Tepenin Altındaki Su: Pompalı-depolu hidro, biri diğerinin üzerinde yükselen birbirine bağlı iki göl ve aralarında suyu taşıyan bir dizi türbin, jeneratör ve pompadan oluşan, nispeten basit bir kurulum kullanıyor. Uygun koşullarda, rüzgâr ve güneş santrallerinden gelen fazla enerji, dev pompaları çalıştırabilir ve suyu daha yüksek rezervuara doğru itebilir. Şebekeye talep arttığında, operatörler kapıları açacak, yer çekimi suyu türbinler aracılığıyla yokuş aşağı alacak ve şebeke için daha fazla elektron üretecek. Avustralya’daki GE Yenilenebilir Enerji Hidroelektrik Satış Müdürü Martin Kennedy, “Kelimenin tam anlamıyla yağmurlu bir günde  kullanabileceğiniz dev bir batarya yaratıyorsunuz.” diyor. Geçen yıl imzalanan iki yeni anlaşmayla; GE Yenilenebilir Enerji ve Avustralya, hidro pompalama ile yönlendirilen bir geleceğe geçiyor.

Denizaltı

Kamu hizmeti veren RWE şirketi tarafından tasarlanan Sofia açık deniz rüzgâr santralinin, kullanılabilir hâle geldiğinde İngiltere kıyılarında 1,4 gigavat elektrik üretmesi bekleniyor.

GE Yenilenebilir Enerji‘nin Şebeke Çözümleri bölümü, geçen sonbaharda Sembcorp Marine ile birlikte 220 kilometre uzunluğundaki denizaltı kablosuyla Sofia’dan karaya elektrik getirmek için bir anlaşma yaptı. Eylül ayında GE ve Sembcorp, hem açık deniz dönüştürücü platformunu hem de kara dönüştürücü istasyonunu içeren iletim sistemi için tam sözleşme imzaladı.
Denizdeki Kale: Karaya elektrik getirmek, denizin ortasında duran, dağılmış türbinlerin ürettiği elektriği bir araya toplayan ve denizaltı kablosuyla iletim için paketleyen dönüştürücü istasyonlar adı verilen devasa açık deniz kalelerini içeriyor. GE, İngiltere’nin Stafford kentindeki araştırma parkında şirketin yıllar içinde kazandığı uzmanlığa dayanan iddialı bir girişim olan, güçlü ve en uzak açık deniz dönüştürücü istasyonlarından birini inşa etmeyi planlıyor. İstasyonun kalbi, verimli taşıma için türbinlerden gelen alternatif akımı yüksek voltajlı doğru akıma (HVDC) dönüştüren bir valf sistemi olacak. Sistemin beyninde ise operatörlere tüm sistemin kapsamlı bir görünümünü veren gelişmiş dijital kontrol cihazı olacak.

Enerji Üretimi Hakkında 

Yukarıda bahsettiğimiz üzere, rüzgâr ve güneş santralleri gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının önümüzdeki on yıllarda yeni üretim kapasitesinin çoğunu oluşturması bekleniyor.

Bu aynı zamanda, rüzgârlar dindiğinde ve güneş battığında, şebekede talebi karşılamak için her zaman yeterli gücün bulunduğundan emin olmak için diğer kaynakların devreye girmesi gerekeceği anlamına geliyor. Geçen sonbaharda GE Gaz Enerjisi, doğal gazın ve yeni nesil gaz türbinlerinin, yenilenebilir enerji kaynaklarının artmasını sağlamak için nasıl bir çözüm olabileceğine dair bir rapor yayınladı. GE Gaz Enerjisi Pazarlama Lideri Brian Gutknecht, “Gaz türbinlerini şebekedeki talebi dengeleyen bir amortisör olarak düşünün.” diyor. Bu gaz türbinleriyle ilgili bir başka güzel şey yakacakları tek yakıtın gaz olmaması!

Karıştırın ve Eşleştirin: Kömürden gaza geçiş, emisyonları %60’a kadar azaltabilir; ancak bu sadece başlangıç. Başka bir büyük geçiş, gazdan hidrojene olabilir. Evrende  bulunan hidrojen elementi, sıfır CO2 emisyonu için bir yol sağlayabilir. GE‘nin gaz türbinleri, hidrojeni doğal gazla birlikte veya tek başına kullanmak için belirli değişikliklere ihtiyaç duyuyor. Örneğin, Hannibal, Ohio’daki 485 megavatlık tesis, bir doğal gaz ve hidrojen karışımını yakmaya başlayacak. Tesis bu sayede 2030 yılına kadar %100 hidrojene geçmeyi hedefliyor.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir