Bir Lider Olarak Yüksek Performanslı Ekip Kurmak

4 Ocak 2019

Öncelikle yüksek performanstan söz edebilmek için, standartları belirlemiş olmanız ve ekibin anlaşılabilir, ölçülebilir performans kriterleri olması gerek. Bunlar kantitatif hedefler olacağı gibi, kalitatif hedefler de olabilir. Yüksek performansı tetikleyen en önemli şey ise insanların doğru zamanda doğru şekilde performanslarının ve beklentilerinin tanımlanmış olması ve bunun net, anlaşılabilir ölçüleri olması.

İkinci önemli konu, insanlara sağladığımız kaynaklardır. Onlardan yüksek performans isterken, şirketler olarak hangi kaynakları sağlıyoruz? Ancak doğru kaynaklara sahip ve kendisinden beklenenleri anlamış ekiplerin performanslarından söz edilebilir.

Benim için önemli üçüncü bir konu, çeşitlilik. Bir takımın içinde farklı yetenekleri olan, farklı bakış açıları olan, birbiri ile uyum içinde çalışamazmış gibi görünen insanların birlikte çok yüksek performans elde ettiklerini gördüm.

Liderlik ise performansın bana göre bir diğer önemli unsuru. 32 yıllık çalışma hayatımın başından bu yana hiyerarşik olmayan, esnek yapılara ve yerine, gününe, zamanına göre liderliğe inanan bir insan oldum. Böyle bir lider olmak için çabaladım ancak etrafımda yaygın olarak kullanıldığını maalesef görmedim. Liderlik, herkes ben ne dersem onu yapsın demek değil, bir vizyondur. Takımın başında takımı serbest bırakan, kontrol eden ama hissettirmeyen, önündeki engelleri çeken, takımın arkasından iten, aferin diyen, gerekli bütün liderlik özelliklerini, doğru yerde, doğru zamanda, doğru dozda kullanan doğru bir lider yoksa performanstan söz edilemez.

Aslında sadece lider olmak değil, yöneticilik de çok önemli. İnsanın bulunduğu konumlarda önemli bir yöneticilik görevi var. Yöneticilik daha sayılabilir bir görev, liderlik daha niceliksel bir görev. Ama ikisini bir arada yapmak zorundasınız. Ben lider olayım yöneticilik yapmayayım veya ben yönetici olayım liderlik yapmasam da olur diye bir durum söz konusu değil. İkisini ayırmak mümkün değil…

Liderler insanların içinde çalıştığı ortamdaki fiziksel koşullardan sorumludur. Çalışılan ortam ve altyapı, çalışanın performansıyla doğrudan ilgilidir. Biz daha önce herkesin ayrı odalarda çalıştığı bir ofiste çalışıyorduk. Takımlar arası iletişimi engelleyen bu ortamda çalışmak ekibin motivasyonunu ve performansını olumsuz yönde etkiliyordu. Sonrasında yeni ofisimize geçtik ve açık, birlikte çalışmaya uygun bir ortam sağladık. Açıkçası benim bile bir odam yok. Özel durumlarda toplantı odasını kullanıyorum. Genel müdür odası, fuaye, önünde asistan odası gibi mülkiyetlerim de yok. Bu beni daha işin içinde, demokratik bir lider yaparken çalışma arkadaşlarımızın da beni daha ulaşılabilir düşünmesini sağladı.

Öte yandan iyi bir liderin aynı zamanda iyi bir iletişimci olması lazım. Kendisini düzgün ifade edebilmesi, etrafını iyi dinlemesi, insanların konuşabilmesi için rahatlık sağlaması, güven oluşturması gerekir. Konuştuğunun anlaşılması ve seçtiği kelimelere dikkat etmesi gerekir. Herkes her şeyi söyler belki, unutulur hatta ama lider konumundaki bir insan bunu yaptığı zaman hatanın etkisi daha yıkıcı oluyor. İyiliğin etkisi de daha kalıcı oluyor.

Liderlerin belki de en önemli fonksiyonu vizyon yaratmak, strateji oluşturabilmek. İnsanlara neredeyiz, nereye gitmemiz lazım, nasıl gitmemiz lazım gösterebilmesi gerekiyor. Sonuçta strateji ve vizyonun toplamından da misyonun toplamından da gene lider sorumludur. Bunu hissettirmesi, yaşaması ve yaşayan-yürüyen örneği olması lazım. Örneğin, ben çeşitliliğin önemini her yerde vurguluyorum, birçok platformda konuşuyorum. Ancak ekibimde yeterli kadın lider yoksa, kadın liderlerin gelişimini desteklemiyorsam o zaman söylediklerimin bir değeri kalmaz. Bir liderin en önemli görevi söylediğini yapmak, yaptığını göstermek.

Liderin, onun astı olarak çalışan insanlar üzerinde motivasyon yaratması gerek. Motivasyon, yapabilmek ile yapmak istemenin kombinasyonudur. Yapabilmek ve yapmak istemek birer halkaysa ikisinin kesişim noktasında motivasyon vardır. Bir işi doğru yapacak insanları seçmek, yetenek yönetimini doğru yapmak önemli. Ben daima bir işi en iyi yapabilecek olana değil, en çok isteyene verme taraftarı oldum.

Son olarak da kapsayıcılık ve çeşitlendirmenin bir liderin ajandasında çok önemli yerlerinin olduğunu düşünüyorum. Bir takımın içinde ne kadar farklılık olursa o takım o kadar besleniyor ve performans artıyor.

Yeni nesile liderlik yapacak liderlere tavsiyem ise, bulunduğu ortamda gerçekten var olmaları. Y kuşağı bizlere göre çok daha sıkılgan, toplantılarda hemen telefon ya da bilgisayarlarına bakmaya başlıyorlar. Oysaki toplantıda söz almak, dinlemek çok daha değerli. İkinci tavsiyem, küresel bir vizyona sahip olmaları ve yeterli bilgiye sahip olmadan keskin sonuçlara varmamaları. Üçüncü tavsiyem, yeni bilgi ve becerilere sahip olmaları ve dördüncü tavsiyem de yeni neslin ihtiyaçlarını, taleplerini iyi anlamaları, iyi bir ölçme-değerlendirme yapmaları.

Sizlerin de liderlikle ilgili görüşlerinizi oldukça merak ediyorum. Benimle @cananmozsoy Twitter adresimden iletişime geçebilirsiniz.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir