Büyük Bir Şirket Bile Olsanız Startup Gibi Hareket Etmelisiniz

5 Mart 2015

Beth Blog

GE Dünya İnovasyon ve Pazarlama Başkanı Beth Comstock, endüstriyel internet çağının yeni üretim araçlarının kullanıma açıldığı İTÜ Garaj’ın açılışı için İstanbul’daydı. (GE Garaj’da Üretime Katıl: http://geturkiyeblog.com/ge-garajda-uretime-katilmak-icin-online-randevu-al/) İnovasyonda Yeni Trendler konulu ufuk açıcı bir konuşma  yapan Comstock piyasanın nabzını tutarak inovasyon yapmak ile bunu teknolojik buluşlarla birleştirmenin sağladığı fırsatları anlattı.

İnovasyonda Yeni Trendler

Beth, en eski start-up olan GE olarak Türkiye’den Güney Kore’ye, Çin’den Kanada’ya kadar farklı ülkelerde iş dünyası liderleriyle yaptıkları görüşmelerde ortaya çıkan sonuçları dört başlıkta özetledi:

1) Kurumların çoğu daha yaratıcı insanlara ihtiyaçları olduğunun farkında. Ama liderler yaratıcı insanlarla ne yapacaklarını, onları nerede bulacaklarını bilmiyor.

2) Şirketiniz, ülkeniz, üniversiteniz ne kadar büyük olursa olsun sağlık hizmetleri, çevre, ulaşıma dair dünyanın büyük sorunlarını çözmek için partnerlere ihtiyacımız var. Dolayısıyla büyük şirketlerle startup’lar, üniversitelerle startup’lar işbirliği yapıyor.

3) Pazar odaklı inovasyon gerekli.

4) Küresel pazarda herkes küresel ve yerel inovasyon arasındaki doğru bileşim formülünü bulmak için çabalıyor.

beth3

Comstock konuşmasında iki önemli küresel trend daha saydı:

Teknolojinin çok hızlı büyümesi ve kesişmesi: 3D yazıcı bulut bilişimi, dijitalleşmeyi gerekli kılıyor. Sürücüsüz arabalar, GPS’e, internete ihtiyaç duyuyor. Yeni teknolojiler büyük bir hızla bir araya geliyor.

Bağlantılılık: Giderek daha çok şey birbirine bağlanıyor. “Böyle bir üretim devriminin, devletlerin gündeminde olması gerektiğini söylüyor Comstock: “Üretimin dijitalleşmesi dünyanın her yerinde çok hızlı gerçekleşiyor. Bu yüzden girişimciler artıyor. 1999’da ABD’de bir startup’ın devam edebilmesi için 5 milyon dolara ihtiyacı varken bugün bu rakam 50 bin dolar. Bu büyük azalmanın sebebi de bu teknolojiler.

Bu faktörler iş yapma biçimlerini değiştiriyor. “Bence bizimki gibi şirketler için özel bir uyarı bu. Artık bütün zeki insanların büyük bir şirket, devlet ya da üniversite için çalışmak isteyeceğini düşünemezsiniz” diyor Comstock.

Üretici mi olsam dijital biri mi? Diğer büyük dönüşüm kariyer tercihlerinde yaşanıyor. “Kariyerinize başlarken ‘Üretici mi olsam, yoksa dijital biri mi olsam’ diye düşünüyorsunuz. Gerçek şu ki, ikisine de ihtiyacınız var. Muhtemelen dijital mekanik mühendis olmanız gerekiyor. Dijitalleşme ve fiziki dünyanın birleşimi, günümüzde iş dünyasına yön veren en büyük konulardan.”

Comstock, GE olarak jet motorları, MR cihazları gibi ürünler ürettiklerinden bahsederek GE’nin bunları verilerle zenginleştirmeye gayret ettiğini söylüyor. “Öte yandan Google veya bir telekom firması muhtemelen dijitalleşmeye öncelik verir. Ama görüyoruz ki Google robotik buluşlara, donanımlara girmek için çok hızlı çalışıyor. Yani yarış dijital düşünürlerden donanıma, donanımsal düşünürlerden dijitale. Bence yenilikçi olmak için çok ilginç bir dönem.

Comstock, “Her kurumda teknolojinin mi pazarın mı önce geleceği bir gerilim yaratır” diyor: “En iyi icatlar daha önce kimsenin aklına gelmediği için üretildi. Ama ortaya çıkan en kötü fikirlerin de bazıları teknik olarak üretebildiğimiz ama esasında kimsenin ihtiyacı olmayan fikirlerdi. Teknolojinin çok karmaşık ilerlediği bu dönemde bu iki gücü birleştirmek gerekiyor. Bazen müşteriler bir şeye ihtiyaç duysa bile bunu onlardan önce anlamak gerekiyor. Sırf üretiyorsunuz diye herkes onu değerli bulmayacak.”

Türkiye’nin inovasyon karnesi

Türkiye de bu yeni trendlerin dışında değil. Mevcut tablo iyileştirmeye açık çok alan olduğunu gösterse de Türkiye’nin inovasyon yolculuğunda iyiye doğru bir gidiş olduğu söylenebilir. Ülkelerin inovasyon performanslarını sergileyen önemli göstergelerden Fransız Ekonomi Okulu INSEAD’ın hazırladığı Küresel İnovasyon Endeksi 2014’te Türkiye 143 ülke arasında 54’üncü sırada. Bir önceki yıl 142 ülke arasında 68’inci, 2012’deyse 141 ülke arasında 74’üncü sıradaydı. Dünya Ekonomik Forumu Küresel Rekabetçilik Endeksi 2013 verilerine göreyse 148 ülke içerisinde 44’üncü sırada ve “Verimlilikten İnovasyona Geçiş” seviyesindeki ülkeler grubunda bulunuyor. Diğer önemli bir gösterge Avrupa Komisyonu’nun Innovation Union Scoreboard 2014 raporu. Avrupa Komisyonu, AB üyesi ülkelerin yenilikçilik performansını dört farklı kategoriye göre değerlendiriyor:Yenilikçilikte Liderler, Yenilikçilikte Takipçiler, Orta Seviye Yenilikçiler, İddiasız Yenilikçiler. Türkiye “İddiasız Yenilikçiler” grubunda ancak raporda 2006 yılından bu yana Türkiye’nin yenilikçilik performansında iyileşme kaydettiği ve AB’nin performansını yakalamaya başladığı da belirtiliyor.

İTÜ ARI Teknokent Genel Müdürü Kenan Çolpan, Türkiye’nin çok eskiden bu yana önemli icatlara imza atan bilim adamları ve mucitler çıkardığını, fakat sürdürülebilir bir inovasyon kültürü yerleşmediği ve “ticarileşme” niteliği eksik kaldığı için yapılan çalışmaların devamlılığı olmadığını hatırlatıyor. Ancak Çolpan’a göre bu durum yavaş da olsa değişiyor: “Bu değişimin en büyük nedeni bilinçli bir gençliğin yetişmesi ve politika yapıcıların bu yönde aldıkları kararlar.” Çolpan inovatif startup’ların önemini ise “Kendi teknolojisini üretebilen ve bunu yurtdışına sunabilen startup’larda artışın Türkiye ekonomisi için çok önemli bir değer yaratacağını düşünüyorum” diyerek özetliyor.

Girişim Fabrikası Teknolojik Girişimcilik Sorumlusu Murat Tortopoğlu ise tam bu noktada beliren önemli bir soruna işaret ediyor: “Girişimlerimizin yüksek katma değerli ürünlerde büyük pazarları hedeflememeleri sorunuyla karşı karşıyayız. İç pazarın büyüklüğü, bu tip başarılı olan rol modellerin eksikliği nedeniyle ve daha kolay elde edilebilecek daha küçük çaplı başarılar katma değeri düşük alanlara yönlendiriyor. Başka bir deyişle, Comstock’un küresel ve yerel inovasyon arasındaki doğru bileşimi bulma ve pazar odaklı inovasyonun gerekliliği uyarıları Türkiye’de de startup’ların gelişmesi gereken alanlar olarak öne çıkıyor.

GE Türkiye, bu yönde bir dönüşüm için özellikle sağlık ve enerji alanlarında katma değer yaratabilecek girişimlerin önünü açacak çeşitli faaliyetler yürütüyor. Girişimcilik Barometresi’yle girişimciliğin nabzını tutuyor, EKOL oluşumuyla ekosistemi geliştirmeye katkı veriyor, çeşitli inovasyon yarışmalarını destekliyor  (ODTÜ Yeni Fikirler Yeni İşler gibi); Teknopark İstanbul’da bulunan İnovasyon Merkezi de bu yıl içinde hizmete girecek.

Girişimcilerin kurumlardan beklentileri

Kamu ve özel sektörden girişimcilere dönük bu tip desteklerin ülke çapında genişletilmesi etkili sonuçlar doğurabilir. Zira yeni ekonominin itici gücü genç girişimcilerin kurumlardan beklentileri de bu ihtiyacı gösteriyor. Bahçeşehir Üniversitesi Girişimcilik ve İnovasyon Yönetimi Yüksek Lisans öğrencisi ve sadece kadınlara yönelik çalışan e-ticaret sitesi BB Angel’ın kurucusu Berrak Bolluk şöyle diyor: “Son derece cezbedici görülse de girişimcilik insanın yolunu kaybedebileceği, iş kurma, maddi destek alma, büyüme, pazarlama, strateji gibi konularda kime başvurabileceğini bilmediği bir alan. Bu alanın öğrencisi olmama rağmen bir sonraki girişimimde, kimden destek alabileceğimi, nasıl bir yol izlemem gerektiğini ben bile bilmiyorum. Dolayısıyla bu alanda destek veren kurumların kendilerini daha sık ve doğru şekilde duyurması gerektiğine inanıyorum.”

Kendi girişimcilik yolculuğunda atması gereken adımlardan emin olamayan Bolluk, deneme yanılma yöntemiyle ilerlemiş, bu da para ve zaman kaybetmesine yol açmış: “Bu alanda danışmanlık verebilecek bir kurumla ilerleseydim, her şey daha kolay olabilirdi.” Girişimcinin önündeki engellerden biri olarak da prosedürlere ve işlerin söz verildiğinden geç teslim edilmesine değiniyor Bolluk: “Firmamı üç sene önce kurmama rağmen, halen marka tescili dosyam bekletiliyor.”

Marmara Üniversitesi Pazarlama Bölümü’nde Yüksek Lisans Öğrencisi Beste Elçin Güler de girişimcilik yolculuğunda kurumlardan beklentilerini şöyle özetliyor: “Birçoğumuz risk almaktan korkuyoruz. Çünkü yeterli sermayeye sahip değiliz, devletin ve bankaların birçok faaliyetinden bihaberiz. Gençlerin girişimcilik motivasyonlarını besleyecek büyük girişimcilik hikâyelerinin de sık tekrarlanması risk alma konusunda faydalı olacaktır. Potansiyel girişimci adaylarına danışmanlık hizmeti verilmesi, eğitim müfredatlarında girişimcilik derslerine daha çok ağırlık verilmesi ve bu eğitimlerin sadece üniversite değil, lise seviyelerinde de veriliyor olması ülkemize daha fazla girişimci kazandırmak adına faydalı olacaktır. Bu alanda daha fazla seminerler düzenlenmesi de bilinirliğin artırılması açısından faydalı olacaktır.”

Yorumlar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir